Halalık Müessesesi

Doğdum; evlat, torun, yeğen, kuzen oldum. 

Biraz büyüdüm; abla oldum. 

Evlendim; gelin, elti oldum. 

Bebeğim oldu; anne oldum. 

Kardeşim evlendi; görümce oldum.  

Bir bebeğim daha oldu; tekrar anne oldum. 

Kardeşim baba oldu; ben de hala oldum!

Aile bazında kazandığım tüm sıfatlar için şükürler olsun, inşallah anneanne ve babaanne de olabilirsem alabileceğim tüm ünvanları almış olacağım. 

Gelelim halalık müessesesine… Teyzeler için “anne yarısı” , amcalar için “baba yarısı” gibi yakıştırmalar var ama halalar için “hem anne, hem baba yarısı” dense olur. Hala olmak tuhaf bir duyguymuş : baba tarafından akrabasın, annenin işine pek karışmak istemiyorsun ama bebeğe her baktığında annelik içgüdülerin de ayaklanıyor. Süt olsun diye dereotu, gaz olmasın diye kimyon, rahat uyusun diye melisa çayı.. Ne bulduysam, ne bildiysem hepsini üstlerine bocalıyorum, yeter ki analı kızlı rahat etsinler 🙂 Tam olarak hissettiğim, sanki doğurmadığım bir çocuğun uzaktan annesiyim… Çok tuhaf… Belki doğum zamanında yanında olduğum için; anneciği sancılar içindeyken orada ben de olduğum için; belki aynı hastanede, aynı doktorla, aynı şekilde doğum yaptığımız için; belki yeni doğanlar bende fazlasıyla merhamet uyandırdığı için, belki iki çocuk doğurdum diye baya bir şey biliyorum sandığım için, belki ne zaman  kucağıma alsam kızımız gazını atıp uyuduğu için, belki kan çekiyor dedikleri şey doğru olduğu için … Kim bilir…  Bir de kız çocuk halaya çekermiş ya, heyecanla büyümesini bekliyorum. Göreceğiz bakalım 🙂