Anne Sütü Hakkında

İnternette anne sütü artırıcı şeklinde aramalar yapıyorsanız, siz de içtiği sudan süt yapan şanslı tayfadan değilsiniz demek ki.. O zorlu süreci maalesef yaşadığımı ve kendimi hep yetersiz hissettiğimi söylemeliyim. Yani bir anlamda kader arkadaşıyız ve ben şimdi öğrendiğim şeyleri anlatıp bebeğinizin süt nasibini artırmaya talibim.

Anne Sütü Evreleri

Öncelikle yeni doğum yaptıysanız göğüslerinizin süt fabrikasına dönüşmesini beklemeyin. Her şey yavaş yavaş… Bebeciğinizin karnının bir fındık ya da ceviz kadar olduğunu düşünürsek; iki saatte bir, iki kaşık kadar bol malzemeli kolostrum üretseniz yeter. Kolostrum bol yağlı, sarı bir sıvı. Halk arasında ağız sütü olarak da bilinir ama benim süt demeye dilim varmıyor, bildiğin protein katkılı yağ… Aşağı yukarı bir hafta kadar bebiş bu malzemeyle besleniyor, ardından kolostrum yerini geçiş sütü denen açık sarı bir süte bırakıyor. Bir hafta kadar da bu yağlı sütle beslendikten sonra olgun süt evresi başlıyor. Bu süt, bebeğinizi emzirdiğiniz sürece formülü değişse de kıvamı değişmeyecek süttür.

Meme Yaraları

Doğumdan sonra emzirme gibi bir eyleme katiyen alışık olmayan meme uçlarınız hemen isyan bayraklarını açıp sızlanmaya başlayacak. Hatta abartıp yarılacaklar, kanayacaklar falan… Merak etmeyin, emzirmekten yılmayın, canınızın çok acıdığını biliyorum ama bu süreç geçici. Bu arada canınız gerçekten çok acıyorsa, bebeği emzirme pozisyonunuzda veya bebeğin memeyi tutma şeklinde bir sıkıntı olduğunu söyleyebilirim. Konu ile ilgili daha detaylı bir anlatım için bkz : La Leche League

Meme uçları için en iyi krem bence Lansinoh. Anne sütünü meme ucuna sürmek de işe yarar derler ama bende yaramadı. Ayrıca son dönemde baya popüler olan gümüş başlıkları da tavsiye ederim. Bizzat kullanmasam da küçük yeğenim sayesinde tekrar yenidoğan malzemelerine geri döndük malum 🙂 Gümüşün iyileştirici ve antibakteriyel özelliğini biliyoruz, kullanan herkes de çok memnun.

Süt Artırıcı Besinler

Öncelikle kabul etmemiz lazım ki kimi emziren anneler çok şanslı, kimileri değil. Kimi memeler çok kaprissiz, kimisi değil… Kimi anneler hiçbir ekstra çaba göstermeden emzirebilirken (hatta o süreçte incelip tığ gibi olurken) kimi anneler tahin, dere otu, yumurta, boza, kuru incir vb gıdaları tüketmeden süt yapamıyor bir de üzerine kilo alıyorlar… Maalesef ki ikinci gruptayım ve kimsenin “en önemli şey su tüketimi, süt yapmak için sadece dengeli beslenme ve su içmek yeterlidir” ukalalığını çekemeyeceğim. Evet, bu formül birçok annede işe yarıyor muhakkak ama litre litre su içip, gayet sağlıklı ve doğal beslenen bazı annelerin yine de çabalaması gerekiyor. Ayrıca her süt artırıcı besin her kadında işe yaramadığı gibi, aynı besin kadının iki farklı emzirme döneminde de işe yaramıyor. Bunu bizzat yaşadım ve yaşarken de çok garip gelmişti. İlk çocuğumda en çok tahin helvası yiyerek süt üretirken ikinci çocuğumda en çok pişmiş soğanla süt ürettim…   

Listenin oldukça kişisel olduğunu hatırlatarak kabaca bir listeleme yaparsam : 

  • Dere otu ve ısırgan otu en çok tüketilmesi gereken yeşiller. 
  • Süt kalitesi için öncelikle ceviz, yumurta, kırmızı et ve balık şart. 
  • Kuru börülce ve yulaf en çok süt yapan tahıllar.
  • Taze soğan ve pişmiş soğan 
  • Bulgur pilavı
  • Mısır patlağı
  • Boza
  • Tahin helvası
  • Pişmiş kuru incir ve suyu
  • Çekirdeksiz üzüm 

Süt Yapan Yiyecek Dışı Şeyler

  1. Mutluluk : Annenin mutlu olması, huzurlu olması, mevcut hayatından hoşnut olması süt üretimini artırıyor. Hatta sevdiği şeyleri yapması, sevdiği yiyecekleri yemesi… Çok sevdiğim bir restorana gidip yemek yediğimde, normalden çok sütüm olduğunu çok net biliyorum. Mutluluk şart..
  2. Uyku : Lohusa döneminde annenin bol bol uyuması kesinlikle süt üretimine katkı sağlıyor. Sütün bittiyse bir bardak su içip uyu, bir saat sonra çocuğunu emzir… Mottomuz klasik : bebek uyuduğunda, sen de uyu!
  3. Yardım : İster eşten, ister anneden – kayınvalideden, ister bakıcıdan, vs yardım şart. Mesela ilk 7-10 gün anne hiç bebeğin gazını çıkarmakla, altını temizlemekle veya bebeği uyutmaya çalışmakla uğraşmamalı. Eğer fırsatınız olursa bu kıymetli zamanları dinlenip toparlanmakla ve süt üretmekle geçirmenizi dilerim.
  4. Şımartılmak : Bu biraz mutluluk ilkesine benziyor ama eşe çok iş düşüyor. İçten içe mutsuz olan yeni anneye, eşi tarafından moral verilmesi ve destek olunması çok önemli. Çünkü hayatımıza bebek girince çoğunlukla afallıyoruz, küçücük bir bebek tüm zamanımızı alıyor. Sütü, uykusu, altı, üstü derken tüm gün bitiyor. Birden hamilelik kiloları, evin dağınıklığı, üstümüzün paspallığı, bebeğin ağlaması, yeni anne tecrübesizliği, sürekli emzirme ve uyutma süreci; kendimizi şişman, çirkin ve işe yaramaz hissetmemize sebep olabiliyor. Her şeye yetişmeye alışık olan ruhumuz, bebeğin derdini anlayıp onu susturamadıkça kırılıp parçalanıyor ve o yetersizlik duygusu ile ya daha ağlak, ya daha manyak olabiliyoruz. İşte tam da bu noktada, eş faktörü tamamen yapıcı olarak devreye girmeli. Hamilelik sürecinde eşini kaybeden veya terk edilen yeni annelerin de sağlıklı bir süreç geçirebilmesi için psikolojik destek almasını öneririm. İki lohusalığımda da maalesef bu desteği ben göremedim, daha çok “çok yeme, kilo alıyorsun. Süt üreteceğim diye kafayı yedin iyice! Bıktım bu süt muhabbetinden, emmeyiversin mama verir geçeriz. Herkes emiyor mu sanki? Senin kendinle derdin ne, nasıl verilecek bu kilolar ? Yeme, yeme, yeme… ” Yediğim bir dilim tahin helvası, ocakta kaynayan incir suyu veya elimden düşürmediğim dere otu tabağım adamın gözüne batmıştı ve gerçekten o kadar sinir oluyordum ki bunun sütüme yansıdığına eminim. Hem miktar, hem de stres hormonu olarak…
  5. Sütü düşünmemek : Uzun süre emziren bir çok kadın süt üretmek için ekstra hiçbir şey yapmamış, hatta göğüslerini sağmamış bile. Bu da bana memelerimizin süt kapasitesi konusunda eşit olmadığını ve ayrıca rahatlığın hayatın her alanında olduğu gibi süt üretiminde de etkili olduğunu düşündürüyor. Emzirme olayını hayatın olağan bir süreci olarak kabul edip mevcut duruma ayak uydurduğunda vücudun da uyum sağlıyor. Ben bu “düşünmeme” işini pek beceremedim çünkü sürekli ağlayan bebeğimin hep “aç olduğu için” ağladığına inandırıldım. Bazen en yakınımızdaki insanlar, hatta iyiliğine şüphe duymayacağımız annelerimiz bile bize kötülük yapabiliyor. İstemeden, bilmeden… Halbuki bir düşün, çocuğun sürekli aç olsa nasıl gelişecek, nasıl kilo alacak, nasıl kaka yapacak ? Her hafta doktora gidiyorsun, doktor bir şey demez mi ? Onun derdi başka diye düşünsene… Düşünemiyorsun o kafayla, sürekli sıkılıp kendini baltalamaya devam ediyorsun. Daha doğrusu ben yaptım, siz yapmayın 🙂 Bebek gelişiyorsa, sütünüz yeterlidir; sütünüzün yettiğini, bebeğinizin büyüdüğünü düşünürseniz, sütünüz de artar, nokta.

Rezene Hakkında

İlk doğumumda hastaneden çıkmadan elime bir emziren anne içeceği kutusu tutuşturdular. Zaten emzirme hakkında pek bilgili değildim, o kutuya sevgiyle sarıldım. İlk kutu bittikten sonra kendi kendime dedim ki , süt yapıcı bitkileri granül olarak değil de orijinal olarak tüketsem daha çok sütüm olmaz mı? Sonuçta bunlar işlenmiş gıda.. Sonra içerikten rezeneyi seçtim. Zaten rezene, birçok kaynakta süt artırıcı olarak geçiyordu. Önce aktardan aldım, sonra doğrudan yeşil bitkisini alıp tükettim ama şaşırtıcı bir şekilde ne zaman rezene tüketsem hep karnım ağrıdı ve iki bebeğim de ekstra huysuzlaştı. O zaman rezenenin bize dokunduğuna karar verip hazır içecekten eser miktarda almaya karar verdim. Bunun bize has bir saçmalık olduğunu düşünüyordum ki, çevremde 3-4 yeni annede daha ağrı ve gaz sorunu olduğunu öğrendim. Rezeneye ara verdikten kısa bir süre sonra bebeklerinin gaz sancıları azaldı. Hepsi aile dışından annelerdi, yani ailesel saçmalığımız değilmiş.. 🙂 Demek ki rezene biraz şahsına münhasır bir bitki oluyor; kimine süt yapıyor, kimine gaz… Süt artırıcı olarak rezene içiyor ve bebeğinizin resmen kıvrandığından şikayet ediyorsanız, rezeneyi kesip birkaç gün denemenizi tavsiye ederim. Belki siz de rezeneye hassasiyet gösteriyorsunuzdur ?

Malt İçecekleri, Emziren Anne Çayları ve Damlalar

Elbette sütüm olsun diye çırpınırken bu ürünleri kaçıracak değildim, iki tipten de birkaç marka deneyimim var. Öncelikle malt içeceği olarak satılan ve tat olarak pekmezden hallice olan ürün gruplarından bahsedeyim: o dönem bir bebek marketinde 2 al 1 öde gibi bir kampanyadan 24lü bir kasa almıştım ve her gün düzenli içtim. Sütüm boldu ama hem yeni doğum yapmıştım, hem de mevsim yaz olduğu için baya sıvı tüketiyordum. O yüzden süt kaynağımı doğrudan malta bağlayamıyorum ama maalesef kilo yaptığı kesin… Çünkü doğumdan sonra 10kilo almamın başka bir açıklaması yok… Belki ilk doğumum olsaydı, vücut yapımı bilmediğim için doğrudan hedef gösteremezdim ama yediğim tahin miktarı bu kadar kilo yapmıyor, tecrübe ile sabit 🙂 Bu yüzden zor zamanlar dışında çok tüketmeyin derim. Öte yandan bitkisel olduğu iddia edilen granül çayların içimi kolay ve pek kilo yapmıyor. Aslında baya şekerli olduğu ve işlenmiş gıda olduğu için pek içime sinerek kullanmadım ama süt yapıyor mu? Bence yapıyor… Psikolojik de olabilir ama ne zaman granülleri kessem sütüm biraz azaldı. Zaten tüm çabanın sütü “biraz” artırmak olduğunu düşününce bu ürünlerin tüm emzirme sürecinde hep yanımda olduklarını söyleyebilirim. Umut fakirin ekmeği malum, süt artırıcı damlaları da denedim. Düzenli kullanmama rağmen gözle görülür bir fark yaratmadığı için tek pakette maceranın sonuna geldik.

Pompa Kullanımı

İster manuel, ister elektrikli ilk günden itibaren pompa kullanmanızı tavsiye ederim. Neden ? Çünkü miniş bebeğiniz çok savaşçı bir ruh olsa bile meme ile savaşını ilk günlerde kaybetmeye mahkum maalesef… O minicik çeneler hemen yorulduğu için memeyi tamamen boşaltamıyorlar. Bu sefer kendinden akıllı meme şöyle düşünüyor : “içeride süt kaldığına göre üretimi azaltmalıyım” İşte bu noktada bebeğimi beslemeliyim çılgınlığına düşmek üzere olan memelerin hevesini kırmamak ve üretimi coşturmak lazım. Formül : önce emzirin, sonra sağın. En pratiği emme işleminden sonra bebeği birine emanet edip 15-20 dakika sağma işlemi yapmak. Evde kimse yoksa, bebeğin gazını çıkarıp beşiğine bıraktıktan sonra sağma işlemini yapmalısınız. Ortalama 1-1,5 ay bunu yapmak lazım. Benim pompaya karşı ön yargılarım vardı, emzirmeyi çok sevdiğim için bütün sütü doğrudan vermek istedim, araya biberon veya kaşık girmesini istemedim ama sonradan çok pişman oldum, 3. aydan sonra pompa kullanmaya başladım ki o bile fark yarattı diyebilirim. Hastayken, yorgunken veya uykuluyken 3 aylık bir bebek bile memeyi tamamen boşaltamıyor!

Sütü Saklama

Bol bol süt üretiminiz varsa bunu telef etmeyin, saklayın. Bebeğiniz bir memeyi emerken öbür memeyi sağıp boşaltabilirsiniz. Bebeğiniz iki memeyi de emiyorsa emzirdikten sonra sağabilirsiniz. Benim dipfrize yetecek kadar sütüm olmadı ama zaman zaman dolapta yedeklediğim biberonlarım oldu çok şükür 🙂 Onların buzdolabındaki varlığı bile anne sütünü artıran bir neden bence, çünkü görünce mutlu oluyorsun. Siz kaşık tercih edebilirsiniz ama ben küçük bebeklerde cam biberon tercih ediyorum. Buzdolabından çıkardığım biberonu sıcak suyun içinde bekletip benmari usulü ile ısıtıyorum ve bebeğime vermeden önce mutlaka bileğimde sıcaklık testi yapıyorum. Normalde vücut sıcaklığında ayarlamak lazım ama ben bebeğin boğazını yakmayacak şekilde bir tık daha sıcak hazırlarım. Dipfrizden çıkan sütü eritmek için ise önce musluk suyunda süt torbasını mıncıklayıp eritiyorum sonra biberona aktarıp yine benmari usulü ısıtıyorum.

Hastayken bebek emzirilir mi?

Bebek hastayken de, anne hastayken de emzirme işlemi devam edebilir. Bebecik hastayken kendini en güvende hissettiği yerde olmak ister, emerken rahatlar, mutlu olur, daha çabuk iyileşir. Anne hastayken de süt aracılığıyla bebeğine gerekli antikorları aktarır, bebeğini hastalıktan korumuş olur. Ama aynı ortamda çok bulunmamak, öksürüp etrafa mikrop saçmamak, yakın temastayken maske kullanmak gibi önlemler alsa hiç fena olmaz, söz konusu küçücük bir bebek sonuçta…

Yeni doğana su verilir mi?

Bizim annelerimiz bize su, ıhlamur, kimyon çayı gibi şeyler vermiş. Bir sorun olmuş mu? Olmamış… Zaten su gibi bir nimetin zararlı olabileceği düşünülemez lakin düşünmemiz gereken şey, bebeğimizin kapasitesi sınırlı olan göbüşünü anne sütü ile doldurmak varken neden suyla dolduralım sorusu. Anne sütü o kadar mucizevi bir şey ki, içinde bebeğin ihtiyacı olan her şey mevcut. Suyu, proteini, yağı… Haziran sonunda doğum yapmış bir anne olarak, su vermem konusunda büyüklerimden baya baskı gördüğümü söyleyebilirim. Su vermedim. Dediler ki hava çok sıcak, çocuğa işkence yapıyorsun. Kendin su içmeden durabiliyor musun? O da can, susar. Elbette susar, susarsa da sütünü emer, susuzluğunu giderir. Hem suyun yanında başka besinler de alır, gelişir; hem de memeye süt bitiyor sinyali gönderip süt üretimini artırır, misss..

Anne sütü yoksa…

Anne sütü süper bir şey; hem sağlıklı, hem pratik, hem ekonomik ama bazen göğsün yapısal durumu, annenin veya bebeğin sağlık durumu yüzünden anne sütü verilemebiliyor. Faydalı süt, faydasız süt gibi bir ayrım yapmak istemiyorum ama bazı annelerin sütü bebeğin gelişimini sağlayamıyor veya süt dokunduğu için bebekte sindirim problemleri yaşanabiliyor. Annelerin ilaç kullanması, ameliyat olması gereken durumlar olabiliyor. Göğüs ucu emmeye veya sağmaya uygun olmayabiliyor. Çok fazla ihtimal var ama hiçbir şey annenin bu sebeple kendini paralamasına değmez. Bahaneler üretmemize, kendimizi suçlamamıza, kötü hissetmemize gerek yok; emzirme kısmı anneliğin sadece ufak bir kısmını kapsıyor. Sütünüz varsa ve bebeğinize yarıyorsa emzirirsiniz, yoksa da mama verip yolunuza devam edersiniz. Kamu spotlarının, doktorların, diğer annelerin, anne bloglarının vs baskısıyla stres yapmaya gerek yok. Sütün az olması dolayısıyla yaşanan çırpınış durumunu çok iyi bildiğimden şahsi fikrim, bir annenin bebeğine süt vermek için elinden geleni yapması ve keyfi sebeplerle sütü kesmemesi ancak mücbir sebepler varsa da çok takılmadan yola devam etmesidir. İnsan o kafayla, o hormonlarla bunu düşünemiyor; hatta bebeğini iki ve üzeri yıl emziren annelerin yanında kendini kötü, ezik hissediyor. Şimdi dönüp baktığımda “amaaaaan, nelere takılmışım öyle… Çok emzirince iyi anne, emziremeyince kötü anne mi olunuyor sanki?” diyebiliyorum. Uzun süre emzirdiği için böbürlenen annelere de gülüp geçebiliyorum artık. Anneliği ile ilgili anlatabileceği başka bir şeyi yoksa demek ?!?

Sütten Kesme

İşte hiç uğraşmak zorunda kalmadığım bir anne sütü mevzusu… Benim çocuklarım kendileri karar verip bana iş bırakmadılar. Ben sabah kalkıp “hadi bakalım, meme vakti” dedim, onlar kahvaltı tercih etti. Gün içinde sordum, kafa çevirdiler; uyumadan sordum, istemediler. Ben de zaten kasarak yaptığım sütün ucunu bırakıverdim… Kendiliğinden çekildi, hiçbir ağrı sızı, kitleleşme olmadı. Kızım memeyi bıraktıktan 2 ay kadar sonra tekrar emmek istedi, denedik; 2 gün anca sürdü… Oğlum bu işi yaptığında 6 aylıktı, 2 ay kadar her seans sağarak besledim. Sağmaya devam edebilirdim ama duygusallıktan çıkan bu iş çok disiplin istiyor. Bense dakik davranmak zorunda olduğum düzenli işlerde çok sıkılıyorum…
Böylece süt serüvenim bitmiş oldu… Sütten kesme konusunda pek deneyim sahibi olmasam da söyleyebileceğim tek şey, bebeğin ve annenin buna hazır olması şart.. Sonra da yaşasın özgürlük! 🙂 Uzun süre emziren annelerin çoğu son demlerinde artık baygınlık geçiriyor olur çünkü emzirme eylemi kıyafet seçiminden tut arkadaşınla yapacağın muhabbete kadar her şeyi etkiler. Tam biraz muhabbet edelim dediğinde 2,5 yaşındaki küçük canavar gelip seni emmek ister; emzirme örtüsü ile ortamı kurarsın, sıkılır örtüyü açmak ister; konuşursan gülersen, rahatsız olur, susmanı ister, vs vs Her ne kadar var olan sütü kesme taraftarı olmasam da, süt dişlerini komple çıkarmış, yemek yiyebilen, konuşabilen, koşup zıplayabilen çocukların emme olayı için biraz büyük olduklarını düşünüyorum; adam kucağına sığmıyor, hala emziriyorsun… Emdiği için bazı gıdaları almayı reddediyor ve küçük bir bebek gibi anneyi bağlıyor, bence gereksiz. Yine de seçim annenin tabi.

Anne sütü gebelikten korur mu?

Süt salgılamak için gereken prolaktin hormonu gebe kalmayı engelliyor ama yine de süte güvenip tedbiri elden bırakmamak lazım. Çünkü nice anne aynı gaflete düşüp sürpriz gebelikler yaşıyor. Evde süt emen bir minik varken yeni bir miniğin gelecek olması biraz korkutucu ve birazdan daha fazla yıpratıcı…

Tandem Emzirme

Emzirirken tekrar bebek beklemeye başlarsanız, emzirmeyi kesmek zorunda olmadığınızı savunan yeni bir akım. Ya da ben yeni duydum diyebilirim. Hamilelik boyunca emzirmeye devam, bebek doğduktan sonra da ikisini emzirmeye devam… Tandem emzirmeye gönül vermiş ve bunu başarmış tüm annelere selam olsun! Bu inatçı kadınlara saygı duyuyorum… Bkz : Tandem Emzirme

Son olarak herkese ağrısız acısız, bol sütlü, çok mutlu günler diliyorum.

Anne Sütü vs Formül Mama

Anne sütü ile formül mamayı kıyaslayıp, her birinin artılarını eksilerini bulup bir liste  sunacak değilim. Zira böyle bir liste , günün birinde tek bir bebeğin bile anne sütü almasına engel olsa kendimi suçlu hissederim. Ben mamayı anne sütüne alternatif olarak değil de, ancak tamamlayıcı olarak görüyorum. Hatta tüm anneler böyle düşünür sanırdım ta ki “emzirmek hoşuna gitmediği” için yeni doğmuş bebeğine mama vermeyi tercih eden bir anneyle tanışana dek… Bir bebek hiç anne sütü almayabilir, bir şekilde hep mama ile beslenmesi gerekebilir ama süt olmadığı için veya mecburi bir durum olduğu için mama vermekten bahsetmiyorum, sütü olduğu halde emzirmemeyi tercih etmekten bahsediyorum… Bu fikir bana enteresan geliyor, aradan kaç zaman geçti hala daha anlayamıyorum.

Anne sütü mucizedir. Doğanın, bebeğini aylarca bedeninde saklayıp her şeyden korumuş olan anneye bebeği dışarı çıktıktan sonra da onu koruyabilme şansını içilebilir halde sunmasıdır. Her annenin kendi bebeğinin sağlık ve büyüme ihtiyaçlarına göre özel ürettiği, hatta aynı annenin başka bebeği için bile farklı malzemelerden, farklı bileşimde ürettiği; anlaşılması güç, sindirilmesi kolay bir besindir.

Anne sütü bir annenin bebeğine verebileceği en sağlıklı besin, emzirme de bir annenin bebeği ile geçirdiği en özel anlardır. Lakin olmayınca olmuyor.. Elinizden gelenin en iyisini yapsanız da memenizden gelenin en iyisini yakalayamıyorsunuz bazen. Maalesef her şeyi kontrol edemiyorsunuz. Hala daha bebeklerimi yeterince emziremediğimi düşünüp içleniyorum lakin yapacak bir şey yok. Hal böyle olunca, iyi ki formül mamalar var diye düşünüyorum. Ya olmasa ?  Yenice doğmuş küçük, savunmasız, yaygaracı ve aç bebeğimizi nasıl sakinleştirebilirdik ki ?

Anne olmadan önce düşünüp idealize ettiğim küçük anne dünyasında, elbette iki sene boyunca sorunsuz emen bebekler ve varoluş sebebi tamamen süt yapmak olan, büyüklüğünden bağımsız olarak komple süt bezleriyle dolu memeler vardı. Sonra benim ideal anne sütü dünyam yerle bir oldu… Kesinlikle anne sütü fanatiğiydim, çocuğuma sadece anne sütü verme konusunda çok inatçıydım, sırf süt yapan yiyecek içecekler yüzünden doğumdan sonra 10 kg aldım! Süt üretimi için tonla şey okuyup çeşit çeşit  yöntemler denediğim halde iki bebeğimi de üçüncü aydan sonra mama ile desteklemek zorunda kaldım. Üçüncü ay emzirme açısından biraz kritik bir ay, çünkü uzmanlara göre üçüncü ay memelerin kontrolsüzce çalıştığı iki aydan sonra bebeğin kapasitesine göre üretimi düzenlediği ay. Fakat bence iki ay kontrolsüzce çalışan memeler biraz yorgun düşüyor ve kendilerini inzivaya çekiyorlar. Yoksa bebeğime raparap yettiğini bildikleri halde üretimi kısmalarının bir sebebi olamaz. 🙂

Gelelim işin karşılaştırma kısmına :

Anne sütü :

  • Hazırlama derdiniz olmaz, her zaman uygun sıcaklıkta ve yanınızdadır.
  • Organiktir, doğaldır.
  • Ekonomiktir.
  • Formülü, bebeğin ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterir böylelikle bebeğinizin tüm gereksinimlerini karşılayarak daha sağlıklı gelişmesini sağlar.
  • Domates, limon, erik gibi asidik şeyler yemediğiniz sürece bebeğinizin pişik olma ihtimali çok azdır.
  • Emzirmek, anneden başka kimsenin kuramadığı bir iletişim anıdır. Tamamen size özeldir, bağlılık geliştirmenize yardımcı olur.
  • Sütünüz bebeğinize dokunabilir ve fışkıran kaka, kilo kaybı gibi istenmeyen sonuçlarla boğuşabilirsiniz.

Formül Mama : 

  • Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda yanı başınızdadır, sadece kaynatılıp soğutulmuş su ile hazırlanır.
  • Emzirmeye uygun olmayan bir ortamdaysanız veya bebeği kısa bir süre yanınızdan ayıracaksanız mama ile karnını rahatça doyurabilirsiniz. (Bu noktada sağılmış anne sütü de mantıklı bir çözüm oluyor)
  • İşiniz varsa bebeğinizi başka biri besleyebilir.
  • Bebeğiniz daha uzun süre tok kalır, çünkü anne sütü gibi hemen sindirilmez. (Bu yüzden kabızlık sorununa yol açabilir. )
  • Aldığınız markaya güvenseniz de içeriğini asla bilemezsiniz.

Günün sonunda uzun süre emziren annelerin övündüğü, az emziren veya emziremeyen annelerin kendini eksik hissettirilmeye çalışıldığı, enteresan bir anneler dünyasında yaşıyoruz. Benim fikrim şu :  çocuğumuza anne sütü vermeye çalışalım, yetersiz geliyorsa süt artırmak için disiplinli bir şekilde uğraşalım, doğru yiyecekleri ve doğru sıvı miktarını tüketelim, sağma makinelerini kullanalım, uykumuza dikkat edelim, moralimizi yüksek tutalım, amaaa süt yine de olmuyorsa bebeğimize uygun bir mama kullanıp yolumuza devam edelim. Uzun süre emzirmek iyi  annelik yapmak anlamına gelmiyor, annelik serüveninde yolumuz çok uzun; önümüze bakalım.

Stressiz emzirmeler veya beslemeler dilerim herkese!