Puset Seçimi

2,5 senede 6 adet bebek arabası almış bir insan olarak en rahat bu konuda bilmişlik yapabilirim herhalde 🙂

Öncelikle anlaşalım, ideal bir bebek arabası yok!

Bebek arabası; size, cüssenize, arabanız varsa onun bagaj büyüklüğüne, maddi durumunuza, bebeğinizin cinsine, nerelerde gezdiğinize vb pek de akla gelmeyen sebeplere göre değişkenlik gösteren, tamamen kişiye özel bir tercih meselesidir.

İlk pusetimizi kızıma hamileyken almıştık. Yanlış… Bu işin doğrusu şu aslında : bebek sahibi olmaya karar verdikten sonra biraz araştırıp biraz gezip beğenebileceğiniz, kaldırabileceğiniz, rahatlıkla katlayabileceğiniz, arabanıza sığan ve size bagaj sorunu yaratmayan bir model seçmelisiniz. Alma işlemini bebek doğduktan sonra da yaparsınız, o sorun değil. Ben hamileyken seçtiğim için puseti kaldırmaya, katlamaya, vs teşebbüs bile etmedim. Haliyle satış elemanının lafıyla, internette okuduğum yorumlarla cillop gibi bir Stokke Xplory pusetimiz ve Besafe İzigo ana kucağımız oldu.   O dönem piyasadaki en havalı pusetlerden biriydi, benim de  “benim çocuğum en iyi markalara, en pahalı ürünlere layık”  gibi yeni anne egolarım varmış herhalde. Bir süre geçtikten sonra en pahalı şeylerin en kullanışlı şeyler olmadığını fark ettim ve kendi hayatımda ne kadar mantıklı düşünebiliyorsam, bebeklerim için ürün seçerken de daha mantıklı davranmaya başladım. Nedense ilk dönem olmuyor bu, illa bir iki tokat yemek gerekiyor 🙂

besafeBesafe İzigo Ana kucağı

Artıları:

  1. Kaliteli malzemeden yapılmış sağlam bir ana kucağı. Minicik bebeğinizi içine koyduğunuzda “ya bir şey olursa” korkusunu yaşamıyorsunuz.
  2. Bebeğinizin doğumdan itibaren doğru şekilde yatabilmesi için iki ayrı bel – sırt desteği var. Bebek büyüdükçe destekleri çıkarıyorsunuz.
  3. Sadece Stokke ile değil; Mima Xari, Easywalker, Maxi Cosi gibi farklı marka pusetlerle kullanılabilir.
  4. Çok sevimli bir güneşliği var, kapatınca salyangoza benziyor. Birçok markanın uyduruk, dümdüz güneşliğinden çok daha güzel gözüküyor.
  5. Arabaya emniyet kemeri ile sabitleyip bebek oto koltuğu olarak kullanabilirsiniz. (Birçok marka – modelde kemer yeri var. ) İpucu: Araba kullanan bir anneyseniz, arabada başka bir yetişkin olmadığı zamanlarda sağ ön koltuğun airbag özelliğini kapatarak ana kucağını ön koltuğa kemerle sabitleyebilirsiniz. Tabi yola ters olacak şekilde.. Böylece bebeğiniz sizi görebildiği için araba gezintileriniz daha keyifli hale gelecektir, ayrıca siz de acil bir durumda (kusma, bir şey yutma gibi) hemen görüp müdahale edebilirsiniz.
  6. Dilerseniz bazasını alıp arabanıza sabitleyerek her arabaya bindiğinizde emniyet kemeriyle uğraşmaktan kurtulabilirsiniz. Ayrıca aynı bazaya IziSleep modeli de uyumlu.

BeSafe_iZi_Go_Modular_i-Size_Review_Canopy.jpg

Eksileri :

  1. Standart her ana kucağı gibi o da bebeği terletiyor ama bu biraz da bebekten bebeğe değişen bir şey sanırım. Benim çocuklarım çok çok çok çok fazla terleyen çocuklar.
  2. Biraz ağır, yanınızda bunu taşıyacak cengaver bir eş şart yoksa lohusa halinizle bir de bel sorunları çekersiniz.

Stokke Xplory V4 Puset

stokke

İşte bu benim alırken aşık olduğum araba 🙂

İnsanın gerçekten hamileyken duyguları karman çorman oluyor. Öyle ki bu araba ile ilgili neredeyse hiç kötü yorum okuduğumu hatırlamıyorum. Kesinlikle mükemmel tercih yaptığımı düşünüyordum. Çok şıktı, çok değişikti, çok kaliteliydi. Ayrıca  summer kit, winter kit, special kit, vs çeşit çeşit kılıfla araba güncelleniyordu.

Fakat…

  1. Araba o kadar ağır, o kadar büyük ki birçok kez araba kullanmak yerine hamak takıp kucağımda taşıdım çocuğu.
  2. Tüm bagajım pusetle doldu, başka hiçbir şeye yer kalmadı. ( O dönem hatchback bir arabam vardı)

Bu iki baya önemli sorun haricinde Xplory sürüşü çok rahat ve iyi bir araba. Bir arabanın anneye güven vermesi, bebeğin içinde güvenli bir şekilde oturuyor, yatıyor ya da uyuyor olması gerçekten çok önemli. Bu bizim ilk arabamız olduğu için biz bu önemli detayları sonraki deneyimlerimizden öğrendik.

Artıları :

  1. Araba yerden yüksek olduğu için bebeğiniz size yakın duruyor ve siz de beliniz kopmadan onunla ilgilenebiliyorsunuz. (Arabanın mottosu “En yüksek bağ oluşturan bebek arabası” evet bir yere kadar doğru. Öte yandan bu arabaların böyle yüksek olmasının sebebi Kuzey Avrupa’daki kar yüksekliği. Birçok Avrupalı anne, Türk annelerinin taşıdığı evhamları taşımadan bebeğini karda, kışta, güneşte, rüzgarda, yağmurda gezdirmeyi ve bebeğe her gün temiz hava aldırmayı gerekli görüyor. Bence de fazla evhamla çocuklarımızın gelişimini engellemekten başka bir şey yapmıyoruz zaten.)
  2. Arabanın tutma yeri, uzunluğu, bebeğin oturma yeri, oturma şekli ve oturma yönü kişiye göre ayarlanıyor. Boyunuz ister bir elli olsun, ister iki metre; rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bebeğiniz ister size dönük gezsin, ister dışarıya dönük. İster tamamen yatsın, ister dimdik otursun. Her şey ayarlanabiliyor. (Haliyle ilk başta öğrenmesi biraz zaman alıyor)
  3. Arabayla beraber sineklik, yağmurluk ve ön çanta hediye geliyor. O ön çantaya hem sineklikle yağmurluğu, hem de bir iki bez, ıslak mendil ve tulum koyuyorsunuz; ekstra bakım çantası taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Oh miss.. images
  4. “Ben titiz bir insanım, gittiğimiz yerlerde bebeğimi mama sandalyesine oturtmak içime sinmiyor” diyorsanız buyurun, doğru yerdesiniz. Bebeğin rahatını hiç bozmadan sadece hamağın yönü ve  eğimi ile oynayarak arabadan mama sandalyesi yapabilirsiniz.
  5. Hamak doğumdan itibaren kullanılabilir ama yapısı dolayısıyla oto koltuğu gibi kullanılamaz. Bebeğiniz küçükken İzigo veya İzisleep gibi ana kucaklarından birini alırsanız arabanızda uyuyakalmış bebeğinizin rahatını hiç bozmadan pusete bindirip gezebilirsiniz.
  6. Sürüşü inanılmaz rahat, hantal cüssesine rağmen manevra kabiliyeti çok yüksek. Sadece alışveriş merkezlerinde ve düz satıhlarda değil; arnavut kaldırımlarında, kumsalda, bozuk yollarda, her yerde kolaylıkla sürebilirsiniz. Elbette bozuk satıhlarda düz yol performansı beklemek çok doğru değil ama o yollarda bir kez baston pusetle cebelleşirseniz, Xplory’yi öpersiniz.
  7. Yuvarlak tutma yeri ile arabayı tek elle rahatlıkla yönetebilirsiniz.  Oraya özel aparatı ile biberon veya bardak taşıyıcı ekleyebilirsiniz.
  8. Çeşitli tekstil kitleri ile arabanızın havasını değiştirebilirsiniz.  Bu kitler sayesinde şasiyi veya oturma hamağını değiştirmeye gerek kalmadan arabayı ilk çocuğunuzda farklı, ikinci çocuğunuzda farklı renk kullanabilirsiniz.
  9. Araları çok az 2 çocuğunuz varsa, Xplory’nin orijinal kaykayından edinerek tek arabayı iki çocuk için kullanabilirsiniz. Bu ürünü biz kullandık, kızım kaykayı çok sevdi ama iki çocukla arabayı sürmesi biraz alıştırma gerektiren bir süreç. Çocuk kaykaya binmediği zaman hemen katlayıp şasinin üzerindeki mıknatısa yapıştırıyorsunuz, her seferinde tak-çıkar uğraşmıyorsunuz.

10. Araba gerçekten çok sağlam, gönül rahatlığıyla ikinci el alabilirsiniz. Çok özel bir kazaya maruz kalmadığı sürece yıllarca kullanılabilir diye düşünüyorum.

Eksileri :

  1. Çok ağır, yaklaşık 12 kg. Özellikle çıtı pıtı bir kadınsanız yanınızda destek şart. Ben bu konuda çok sıkıntı yaşamadım ama kızım 13 aylıkken hamile kalınca ağırlık meselesi cidden mesele haline geldi ve beni yeni arayışlara iten süreç başladı.
  2. Araba çok az katlanıyor haliyle tüm bagajınızı kaplıyor. Ayrıca şasi ayrı, hamak ayrı yer kaplıyor. Eğer sürekli seyahate çıkan tiplerseniz, araba bagajınız yeterince büyük değilse, birden fazla çocuğunuz varsa veya çok eşyanız varsa o zaman bu araba size göre değil. Ya kendinize bir seyahat bebek arabası edineceksiniz, ya arabanızı daha aile tipi bir araba ile değiştireceksiniz, ya da evinizde mutlu mesut oturmaya devam edeceksiniz. Bu araba ancak E segmenti araçlarda veya SUVlarda sıkıntı yaratmaz.
  3. Araba muadillerine göre baya pahalı. Özellikle koca tekerlekli bir sürü marka modelin piyasaya sürüldüğü günümüzde cidden pahalı. Zaten Stokke’nin tüm aksesuarları, arabaları ve diğer bebek malzemeleri (kanguru, mama sandalyesi, beşik, vs) her şey çok çok pahalı, gelişi kurtarmıyor herhalde 🙂

Düşündüm, düşündüm başka şikayet edebileceğim konu bulamadım. Bu arabayı gerçekten çok severek, beğenerek almıştım ve belki hemen ikinci çocuğuma hamile kalmasaydım hala kullanıyor olurdum. Burada Xplory’nin bir suçu yok tabi, kimsenin suçu yok. Meleğim öyle istemiş öyle gelmiş…

Chicco Liteway

Dev puset sahibi her ebeveynin günün sonunda geleceği yer ister istemez baston pusetlerdir, sanırım bundan kaçış yok. Biz Chicco Liteway’imizi tamamen kendi konformist bakış açımızdan dolayı edinmiştik. Ailede iki araba var, şehir dışı bir yerlere gidecek olsak baba arabasına yükleniyoruz; diğer zamanlarda kızımla benim arabada takılıyoruz. Eşyamız çok, Xplory dev gibi, bize yer kalmıyor. Ben kızımın yanında arka koltukta gidiyorum, bizim valiz sağ ön koltukta gidiyor. Araba ötmesin diye ona kemer bağlıyoruz falan. Benim adamın kafası attı, “ben valizle yol arkadaşlığı yapmak istemiyorum” diye… Düşündük; en mantıklı şey bagajda valize yer açmak, bunun için de puseti küçültmek gibi geldi. Bir gün bir alışveriş merkezinde yürüyoruz, Joker Chicco ürünlerine indirim yapmış, girdik, baktık, sürdük, katladık, geri açtık falan artık deneyimliyiz ya öyle dümdüz bakarak almıyoruz tabi 🙂 Ben gittim, evde biraz araştırdım, herkes çok memnun “sadece ön barı da olaymış iyiymiş” demişler. “Aman, o da olmayıversin” dedim, gittik aldık ertesi gün. litewayO zamanlar yeni anneydim, ufaklık 4-5 aylık, sanıyordum ki “alacağım ürüne ben karar veririm” (halbuki öyle bir dünya yok) O inatçı, ben inatçı; birkaç kere çığlık çığlığa yürüyüş yaptık, sonunda pes ettim. Bebek hanım minicik boyuyla karakter sahibi; sevdikleri var , sevmedikleri var.  Annesi babası olarak seve seve saygı gösteriyorsun; sonuçta o da ayrı bir insan.

Artıları :

  1. Kolay açılıp kapanıyor, pratik
  2. 7kg ağırlığında
  3. Bagajda az yer kaplıyor, diğer eşyalarınıza yer kalıyor
  4. Doğumdan itibaren kullanılabilir, araç tam yatıyor. 5 ayrı oturma pozisyonu var.
  5. Paket içeriğinde yağmurluk ve kış için ayrı tulum var. Bebek sıcacık seyahat edebilir.

Eksileri :

  1. Tüm baston pusetler gibi tek yönlü.
  2. Güneşliği yetersiz, güneşli havalarda çocuk rahatsız oluyor.
  3. Engebeli yüzeylerde çok rahat sürülmüyor.

Belki biraz daha kullansam başka yönlerinden de bahsedebilirdim ama Liteway maceramız 5-6 denemeden sonra sona erdi, Gittigidiyor aracılığıyla ona ihtiyacı olan başka bir velete yar oldu.

Bebe Confort – Loola

Chicco Liteway’e veda ettikten sonra çift yönlü kullanabileceğimiz başka bir model arayışına girdik. Kızımın beni özellikle görmek istemesi birçok modeli direkt elememize sebep oldu. Sanırım 3 yıl önce şu an piyasada olan birçok araç yoktu, bu yüzden seçerken pek fazla ürün arasında kalmadık. Baston gibi az yer kaplasın, çift yönlü olsun, bu kadar.

14204464591755783120loola2Beklentiler az ve kriterler belli olunca zorlanmadan seçip yeni arabamızla mutlu olmanın yollarını aradık. Öncelikle kızım hiç sorun çıkarmadan bindi, biz de mutlu olduk; artık bize bakması gerekmediğini fark edene kadar da sıkıntısız kullandık.

Artıları :

  1. Çift yönlü. Minik bebeğiniz nereye bakmak istiyorsa bakabilir.
  2. Birçok baston pusetten çok daha geniş iç hacime sahip. Bebek içinde rahat ediyor.
  3. Oturak kısmı dışarı bakarken tek hamlede kapatabiliyorsunuz.
  4. Pakete yağmurluk dahil.

Eksileri :

  1. Bebeğin oturma pozisyonu çok enteresan ayarlanmış, çok arada. Bu yüzden hep dikelip oturmak istiyor gibi geliyordu bana.
  2. Doğumdan itibaren değil 6.aydan itibaren kullanılıyor.
  3. Oturakla beraber kapatmak için oturağın dışa dönük olması gerekiyor, aksi takdirde önce oturağı çıkarıp sonra kapatıyorsunuz.
  4. Manevra kabiliyeti çok iyi değil. Dönerken tekerlerden biri havada kalıyor, sizi zorluyor.
  5. Çok hafif değil, yine çıtı pıtı kadınların desteğe ihtiyacı var.

Casual – Otto

Bir gün internette geziyorum, o zamanlar oğluş ufacık. Xplory’ye o biniyor, bir yerlere giderken Loola’yı da alıyoruz, kızım da ona biniyor. Minimum eşyayla gezmeye çalışıyoruz, çalışıyoruz da iki minik çocukla ne mümkün… Benim adam eşyadan, bebek sesinden, hayattan yılmış ;  ondan destek göremediğim için ben ekstra yorgunum ama minik çocuklarla uğraşmam gerektiği için ekstra enerjik olmam gerekiyor. İşte böyle bir zamanda %40 gibi absürt bir indirim yapmışlar. Dayanamadım aldım.Casual-Otto-Trona-Travel-Sistem-Bebek-Arabasi-9834 Bu modelin mottosu uçak kabinine bile sığabiliyor oluşuydu. Adamlar gerçekten minicik katlanabilen bir araba yapmışlar, bu konuda laf yok. Bu araba kesinlikle çok kullanışlı bir seyahat arabası olabilir. Bundan daha ufak benim bildiğim bir Pock-it modeli var, o da zaten konfor olarak bu kadar bile değil.

Artıları :

  1. Küçücük. Kolayca paketleniyor. İsterseniz çantasına koyup bagajı hiç kirletmeden saklayabilirsiniz. Aynı şekilde uçakta bagaja vermeye gerek kalmadan kabinde tutabilirsiniz.
  2. Trona model ana kucağı ile beraber satıldığı için bebeğiniz doğduğu andan itibaren kullanabilirsiniz.
  3. Tutma yeri bütün olduğu için tek elle kontrol edebilirsiniz.
  4. Ana kucağını oto koltuğu olarak kullanabilirsiniz. (0-13 kg)
  5. Taşıma çantası sayesinde çocuğunuz arabaya binmediğinde katlayıp omzunuzda taşıyabilirsiniz.

Eksileri :

  1. Başka arabalar da kullandığım için arada bariz bir sürüş ve malzeme kalitesi farkı olduğunu söyleyebilirim. Bu araba tek arabanız olacaksa çok tavsiye etmem.
  2. Arnavut kaldırımlarında veya bozuk yollarda sürmek çok zor. Tekerleri çukurlara giriyor, çıkarmak için uğraşıyorsunuz. Daha çok düz yollarda ve alışveriş merkezlerinde ideal.
  3. Ana kucağı ile beraber satıldığı için örneğin 1 yaşındaki çocuğunuza alırken boşuna ana kucağı parası ödüyorsunuz. Maalesef tek satılmıyor.
  4. Yağmurluk, sineklik, vb her şey ekstra.
  5. 15kg ‘a kadar kullanılabilir ama içinde 15kg bir çocuk varken arabayı sürmek cidden zor.

Maclaren Quest

Evet, kaç araba oldu ? Şimdilik 4, sonra kızımın dışa dönük oturma sevdası geçince baston pusetin piri olan Maclaren’leri araştırmaya başladım. Bu sırada kızım 29, oğlum 7,5 aylıktı. O dönem için baya kafa patlatmıştım: 2,5 yaşındaki çocuğa yeni baston puset alınır mı ? Acaba daha uyduruk bir şey alıp günü kurtarsam mı ? Veya Bebe Confort ve Casual ikilisiyle yoluma devam mı etsem ? Kafamda bir sürü soru işareti ama yüreğimde yavrulara karşı adalet duygusuyla bu alanda son kez (umuyorum ki son kez 😛 ) yatırım yapmaya karar verdim. Bundan sonra başka çocuklarım olursa Xplory ve Maclaren ikilisiyle yola devam ederim.

İnsan durup durup neden bebek arabası kampanyalarını kontrol eder, neden hep bir arayışta olur ? Merak ediyorsanız söyleyeyim, bir sürü araba denedim ama içime sinmedi bir türlü. Bebe Confort çift yönlüydü ama çok hantaldı, Casual çok pratikti ama pek güven vermiyordu, Xplory çok kaliteliydi ama devasaydı, Chicco’yu zaten kullanamadık, sattık.  En sonunda “buna da binmezlerse ikinci el fiyatına satarım artık, ne yapalım” diye niyeti bozup 2 adet Maclaren Quest aldım. Quest, Maclaren’in en hafif modeli değil ama hafif kategorisinde en konforlu olanı diyebiliriz. Bundan daha hafif (ve daha uygun fiyatlı) olarak Globetrotter diye bir model var ama sırtı yatmıyor. Bundan daha konforlu olarak Techno XT modeli var ama onun da tekerleri daha büyük olduğu için daha çok yer kaplıyor ve daha ağır. Bence Quest ideal…

que.jpg

Maclaren Quest 2016

Artıları :

  1. Çok hafif, sadece 5,6 kg.
  2. Sürüşü çok rahat, manevra kabiliyeti çok iyi . İçinde 15-16kg çocuk varken bile çok fazla zorlamıyor.
  3. Normal bastonlar gibi 15 kg değil, 26 kg kapasiteli.
  4. Arabayı bileğinize takmayı sağlayacak ekstra güvenlik önlemi olarak bilekliği var.
  5. Küçük bebeklerin kaymasını engellemek için ayak kısmında ekstra cebi var.
  6. Mevcut pedinden tatmin olmazsanız içine daha kalın, baş destekli, tam uyumlu rengarenk Maclaren pedlerinden koyabilirsiniz.
  7. Önünde dev gibi bir güneşliği var, kesinlikle çok işe yarıyor.
  8. Yağmurluğu ile beraber geliyor.
  9. Kolayca katlanıyor ( diğer baston pusetler gibi)
  10. Kapatıp askısı ile omuzda taşıyabilirsiniz.
  11. Tentede kocaman bir gözetleme kısmı var, bebeği uyurken izleyebilirsiniz.
  12. Sırtı tamamen yatabiliyor, ufak bir destekle yeni doğanlar için de uygun olur.
  13. Sırt kısmında gayet işe yarar bir cebi var, bazen cüzdan – telefonu içine atıp çanta bile almıyorum.
  14. Mevcut renklerinden hoşlanmadıysanız Scarlett serisinden daha tasarım bir araba  seçebilirsiniz.
  15. İki tanesini yan yana koysam da hala bagajda yer kalıyor ki bu benim için bu arabayı şu an doğru araba yapan şey.

Eksileri :

  1. Maalesef hiçbir ana kucağı takılamıyor (beni çok etkilememişti, zira oğlum yeterince büyüktü) . İllaki uyuyan bebeği oto koltuğundan çıkarıp arabaya yatırmanız lazım veya tam tersi. 2018 Edit : Maclaren portbebe artık ülkemizde satılıyor, tam olarak güvenli ana kucağı meselesi çözülmemiş olsa da (ana kucağının aynı zamanda oto koltuğu işlevi görmesi sebebiyle) bebeğinizin rahatını bozmadan, kışın üşütmeden arabadan pusete geçiş yolu sağlanmış oluyor.  Maclaren-Carrycot-Black-Silver-4a32
  2. Maalesef bu araba da diğer bastonlar gibi tek yönlü. Çocuğunuz benim kızım gibi gıcıksa sizin için de çare olmayacak.
  3. Tek elle idare etmesi biraz zor, tutma yeri bar şeklinde olsaymış daha kolay olurmuş. 2019 Edit : Aklın yolu bir, Quest’in yeni Arc modelinde artık bar tipi tutacak var.
  4. Tekerleri çok küçük olduğu için bozuk yollarda çok zor sürülüyor, her çukura giriyor.
  5. Kumsal gibi kumlu veya hafif taşlı yollarda sürmeyi denemeyin, öyle bir dünya yok.
  6. Araba o kadar hafif ki birkaç kez saplarına bir şeyler astığımı unuttuğum için çocuğu kaldırınca araba yere devrildi.
  7.  Kapatırken eğilmeyelim diye yaptıkları askıdan (ayrıca omza asılan askı) çekince oradaki plastik kopçayı kopardım, moralim bozuldu…
  8. 5 nokta emniyet kilidi biraz sert açılıyor, çocukların kendi başlarına açmamaları açısından iyi olsa da bazen beni deli ediyor.
  9. Maalesef katlanınca tekerler güneşliğin iç kısmına değiyor ve orayı kirletiyor. Neyse ki kumaşı yeterince kaliteli olduğu için leke kalmadan temizleyebiliyorsunuz ama araba her açılıp kapandığında bu iş sizi bekliyor.

Günün sonunda şu an aktif olarak kullandığım iki araba da Maclaren Quest. Keşke daha önce alsaydım diyemiyorum çünkü alamamamın haklı sebepleri var ama şimdi özellikle yolculuklarımızda çok rahat ettik. Birer puset alıyoruz, rahat rahat “yoruldum, beni kucağına al” derdi olmadan yürüyüş yapıyoruz, geziyoruz. Uyuyakaldıklarında sırtını dümdüz yatırıyoruz, hiç rahatlarını bozmadan uyuyorlar. Sürüşü rahat olduğu için çok yormuyor. E, bir pusetten başka ne isteyebiliriz ki ?

s-l1000

Pusete bakarken ..

Bir bebek mağazasına girdiniz, sizinle ağzı laf yapan iyi bir satış görevlisi ilgileniyor. Size bir pusetin özelliklerinden bahsediyor. Belki şimdi hamilesiniz veya çok heyecanlı bir baba adayısınız, ama her lafa güvenmeyin. Bazı şeyler, başka bazı şeyler anlamına geliyor çünkü 🙂

Bir pusetin kocaman tekerleri varsa :

Bu puset muhtemelen konforludur, içi geniştir. Kocaman tekerleri sayesinde (ve uygun süspansiyon da varsa) her türlü yolda yürürsünüz, bebeğiniz hiç rahatsız olmaz. Şehirde yürürken küçük çukurlara falan girmez o lastikler , sürerken sizi deli etmez. Zaten şu ara en popüler pusetler bu kocaman tekerli pusetler. Lakin…  Puset olarak baya ağırdır ve oturak kısmı ayrıdır, haliyle pek pratik bir model değildir. Dev tekerler, ayrı oturak derken arabanızın bagajını komple kaplar veya bagaja sığmaz bile… Bu arabalardan alırsanız, birkaç ay sonra bir baston puset almanız kaçınılmaz son.

Bir travel sete port bebe dahilse  :

Biliniz ki en çok ana kucağı olan oto koltuğunu kullanacaksınız. İlk dönem port bebe rahat bir şeymiş gibi gelse de bebeklerin biz gibi düz yatmaktan çok anne karnındaki gibi eciş bücüş uyumaktan hoşlandığını fark edeceksiniz ve o port bebe süs olarak evinizin bir köşesinde duracak.

Bir arabanın yüksekliği ayarlanabiliyorsa  :

Absürt bir boyunuz varsa özellikle çok uzunsanız maalesef uygun fiyatlı alternatifleri direkt eleyip Kuzey Avrupa gibi daha uzun insanların yaşadığı yerlerde üretilen markalara yönelin. Bir arabanın yüksekliği ayarlanabiliyorsa o araba muadillerinden daha pahalıdır. Standart boyda bir insansanız gerek yok ama çok kısa veya çok uzunsanız boy ayarı yapılamayan arabalar sizin için bir süre sonra bel ağrısı sebebi haline gelecektir.

Küçük tekerli bir travel set alacaksanız :

Avm tipi bir aileyseniz, bu tip arabalar tam size göre. Hem görece uygun fiyatlı, hem pratik. Lakin dağ taş geziyorsanız bir süre sonra off diyeceksiniz.

“Bu marka çok satıyor” :

Bu marka çok satıyorsa illaki en ideal, en muhteşem araba demek değildir. Nedense hangi markayı sorsam hepsi için aynı şeyi söylediler. Satıcıların standart yoğurdum ekşi diyememeleri durumu.

Ürünün ağırlığı :

Çok ağır arabalar çok kaliteli olmadığı gibi çok hafif arabalar da adi anlamına gelmez. Önemli olan arabanın kendi ağırlığı ile bebeğin ağırlığını doğru bir şekilde dağıtabilmesidir. Çünkü bebek arabası sürmek sandığınız kadar kolay bir iş değildir, özellikle gezi veya alışveriş birkaç saat sürüyorsa 🙂

Piyasada çok fazla marka / model var, cidden karar vermek kolay değil. Ama size iyi bir haberim var : puseti seçtikten sonra bu kadar düşündürecek pek bir şey kalmıyor. Sadece Oto Koltuğu Seçimi… 🙂

Biberon Seçimi

Yenidoğan alışveriş listesinde muhakkak olması gereken bir başka madde de biberon. Hayalimiz sütün hemen gelmesi, bebeğin hemen emmeye başlaması ama bazen hayaller gerçek olmayabiliyor. Bu yüzden doğum çantanıza bir adet biberon koymanızda yarar var, belki hastanede kullanmak zorunda kalabilirsiniz.

Ben malzeme olarak camın, plastiğe göre havada karada daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm için ilk biberonlarımı hep cam seçtim. Tercihim Philips Avent Natural – Yenidoğan ve Chicco Nature Glass biberonları olmuştu. Sonra kızım biraz büyüyüp su, mama, meyve suyu, ıhlamur vs içmeye başlayınca ister istemez PP biberonlardan almak zorunda kaldım. Çünkü cam biberonları yerlere atıp kırdı. (4 tane cam biberon kırdık, dördünde de her yer tuz buz cam oldu… Bu yüzden yaramaz bebeğinize cam biberon verirken dikkat edin 🙂 )

Biberon Alırken…

Biberon alırken dikkat edeceğiniz birkaç nokta var :

  1. Öncelikle alacağınız ürünün seri olmasına dikkat edin. Yani aynı biberon emziğine uygun hem cam, hem plastik, hem küçük, hem büyük biberonları olmalı. Hatta en mantıklısı kullandığınız göğüs pompasının markasından seri yapmak. Tabi çılgın gibi süt üretip dondurucunuzun tamamını üstü tarihli süt poşetleriyle doldurmadığınızı varsayıyorum. Benim öyle bir durumum hiç olmadı, sütü taze taze sağıp en fazla 1 gün sonra içirdim. Lakin kutu kutu süt saklama poşetleri satın alan anneleri de biraz kıskandığımı itiraf edebilirim. Sütünüz hem bebeğinize, hem dondurucunuza kadar yetiyorsa, pompanız ile biberonlarınızın aynı marka olmasına hiç lüzum yok.  Daha normal boyutlarda süt üretiminiz varsa bebeği tek tip biberona alıştırmak açısından pompa biberonunun serisini yapabilirsiniz.
  2. Bilinen ve kolay bulunan bir marka olmasına dikkat edin. Çocuğunuz o biberona alışıp başka biberonları reddedebilir o yüzden başlangıç biberonunu nadir bulunan veya absürt fiyatlı bir markadan seçerseniz sonunda mağdur olabilirsiniz.
  3. Biberonun tutuşu rahat olmalı, birçok firma buna dikkat ediyor ama her bebek kendine has. Alırken şöyle bir bakarsınız, hangisi içinize sinerse..
  4. Biberondan sıvı çok kolay gelmemeli. Tabi bu biberondan çok biberon emziğinin yapısı ve numarası ile ilgili. Markaya göre 1 veya 0 numara olmalı. Yenidoğan bebeğiniz pek çaba sarf etmesine gerek kalmadan karnını doyurmaya başlarsa; hem çene kasları gelişmez, hem de memeden uzaklaşıp tamamen biberonla beslenmek istemeye başlar. Bazı kadınlar emzirmekten pek hazzetmiyor ama birçok kadın için bebeğin memeyi reddetmesi bir travma sebebi. Bu yüzden biberonun tek delikli ve zor emilen cins olmasına dikkat edin. Bu tarz biberonlar genellikle “natural …. ” veya  “emzirme ile birleştirilebilir” ibareleriyle satılıyor.

Benim favori markam Philips Avent Natural, tabi Lansinoh Natural Wave veya Chicco Natural Feeling de olur. Ayrıca Dr Brown’s kullananlar da genellikle memnun ama bizzat kullanmadım.

Cam Biberon Artılar & Eksiler

  • Sağlıklı malzeme
  • Hijyenik ve kokusuz
  • Eskimez ve renk değişimi olmaz
  • Sıcak – soğuk kullanılabilir
  • Bebeğin kendi tutması için biraz ağır
  • Taşıma çantasında ek yük
  • Kırılabilir
  • Kırıldığında hem biberonsuz kalırsınız, hem de tuz buz olduğu için temizlemesi çok zor.

Kırılmaya karşı önerim : Silikon veya havlu biberon tutucu edinebilirsiniz. %100 sonuç vermese de belli bir oranda koruyucu olur.

PP Biberon Artılar & Eksiler

  • Bebek rahatlıkla kendisi tutabilir, kaldırabilir
  • Kırılmaz
  • Hafiftir, taşıma çantasında ek yük yapmaz
  • İçinde BPA olmadığı söylense de sonuçta plastik
  • Ne kadar iyi yıkanırsa yıkansın bir süre sonra içinde koku oluşmaya başlıyor
  • Bir süre sonra sararmaya başlıyor
  • Belirli aralıklarla değiştirilmesi lazım

Bence mantıklı olan kullanım sıralaması şu :

  1. Bebek çok küçükken yani biberonu sizin tuttuğunuz zamanlarda cam biberon kullanmak
  2. Bebek 6 aylık civarı olunca PP biberona geçmek, böylece rahatlıkla eline alıp suyunu içebilir, biberonu yere atabilir
  3. Bebek 1-1,5 yaşına gelince gece sütü için tekrar cam biberona dönmek

Biberon Sterilizasyon İşlemi

Biberonlar tek kullanımlıktır, yani içine sütü koyarsınız, bebeğiniz içer sonra sterilize etmeniz gerekir. Temizleme için biberon temizleyici fırça edinebilirsiniz. Her ne kadar biberon paketlerinde bulaşık makinesinde yıkanabileceği yazsa da özellikle PP biberonlar için ben pek tavsiye etmem çünkü biberona deterjan kokusu siniyor. Sonra bu sinmiş koku süte siniyor ve gerçekten iğrenç oluyor.

Benim yöntemim doğal içerikli ve kokusuz bir deterjanla temizleyip bol su ile durulamak, ardından 60 dakika sterilize etmek. Eğer sterilizasyon makineniz yoksa 5 – 10 dakika suda kaynatabilirsiniz. Aynı şeyi emzikler için de uygulayabilirsiniz. Ben ilk dönem sadece 2 emzik için makine çalıştırmak yerine cezvede kaynatmayı tercih ediyordum. Sonra biberon bulaşıkları da çıkınca makineyi çalıştırmak daha mantıklı hale geldi. Aynı anda 5-6 biberon kullanmıyorsanız makine almanıza gerek yok ama benim iki bebeğim olduğu için ve bebek çantamda, ananede, babaannede, arabada, şirkette, vs yedek tuttuğum için her gün muhakkak makineyi çalıştırıyorum.

Günün sonunda, biberon seçimi önemli. Umarım tek seferde bebeğinizin seveceği biberonu bulursunuz.

 

Emzik mi?

Çiçeği burnunda bir anne adayıyken bir sürü olmazlarım vardı. Çocuğumu en doğru şekilde büyütmek, ona en doğru malzemeleri sunmak için tüm hamileliğim boyunca araştırmalar yaptım, bir sürü şey okudum ve bebeğim doğmadan annelik ekolüm hazırdı. Tabi ki bu ekolün içinde, bıraktırmak için tonla uğraşı gerektiren “emzik” kesinlikle yoktu.

Hayalim; tamamen benim bebekliğime benzeyen, sakin, uslu bir bebekti ama gerçekte sahip olduğum minik yaratık kesinlikle o değildi. Morarana kadar ağlayan, emme eylemi  haricinde susmayan, benden başka kimsenin kucağında durmayan, 7/24 yapışık ikiz gibi gezinmek zorunda kaldığım, bıraktığım an ciyak ciyak bağıran bir bebek doğurdum. Pek şikayet etmesem de bu süreç beni çok yordu. Düşünsenize bir emme seansı 40-50 dakika sürüyor, bebek göğsümde uyuyor ve ağzını oradan çektiğim an uyanıp ağlamaya başlıyor… Her şeyi üstlenmeye kalkmış çılgın bir lohusaydım ama bebeğim sayesinde hiçbir şey yapamıyordum. Buna tuvalete girmek ya da duş almak gibi zaruri ihtiyaçlar da dahil… Bu noktada 3 ay boyunca kullanmamak için direttiğim emzikler bana bir hayli yardımcı oldu diyebilirim. Bıraktırmaya çalışırken zorlanacağımı biliyordum, 2 yıldan fazla emmemesi gerektiğini biliyordum, ağız – çene yapısını bozabileceğini biliyordum, sağa sola düşen emziği ağzına almak suretiyle daha kolay hasta olabileceğini biliyordum, hepsini bildiğim halde yapacak bir şey yoktu. Taktım emziği, kurtuldum.

Tabi, ideal emzik diye bir şey yok. Her çocuk birbirinden o kadar farklı ve bu, her durumda o kadar apaçık ortaya çıkıyor ki… Kızım için emzik kullanmaya karar verdikten sonra tabi ki gayet basit düşündüm. Sandım ki hoşuma giden bir emziği alırım, o da beni nasıl emiyorsa emziği de cok cok emmeye başlar. Öyle bir dünya yok hanımlar… Siz en güzel, en kaliteli, en şık emzikleri alabilirsiniz; yavrunuz hangisi hoşuna giderse onu seçecek. Emzik için tonla para harcadıktan sonra (güya emziğe çok karşıydım ama iş inada binmişti çoktan. O çocuk emzik emecekti, o kadar…) ideal emziğimizi bulduk ve aylarca aylarca aylarca (28 ay!) sadece onu emdi. Chicco Physio Soft – Kauçuk ile başladık, biraz büyüyünce silikon olanları da almaya başladı.

Chicco Physio Soft Kauçuk

Çok çirkin, değil mi ? Evet, çirkin. Bir arkadaşım bunu gördü, “aaa, bakkal emziği” dedi. Bakkal makkal, ben sonuca bakarım 🙂

Emzirdikten sonra hemen ağzına tıkardım, uyumaya devam ederdi. Renkli renkli emzik zincirleri takardım, şirinmiş gibi olurdu. Ayrıca küçücük suratının yarısını kaplardı, cidden komik olurdu. Zaten biraz büyüyüp o ilk hırçınlıkları geçince renkli almaya başladım, onlar gerçekten şirindi.

Emzik kullanan bir bebeğiniz varsa yapmanız gereken bir emzik2kaç şey var :

  1. Emzik yedeklemek (aynı anda 3 tane falan ideal)
  2. Bebeğin ayına göre emzik değiştirmek
  3. Bebek çantasında, arabada, ananede, babannede emzik bırakmak
  4. Bebekle dışarı çıkarken emzik kutusunda en az 1 adet  yedek tutmak
  5. Her gün emzikleri sterilize etmek

“Bu kadar emziğe ne gerek var” derseniz bebeklerin emzik zincirleri ile oynadıklarını, emziklerini büyük bir zevkle yerlere attıklarını, emzik yere düştükten sonra da ciyak ciyak bağırdıklarını söyleyebilirim.

Ben “her bebek için muhakkak bu emzik uygundur” diye düşünüp herkese bu emziği tavsiye ederken oğlumu alıştıramadım! Sonra ilk dönemdeki gibi emzik araştırmalarım başladı ama çok fazla yatırım yapmadan şunu buldum : Philips Avent Soothie

emzik3Chicco’ya göre daha sevimli ve şekilli olan bu emzik de kesinlikle ideal değil :

  1. Kocaman ve bebeğin minicik yüzünün yarısını kaplıyor, komik oluyor.
  2. Emmesi çok zor olduğu için sürekli ağzından çıkıyor (iyi tarafı : emmesi çok zor olduğu için bebekte bağımlılık yapmıyor)
  3. Zincir takılacak yeri yok

Ben  kullanırken tutma yerini delip zincir geçiriyordum. Oğlum uykusu varken emerdi ve yaklaşık 6 aylıkken bıraktı. Sonra da başka hiçbir emziği istemedi. Hal böyle olunca oğlumu sakinleştirmek ve uyutmak çok zor bir hale geldi. (Bu başka bir yazının konusu)

Emzik kullanımını tamamen bitirmiş bir anne olarak şu an rahatlıkla diyebilirim ki emzik için kasmanıza gerek yok. Yani “dişleri yamuk çıkarsa, ya bırakamazsa, üff plastik emmesin” gibi endişelerinizi bir yana atabilirsiniz. Hiçbir şey olmuyor. Zamanı gelince bir şekilde bırakıyorlar.

Aslında yapabilirseniz emziği sadece uyku aracı olarak kullanabilirsiniz. Lakin emzik gibi bir kurtarıcı bulmuşken (İngilizce’de emzik demek pacifier yani yatıştırıcı demek mesela) bunu yapmak baya zor olacaktır, orası ayrı mesele.