Emzirme ve Biberon Kullanımı

Bloga ilk yazdığım yazılardan biri biberon seçimi ile ilgiliydi. Bence biberon bir yenidoğan çantasında muhakkak olması gereken bir can kurtarandı. Kullanılmasa bile varlığı yeterdi, anneye güven verirdi.

Sonra ne keşfettim, biliyor musunuz? Çok özendiğim, 2-2,5 sene emziren annelerin neredeyse hepsinin bebeği biberon hatta emzik almayı reddeden, tabir-i caizse gıcık bebeklerdi… Emzik olarak annenin kullanılması, sanırım annenin çaresiz göğüslerince “süt yapmalıyım, boşken canım çok acıyor” sinyali olarak algılanıyor ve emzirme süreci uzuyor. Öte yandan, biraz nefes alabilmek ve dinlenmek için bebeği biberona alıştırma kararı, emzirme sürecini otomatik olarak kısaltıyor. Gel gör ki bir daha bebeğim olsa ben yine sağdığım sütü kaşıkla vermek için uğraşamam…  Sabırlı biriyim, bebeklerimi çok çok seviyorum, emzirmeyi de çok sevdim, falan filan ama kaşıkla yenidoğan beslenir mi  ayol ? 😀

Sanırım anne doğum yaptıktan sonra o anki ruh haline göre bir emzirme planı yapmalı. Bu herkeste farklı olur elbette. Kimi emzirmekten hoşlanmaz, kiminin göğüs ucu yaraları iyileşmez, kiminin sütü gelmez, kiminin biberona ihtiyacı bile olmaz… Her zamanki gibi kişiye özel plan 🙂

Planlama yaparken bebeği hangi yolla beslemek istediğiniz, ne kadar süre emzirmek istediğiniz ve şartların neye müsait olduğu (ilk aklıma gelenler : Bakıcı olacak mı? Anne çalışacak mı ? Annenin doğum sonrası genel psikolojisi nasıl ? Anne gerekli desteği görüyor mu? ) gibi temel soruları cevaplandırsanız yeter.

Sağma fikrinden hoşlanmasanız bile en azından ilk zamanlarda memeyi süt üretmeye teşvik etmek açısından ister manuel, ister elektrikli bir süt sağma makinesi edinmelisiniz. Çünkü ilk günlerde foşur foşur sütünüz olsa bile bebecik minnoş minnoş emip hemen yorulduğu için sütün çoğunu memede bırakabilir. Bunu önlemek için sağmak şart. Sağdığınız sütü ne ile içireceğiniz ise tamamen tercih konusu. Benim gibi rahat davranıp biberon kullanabilirsiniz. Ya da “çocuğum benden başka hiçbir şey ememez” deyip kaşıkla veya iğnesiz şırıngayla deneyebilirsiniz. Günün sonunda bebeğiniz sadece sizi emebilir; hem sizi, hem biberonunu emebilir (herkes için temennim bu aslında, zira biberonu reddeden bebeklerin anneleri bu durumdan fazlasıyla bunalabiliyor) veya sizi reddedip biberonu tercih edebilir.

Benim planım şuydu : Mümkün olduğunca emzirerek beslemek, sağacak kadar sütüm olursa biberonla beslemek, sütün yetmediği  durumlarda mama ile beslemek, emzirme sürecini 12-18 ay devam ettirmek. Hoş, sütüm olsaydı “çocuğumun süresi doldu” diye kesecek değildim elbette… Çünkü emzirmek, bebek sahibi olduktan sonra yaşanan en güzel şeylerden biri! O his, bebekle ilgili tonla güzel şeyin yanında sadece anneye sunulan bir bonus…  Anneyle bebeği birbirine kaynaştıran, ulayan, tekleştiren, mucizevi bir şey… Öte yandan biberon kullanmanın da kendine has güzellikleri var.

Biberon kullanmanın bana göre 2+1 önemli artısı var :

  1. Bebeğinizi besleme işini baba, bakıcı, kardeş, anneanne, babaanne, x  yapabilir. Bu sürede anne biraz uyuyabilir, banyoya girebilir, biraz hava alabilir, vs. Biberon kullanmak illaki mama kullanmak anlamına gelmez. Anne, bebek uyurken veya ondan ayrıyken veya emzirdikten sonra kalan sütünü sağıp saklayabilir.
  2. Bebeğinizin tam olarak ne emdiğini bilirsiniz. Haliyle karnının ne kadar doyduğunu, ne kadar süre uyuyabileceğini, vs tahmin edebilirsiniz. Memeden emzirme ortalama bir fikir verse de asla tam sayısal değildir. Mesela tam dolu olduğuna inandığınız bir anda sağım işlemi yapsanız bile bebeğin o memeden çekebildiği süt ile aynı olamaz. (Bebek biraz büyüyüp çenesi güçlendikten sonra makinenin çektiğinden daha fazla süt emebiliyormuş. )
  3. Bebeğiniz meme ucunu tam kavrayamıyorsa, memede durmayı sevmiyorsa, vs yani kısacası bebeğinizin sütünüzle değil de memenizle alakalı bir sorunu varsa biberon kurtarıcınızdır. Aksi takdirde sağdığınız sütü kaşıkla içirmek durumunda kalırsınız ki bu da yorgun anneye yapılan bir çeşit eziyettir. ( Hele ki günde 8-10 kez emzirdiğimizi düşünürsek… )

Biberon kullanmanın eksileri :

  1. Bebek emdikçe ağzına süt gelmesine o kadar alışır ki sizi emmekle uğraşmak istemez. Çünkü süt memeden parti parti iniyor. Sanırım benim planımda gümlediğim kısım, göğüslerimin süt üretme konusundaki tembelliği oldu. Zayıf üretim ile biraz biberon, biraz emzirme işi hikaye.. Maalesef ben bu hatayı anneliğimin ilk yılında yaptım, kızım da emmeyi çok sevdiği halde tembelleşti ve biberonu tercih etmeye başladı. Oğlumda ise işi en baştan sıkı tutmaya kararlıydım ama bu sefer de paşam memeden pek hazzetmedi. Hızlı hızlı emip boğulur gibi olurdu, sonraki boş emiş kısmında çok sıkılırdı ve memeyi bırakırdı… Halbuki sütün gelme şekli o!  Sağma işlemi yaparken sütün nasıl geldiğini görmüştüm: ilk birkaç dakika boş boş sağıyoruz, sonra açık renkli bir süt gelmeye başlıyor, sonra bu süt kesiliyor ve yine boş boş sağıyoruz, sonra daha yoğun bir süt gelmeye başlıyor ve sonra boş boş sağıyoruz ve bitiyor. Sondaki boş boş sağma işlemini özellikle memeye sütün yetmediği hissini vermek için yapıyordum.
  2. İçine anne sütü de koysanız onu kendi göğsünüzden değil de yabancı bir plastik / cam parçasıyla beslemek içinizi acıtır. Kendi kendinize üzülür, sütünüzün azalmasına bile sebep olursunuz. Anne sütü için yüksek moral şart!
  3. Biberon kullanmak; sürekli biberon yıkamak, sterilize etmek ve yine de biberonun yeterince temiz olduğundan şüphe etmektir.
  4. Biberon kullanmak; taze sağdığınız sütü verdiğiniz durumlar hariç sürekli bir sıcaklık kontrolü demektir. Yeterince ılık olmayan bir süt bebekte ekstra gaz yapar. (Ağzını yakacak bir sıcaklık yapmazsınız zaten 🙂 )

Hem biberon kullanıp, hem memeden emzirme yöntemi ile 1,5 – 2 sene kadar emzirebilmiş anneleri tebrik ediyorum ve onlara çok imreniyorum. Umarım tüm yeni anneler bu rahatlığı yaşayabilirler. Bol sütlü günler…