Her şey Kremi

2014’ün son zamanları, tazecik bir anneydim. O zamanlar bebeğimi her ay doktor kontrolüne götürüyordum, “aman, bilmediğim bir alan, yanlış yapmayayım“. Kerata doğdu, sarılığını atamadı, her hafta bilirubin kontrolüne gittik. ( Anne sütü sarılığıymış hanımefendi, 2,5 ayda anca rengine kavuştu.) Daha kırkını yeni aştı derken, yanakları atopik dermatit oldu. Biraz zaman geçti, kafası bitmeyen konak oldu. Bitmeyen konak diyorum; zira karbonatlı zeytinyağı sürmekten konak tarağıyla konak kazımaya, konak şampuanı alıp (bariyer kremi gibi Mustela’nın hayal kırıklığı yaratan bir başka  ürünüydü kendisi) kafasında bekletmekten tülbentle ovalamaya kadar çeşit çeşit yöntem denedik.

Neyse, panik bir anne olmamama rağmen sürekli eczanedeydim…

Hamak taktığım için daha çok dikkat çekiyordum galiba, muhabbet ederken eczacı ile kanka olduk. Sonra bana bir krem önerdi  ve ben çok memnun kaldım.la-roche-posay-cicaplast-baume-b5-spf50-40-ml-22828-17-B

Kadın satarken şöyle dedi : “bebeğin pişik olursa, bir yere çarparsa, düşerse, yanarsa, kanarsa, vs bunu sür; iyi gelecek. Bu krem hep çantanda olsun. ” Gerçekten de her işimize yaradı, bu yüzden de ona her şey kremi adını taktık ve çantamızdan eksik etmedik 🙂  Kafasını çarptı, sürdük; elini kesti, sürdük; pişik kremini unuttuk, sürdük… uriage-bariederm-repairing-cica-cream-100ml-22879-17-B

Sonra bizim doktor başka bir hastaneye transfer olunca biz de başka bir eczaneye transfer olduk, kremi yenilemeye gittiğimde içinde hem çinko, hem bakır bulunan başka marka bir krem önerdiler. Şimdi de yeni “her şey kremi”mizi kullanıyoruz. Etki konusunda bir şikayetim yok ama çok küçük bir detay vermem gerekirse; bu kremde eski tip, metal tüp kullanılmış. Hani eskiden diş macunu tüplerinde kullanılan, sıkıp mıncıklarken sağından solundan delinen, kırık yerleri elinizi acıtan cins.. Elinizi falan acıtması mesele değil de bakım çantasında dururken sağı solu krem yapması bence mesele. Bu yüzden plastik tüptekini daha çok tavsiye ederim.

Neden Çinko – Bakır ?

Çinkonun hem koruyucu, hem iyileştirici etkisi olduğu için bu tip kremler çok kullanışlı. Dikkat ederseniz pişik önleyici veya iyileştirici kremlerin içeriğinde de hep  çinko var, hatta kremin ne kadar iyi olduğu içindeki çinko yüzdesine göre değişiyor.  Ayrıca bakır minerali de ciltte yenilemeye yardımcı oluyor(muş).

Yarasız beresiz pişiksiz günler ….

 

AVM Tasarımcıları için Çocuk Dostu Fikirler

Alışveriş merkezleri pek çok konuda hayatımızı kolaylaştıran tesisler. Yan yana, çeşit çeşit mağazalar; acıkırsan restoranlar, dinlenmek istersen cafeler, eğlenmek istersen oyun parkları vs. Tüm bunlar güzel, harika… Zaten çok tutan bir fikir olduğu için sadece İstanbul’da bile 100’ü aşkın AVM var. (2016 AYD verilerine göre tüm Türkiye’de 350 civarında AVM var)

Gel gelelim bebek sahibi olduğumuz zaman bir AVM’nin o kadar da hayatımızı kolaylaştırmadığını görüyoruz. Halbuki Türkiye’nin ilk AVM’si 1988’de açılmıştı ( Galleria – İstanbul) ve bugün itibariyle ülkenin 29 yıllık bir AVM serüveni var. Kimi AVM’ler diğerlerine göre bebekli aile kategorisinde daha başarılı lakin hala mükemmele yakın bir avm konsepti yok zannımca…

Neden yok ? Çünkü benim “kesinlikle olmalı” dediğim şeyler, patrona göre bariz alan kaybı! Merkezin her metrekaresinden para kazanmayı hedefleyince, müşteri olarak hakkımız olan “bedava kısımlar” alan kaybı gibi gözüküyor olsa gerek… Oysa aile dostu AVM olmak ancak fark yaratır, alan veya para kaybettirmez. (Bu “kayıp alanları” fırsata çevirmek isteyen zihniyet, yanlış hatırlamıyorsam Aqua Florya’da bebek bakım odalarının girişine gişe koymuştu. Tamam, ona da lafım yok ama o zaman 1 (bir) metrekare alana beni sıkıştırmayın kardeşim, neyse parası vermişiz ne de olsa 🙂 )

Şimdi, küçük çocuklu aileler, anneler babalar, gözlerimizi kapatıp hayal edelim : Her avm’de şu düzenlemeleri yapsalar güzel olmaz mı, ne dersiniz ?

  1. Çocuk / Aile tuvaleti : Çocuğun anne veya babasıyla beraber (veya yanında kim varsa) girebileceği, renkli, eğlenceli bir tuvalet çeşidi olmalı.
    Bu tuvaletlerde en önemli 2 şey : lavabo ve klozetlerin minik boy olması ve diğer tuvaletlerden daha hassas bir şekilde kontrol ve sterilize edilmesi. Çünkü çocuklara laf anlatmak çok zor, gördüğü her yeni şeye dokunmak istiyorlar… Bir de içimizdeki çakalları engellememiz lazım, daha temiz veya daha boş diye oraya akın edebilecek saygısız bir kitle gerçeği var..
  2. Ayrı emzirme odası : Nasıl ki umumi bir tuvalette hep beraber ortaya hacetimizi yapmıyorsak “bebek bakım odası” denen ucube yerlerde de hep beraber emzirmek istemiyoruz kardeşim. “Çok rahatsızsan emzirme örtüsü kullan” diyebilirsiniz, onu ben de düşündüm canlarım, lakin benim oğlum hiç sevemedi o örtüyü… Zaten örtü kullanabiliyor olsam bakım odasında işim ne, gider bir yerlerde rezene çayımı yudumlarken emziririm.  Yapılacak şey çok basit aslında : kadınlar tuvaleti gibi 2-3 bölmeli bir alan yaratacaksınız, her biri mümkünse bebek arabası girecek kadar geniş olacak ve her birinde bir adet koltuk olacak.
  3. Ayrı alt bakım odası : Emziren ve bebeğini göğsünde uyutan annelerle 2-3 yaşında, kıpır kıpır kıçı bokluların aynı odada olması alt bakmaya çalışan anne için tam bir stres sebebi. Çocuk zaten altına bakılmasını istemiyor, kaçmaya çalışıyor, bağırıyor. Sen sessiz olmaya çalıştıkça daha çok gürültü çıkıyor… Oysa ki birkaç alt bakım istasyonunu yan yana koyup ayrı bir oda yapmak çok mu zor ? Bence değil.
  4. Bakım Odalarında Bezmatik : Bazen bakım çantamızdaki malzemeleri yedeklemeyi unutabiliyoruz, ıslak mendil veya bez gibi. Kadınlar tuvaletindeki pedmatikler gibi, bakım odalarına da bezmatik lazım. Her bedenden gelsin. Malzeme stoğu çok zorlayacaksa 2 ana bedene kadar düşürsünler, bebeğimizin kilosuna göre seçelim.
  5. Acil Durum Kiti : Sizde de oluyor mu, “yarım saat için bakım çantası taşımayıvereyim, daha şimdi kakasını yaptı zaten” kafası ? Peki sizin yavrunuz da tam bu fikrin göbeğine kakasını salıveriyor mu ? Benimkiler birkaç kez yaptılar, ben uslandım ama henüz uslanmamış bir anne olabilir. Küçük bir kutuda yenidoğan ıslak mendili, orta boy bez, numune boy krem, küçük bir alt açma bezi toplasalar; bunları yine otomatlara koysalar, bozuk para ve kredi kartı ile alabilsek…
  6. Acil Bebek Arabası : Çocuk milletinin ortak özelliğidir : parka götürürsün, üç saat deli dana gibi koşturur, asla yorulmaz; senin 3 dükkanda toplam yarım saat işin vardır ama o yorulur, sıkılır, acıkır, susar… Acıkma, susama kısmı kolay çözülebilen meselelerse de yorulma ve uyku kısmı kesinlikle cinnet sebebi olabiliyor. Bu konuda dayanıklı baston pusetler 0-6 yaş çocuklarımız için can kurtaran vazifesi görebilir. Kendi arabanı getir kardeşim dersen, bagajda var zaten ama zamanı doğru kullanmak ve enerji kaybını aza indirgemek gibi kavramlar da var. Yani otoparka geri dön, arabayı al, çocuğu oturt, işini gör, bagajı yerleştir vs. (nedense arabadan inerken asla pusete binmeyi kabul etmez bu canavarlar 🙂 ) Ayrıca 4-5 yaşındaki çocuğu için herkes baston taşır mı?  Sen anne olarak umumi bir arabada çocuğunu gezdirir misin? desen, tercih etmem, ama edebilirim de 🙂 Ortamda uygun alet edevatın bulunması iyidir. 5-10 bebek arabası masrafı çıktı diye avm batacak değil ya 🙂
  7. Çocuk Emanet Sistemi : Otellerde var, çocukları 3 yaşından büyük aileler için büyük kolaylık. ( Çocuğunuzun da yabancı ortama direkt uyum sağlayabiliyor olması lazım tabi… ) Bu sistemi çok iyi denetim koşulları ile AVMlere uyarlasak ? On dakikalık işimizi bir saatte görmesek, nasıl olur? Mesela avm içi kapalı devre bir sistemle çocuğumuzu telefondan gözetleyebilsek? Renkli, cam bir odaya birkaç televizyon koysalar ve başında bulunsalar bile yeter. Zaten çocuğunuzu ancak yarım saatliğine bırakırsınız.
  8. Ücretsiz oyun – dinlenme alanları : Belediyelerin parklara koyduğu sağlıklı yaşam üniteleri gibi birkaç taşınmaz oyuncak koysanız, etrafa da yorgun anneler için  birkaç bank, işte oldu… Çocukları da, annelerini de mutlu etmek bu kadar kolay!
  9. Yürüyen merdivenlere alternatifler : Sizi bilmem, ben bebek arabasını yürüyen merdivende kullanmayan cins bir ebeveynim. (Olması gerektiği gibi) Hal böyle olunca dakikalarca asansör beklemek kaderim oluyor, sırf bu yüzden bile avm’ye gitmeyi sevmiyorum. Bu noktada rampa gibi asansöre alternatif ulaşım kanalları lazım. Doğru eğimlerde rampa yapmak sadece bebekli aileleri değil, tekerlekli sandalye kullananları da sevindirecektir zira aynı rezaleti onlar da yaşıyor.
  10. Asansör sayısını artırmak : Asansörlerin yanında bir tabela var, “asansörlerimiz yaşlılar, engelliler, hamile ve çocuklu bayanlar içindir” diyor 🙂 Peki asansörden kimler iniyor ? Yürümeye üşenen her yaş grubundan insan… Hele ki ortamda sadece 1 tane asansör varsa, o gencecik çocukları asansörde görmek beni deli ediyor.. Çözüm nedir? Binenlere in diyecek halimiz olmadığına göre talebe göre  arzı artıralım. Projeye birkaç tane daha asansör eklemek bu kadar zor olmasa gerek..

İlk etapta aklıma gelenler bunlar… Sonra yeni ihtiyaçlara yönelik edit de yapabilirim 🙂

 

Çok Kolay Bebek Yoğurdu Tarifi

İnternetteki tonla kaynaktan, kitaplardan, dergilerden yoğurt yapmayı öğrenebilirsiniz. Hatta yoğurdun mayasına kadar kendiniz yapabilirsiniz. Annenizden geleneksel yöntemi öğrenip yoğurt gurusu da olabilirsiniz. Lakin benim yöntemim, eminim hepsinden daha kolayı, tam tembel anne işi bir yöntem 🙂

Öncelikle ihtiyacımız olan şeyler şunlar :

  1. 1 adet yoğurt yapma makinesi
  2. 1 şişe Sek Yoğurtluk Süt
  3. Küçük bir paket mayalık yoğurt
  4. Birkaç kapaklı cam bardak

Yapılışı : 

Marketten aldığımız yoğurtluk sütü birkaç küçük cam bardağa bölüştürüyoruz. Zaten sterilize edilmiş olduğu için sütü kaynatıp soğutmamıza gerek yok. Her bardağa 1 tatlı kaşığı kadar mayalık yoğurt ekleyip bardakları makineye diziyoruz. Kaşığı bir kez bardak içinde döndürüyoruz sadece, uzun uzadıya karıştırmıyoruz. Aslında mayalama süreci kullandığımız yoğurda bağlı ama aşağı yukarı 6-7 saatte gayet kıvamlı ve tatlı bir yoğurt elde ediyoruz. İşte bu kadar kolay 🙂 9066818633778

Yoğurt Yapma Makinesi

Benim yoğurt yapma makinem Weewell ve içinde 7 adet kapaklı cam bardak ile beraber satılıyor. (Bu bardaklar bir çay bardağı büyüklüğünde, hepsini doldurmak için 1 litre süt yeterli) Ayrıca bir tane de 1litrelik kapaklı plastik kap koymuşlar ama ben plastik sevmediğim için kullanmıyorum. Ürünü basitliği ve pratikliği açısından rahatlıkla tavsiye edebilirim ama yoğurt yapmak için illaki makineye ihtiyacınız olmadığını da belirtmek isterim. Makinenin tek olayı, yoğurtları belli bir süre sabit bir sıcaklıkta tutmak. Aynı işi çok düşük sıcaklıkta fırında da yapabilirsiniz. (Tabi fırındaki en düşük sıcaklık 50 derece ise olmaz, yoğurtlar ekşir)

Sek Yoğurtluk Süt

indirYoğurt kıvamında süt gerçekten fark yaratıyor… Kıvam tutturmada Sek Yoğurtluk Süt gerçekten çok başarılı. Hatta öyle ki Sek Günlük Süt ile dahi bu kıvamda yoğurt olmuyor.  (İnekten sağıldığı gibi size ulaşan bir süt kaynağınız varsa onu kaynatıp taş gibi yoğurtlar yapabilirsiniz tabi. ) Not : Bir arkadaşım “en doğal” yoğurdu yapmak için kendi sütünü kullandığını söyledi lakin anne sütünün formülünden olsa gerek, kıvam tutmuyormuş..

Mayalık Yoğurt

Hmm, bu mevzu karışık ve tartışmaya açık… Kimi anneler nohuttan kendi mayalarını yaparak en doğal yoğurtları yapıyor, kimi anneler marketten “organik” yoğurt alıp kendi organik yoğurtlarını yapıyor, kimi anneler bir kez mayalık alıp sonra hep kendi yoğurtlarından mayalama işlemi yapıyor. Ben temizliğine güvenebileceğim bir markadan pastörize yoğurt alıp mayalamayı tercih ediyorum. Özellikle kendi yoğurdumdan mayalama yapmıyorum çünkü enteresan bir şekilde ikinci yoğurt daha kıvamsız ve ekşi oluyor. (Her seferinde! )

Kapaklı Cam Bardak

Bence bebek yoğurdunda en kritik noktalar : kapak, cam ve küçük bardak 🙂 Kapaklı olması buzdolabında koku almaması açısından, cam olması sağlıklı ve hijyenik olması açısından, küçük olması bebeğe porsiyon ayarlama açısından önemli. Mesela 5 aylığı geçmiş bir bebek rahatlıkla yarım – bir çay bardağı civarında yoğurt tüketebilir. Ayrıca büyük kapta mayalayıp yoğurdu parçalarsanız, kalan yoğurt sulanır.

En kolay yoğurt tarifini de artık bildiğimize göre haydi bakalım, bebekler yoğurtsuz kalmasın 🙂

Doğum Fotoğrafçılığı

Belki klişe bir cümle olacak ama, evet, doğum mucizevi bir şey...

Kanlı, acılı, sancılı, korkutucu gözükebilir… Ama tüm bu sürecin sonunda tanışmak için can attığın yavruna kavuşuyorsun… Onun o minicikliğine, ürkekliğine, saflığına, muhtaçlığına, sana bağlılığına kavuşuyorsun. Evet, onun dünyasında herkesten daha farklı kokuyorsun, herkesten farklı bir rahatlatıcılığın var, onun için herkesten daha mühimsin… Anne… Annesin sen…

Son dönem bu büyülü yolculuğun başlangıcını fotoğraflarla ölümsüzleştirmek trend oldu. Bir kadının hayatındaki en yoğun duygulu dönemlerinden birini; belki çığlık çığlığa bağırırken, belki sancıdan bayılmak üzereyken, belki bebeğini yenice kucağına almışken tekrar tekrar bakılır, hatırlanılır hale getirmek işin sanatı. Bu işi çok iyi yapan, anı çok iyi yakalayan, çok iyi gözler var ve gerçekten iyi olan resimler beni hep ağlatır…

Bir yanım doğum yapan kadınla empati kurup o an yaşadığı acıyı, doğumdan sonraki yorgunluğu, kucağındaki bebeğin tenini, kokusunu hissetmeye çalışır; bir yanım kendi doğum anılarımın sadece belleğimde hapsolmasından hayıflanır, üzülür… O perişan, şaşkın ama mutlu ve yorgun halimi  ara sıra görsem fena mı olurdu sanki ?

Kızımı apar topar doğurunca fotoğrafçıyı düşünecek kafa kalmamıştı. Oğlumda ise ilkinden daha farklı bir şeyler yaparsam yarın öbür gün kızım üzülür, kendini yeterince özel değilmiş gibi hisseder diye düşünüp bilerek ayarlamamıştım.  Şimdi de başka doğum fotoğraflarına bakıp duygulanıyorum, ağlıyorum 🙂

Hamileyseniz fikir vermesi açısından şunlara bakmanızı tavsiye ederim : Doğum Fotoğrafçılığı Yarışmasından Annelerin Gücünü Kanıtlayan 34 Fotoğraf

Dikkat ettiniz mi ? Bu fotoğraflarda yeni manikür / pedikür yapılmış French ojeli tırnaklar, fön çekilmiş saçlar, makyajlı suratlar YOK. Doğumun doğallığına aykırı hiçbir şey yok; sadece duygular, anne ve bebek var… Bakımlı gözükelim, tamam; vücudumuza, kılık kıyafetimize dikkat edelim, tamam; kendimizi salmayalım, tamam; daha renkli ve sağlıklı görünelim, hepsine tamam ama birkaç dakika önceye kadar senin içinde olup kimyasal her şeyden koruduğun, 9 ay boyunca yediğin içtiğinden, kullandığın takviyeye kadar her şeyine dikkat ettiğin bebeğini boyalı tırnaklarınla kucaklayıp onun tazecik tenini kendi pudralı yüzüne sürmek, senden başka her şeye yabancı bebeğinin kullandığın parfümü anne kokusu zannetmesine izin vermek istediğine emin misin?

Nedense bizim ülkemizde yeni annelerin “resimlerde güzel çıkmalıyım” gibi bir kaygısı var. (Belki sadece bizim ülkemizde değildir ama o “güzel resimler” sosyal medyada paylaşılacak, takipçiler güzel yorumlar bırakacak.  Sanal Anneler )

Bu işin bir de klişesi var :

  • Anne düzgün bir eyeliner ile cat mom olacak, üstten yapılacak çekim ile bebeğine bakışı resmedilecek.
  • Doğumda baba da olacak, anne bebeğini kucakladığında parmağındaki tek taş / alyans gözüküyor olacak.
  • “Doğal makyaj” denilen şey yapılacak. Yani ciltte sivilce gibi sıkıntılı bir durum varsa kapatılacak ve şeftali tonlarında allık ve ruj kullanılacak. Anne “fresh” gözükecek.
  • Saçlar kesinlikle toplanamaz, taratma şeklinde fönlenecek. (Enteresan bir şekilde annenin dip boyası falan gelmemiş olacak)

Nasıl bir fotoğraf kurgusu istediğinize siz karar verin, ben olsaydım tamamen doğal olanı seçerdim. Çünkü bebeğimin bunu hak ettiğini düşünüyorum.

Alt Bakım İpuçları

Hastaneden çıkıp bebeğimi eve getirdiğimde biraz telaşlanmıştım. Hamileyken çevremde kimse ne hamile, ne de küçük çocuk sahibiydi. Küçük çocuk bakma konusunda kitaplardan okuduğum şeyler haricinde hiçbir şey bilmiyordum ve pratiğim hiç hiç hiç yoktu. Emzirmeyi iyi kötü hastanede göstermişlerdi ama emilenlerin çıkış kısmı daha büyük bir olay gibi gelmişti gözüme. Rengi, dokusu, sıklığı, vs hep dikkat etmem gereken kısımlardı. Ya temizliği ?

Alt bakımında en korkulu hikaye, sanırım bebeğin pişik olması. Pişik kremleri, pişik önleyici kremler, pişik için pudra, pişik önleyici bebek bezi, vs derken sanki en ufak bir yanlışımızda çocuğun k.çı pişecekmiş gibi bir algı yaratıyorlar. (Neyse ki, ilaç kullanımı haricinde bebeğin pişik olması -özellikle de ek gıdaya başlamamış bebeklerde- çok kolay bir şey değilmiş. ) Ben de deneye yanıla, sora öğrene kendi alt bakım yöntemimi geliştirdim :

Genel Alt Bakım İpuçları

  • Yenidoğan bebeklerde pişik ihtimali çok az, bu yüzden abartılı bir endişe duymanıza hiç gerek yok. Fakat emziren anneler domates, limon, erik gibi ekşi şeyler yediğinde bebeğin poposunu takip etmeli, taze et hemen kızarabiliyor.
  • Piyasada çok şirin, işli mişli, yumuşak, içi dolgulu alt bakım örtüleri var. Çok hevesiniz varsa alın ama üzerine kullan – at tipi örtülerden sermeden sakın kullanmayın. Her bez değiştirmede muhakkak bir kaza oluyor.
  • Bebeğin altını temizlemede kullanılacak en doğal ürün, kaynatılıp soğutulmuş su ile pamuktur. (Biliyorum, hiç pratik değil) Özellikle evde olduğunuz zamanlarda bu ikiliyi kullanabilirsiniz. Sadece saf su + pamuk olduğunu iddia eden ıslak mendillerde bile kimyasal var. Özellikle bebeğin poposunda bir kızarıklık varsa hiçbir şekilde ıslak mendil kullanmayın, daha çok yakıyor.
  • Pamukla siliyorsanız kesinlikle temizleme yaptığınız pamuğu suya bandırıp tekrar kullanmayın. Su her zaman temiz kalmalı.
  • Bebek çok fazla kaka yapmışsa ıslak mendille veya pamukla temizlemek için bebeği hırpalamayın, ılık suyla poposunu yıkayıp kurulayın. Suyun sıcaklığını hemen ayarlamak için evinize termostatik banyo bataryası taktırmanızı tavsiye ederim.
  • En iyi pişik önleyici krem diye bir şey yok maalesef, herkesin memnun kaldığı krem farklı.  Eczaneler ve doktorum Mustela Barrier Cream önerdiği için ben kızımda onu kullandım, sonra bir gün sürdüğüm o kadar kreme rağmen poposunun kızardığını görüp sinirlendim.sebamed  (Zaten birçok Mustela ürününe sinir oluyordum. Ne bariyer kremi işe yaradı, ne konak şampuanı… )  O zamanlar Unibaby’nin kremi kalın bir tabaka yapıyordu, onu sevmiştim. Sonra onun formülünü değiştirdiler, onu da sevmez oldum. Şimdilerde eski dostum Sebamed’e geri döndüm, memnunum. (Şampuan olarak da Sebamed kullanıyorum)
  • Her bez değiştirdikten sonra pişik önleyici krem sürülmeli. Bazen yenidoğan kakası pek kokmadığı için altında uzun süre kalabiliyor, böyle durumlarda araya bir katman oluşturmak şart.
  • Her bez değişiminde ıslak mendil / pamukla temizlediğimiz popoyu bir de yumuşak bir bez, havlu veya tuvalet kağıdı ile kurulamak önemli. Pişik nemli ortamlarda oluyormuş.
  • Bebeğin inatçı kakalarını temizlerken ayaklarını havada tutmak yerine çocuğu yan çevirebilirsiniz. Böylece beline zarar verme riskini ortadan kaldırmış olursunuz.

Kız Bebekler için Alt Bakımı

Kız bebeklerde dikkat edilecek husus, önden arkaya doğru temizleme yapmak. Amacımız çok hassas olan ön kısmı mümkün olduğunca pislikle yüzleştirmemek, çünkü maalesef idrar yolları enfeksiyonu denen bir illet var.

  1. Bebek bezi ile popodaki çok kakalı kısımları alıp temizlemeye en az kirli kısımdan başlayın.
  2. İster ıslak mendil, ister pamuk kullanın, kirli pamuk /mendili ön kısma sürmeyin, kız çocukları kolaylıkla idrar yolları enfeksiyonu kapabilir. Üstelik bir kez bu enfeksiyon oluşursa vücutta hassasiyet oluşuyor ve daha kolay hastalanıyorlar. (-mış.)
  3. Temizlerken acele etmeyin, olabildiğince nazik olun. Kızlar çiş fışkırtmaz 🙂
  4. Temizledikten sonra popoyu havlu veya tuvalet kağıdı ile kurulayın. ( Kağıt havlu, tuvalet kağıdına göre daha sert olduğu için pek tavsiye etmem. )
  5. Pişik önleyici kremi ince bir katman halinde tüm altına sürün.
  6. Bez, bebeğin belini ve bacaklarını çok sıkmamalı. Genelde bantları ortada birleştirirler ama ben biraz boşluk bırakmayı uygun buluyorum, çiş taşmasın ama çocuğuma da işkence etmeyeyim.
  7. Bezin lastikten sonraki bariyer kısımlarını dışa çevirin.
  8. İşte bitti…

Kız çocuklarının altını temizlemek biraz büyüyüp dönmeye başlasalar bile erkek çocuklarından daha kolay. Dikkat edilecek tek kısım nazik ve detaylı temizlik.

Erkek Bebekler için Alt Bakımı

Oğlum doğduğunda halihazırda 21 aydır alt bakan, güya deneyimli bir anneydim. Alışana kadar her seferinde üzerime işedi. Erkek çocuklarda en önemli husus, hızlı davranmak.

  1. Öncelikle ilk seferlerde kesin fışkırtacak, alt bakım düzeneğinizi ona göre kurun. Oğlum kafasının üstünden aşırtıyordu… Haliyle 60x60cm kare alt bakım örtülerini çapraz şekilde sermek mantıklıydı.
  2. Altını açmadan temiz bezi poposunun altına koyun.
  3. Bezi açtığınız anda pipisini havlu veya ıslak mendille kapatın.
  4. Kasıklardan başlayarak arkaya doğru temizleyin.
  5. Pişme riski en yüksek olan yerler : pipisinin ve toplarının hemen altı. O kısımları temizlediğinize ve kremlediğinize emin olun.
  6. Islak mendili kaldırıp hızla paketleyin. (Yenidoğan sünneti yaptırdıysanız bolca Bepanthene Plus sürmeniz gerekiyor, krem sürme kısmı kesin golle bitiyor 🙂 )
  7. İşte bitti…

İlk dönem alt bakmak resmen stres kaynağıydı, stres yapınca da kazalar kaçınılmaz oluyordu. Sonradan hem ben alıştım, hızlandım; hem de oğlum insaflı davranmaya başladı. Artık hiç kazamız olmuyor mesela 🙂

Aşağı yukarı üç sene süren alt bakım maceranızda sıfır pişikli günler dilerim.

 

Bebek Bezi ve Koku Sorunsalı

Bebek bezi, eski tip çocuk alt bakım ürün ve prosedürlerini düşününce resmen birçok annenin feryadına yetişmiş, kutsal bir üründür. Yok ara bezi al, dik, kaynat, her kirlendiğinde kaynat, her gün ya da gün aşırı kaynat, bir gece kaynatmaya üşen, kurtlansın, kurt temizle falan… Bundan 40-50 sene önce bir annenin 4-5 çocuk doğurduğunu düşünürsek yeni bir bebek tonla ek iş demek oluyormuş. Bu yüzdendir ki  30 sene önce Prima Türkiye pazarına girdiğinde birçok anne bu süper pahalı ama can kurtarıcı ürünü kullanabilmek için dişinden kovuğundan artırıp gerekirse hayat standartlarından bile fedakarlık etmiştir.

Aradan yeterince zaman geçip bebek bezi teknolojisi geliştikçe, diğer markaların da pazara girmesi ile bebek bezi ucuzlamış ve toplumun her kesiminde kullanılmaya başlanan, bebek sahibi olanların zaruri ihtiyaçlar listesine doğrudan giren bir ürün haline gelmiştir. Tabi ki bebek bezi bu kadar temel bir ihtiyaç haline gelip tabana yayıldıkça beraberinde tonla sorunu da getirmiştir. Ne mesela ? Tıpkı Ikea’nın dünya çapında boşanma oranlarına olan dolaylı katkısı gibi bebek bezi, ıslak mendil benzeri  tüm kullan-at ürünleri içimizde bir yerlerde kıymet bilmezliği ve boşvermişliği pekiştiriyor, tek sebep bu olmasa da toplumsal düzeyde umursamazlaşıyoruz. Başka ne mesela ? Mesela çevresel sıkıntılar. Bebek bezini yok edemiyoruz, miniğimizin çişi kakası sağa sola bulaşmasın diye yaptıkları sentetik katmanların doğada çözülmesi yüzyıllar sürüyor. Peki, tek kullanımlık bebek bezleri yerine eski tip bebek bezi kullansak ? Bu sefer de leke çıkarıcı  ve deterjan kullanımı ile su ve topraklarımızı kirletiyoruz. Bu işi çözmenin en pratik yolu fizyolojik olarak yeterince gelişen yani çişini kakasını tutmayı becerebilen çocuklarımıza hemen tuvalet alışkanlığı kazandırmak. Yapıyor muyuz peki ? Hayır. Son dönem çocukların ortalama 3 yaş ve sonrasında temizlendiğini fark ettiniz mi? Çocuklar o kadar rahat ki uygun fiziksel gelişime ulaştıklarında bile bezi bırakmakta zorlanıyorlar. (Burada annelerin rahatlığı da söz konusu 🙂 )

İşin makro boyutunu bir kenara bırakıp ev düzeyinde bebek bezi kullanımına gelirsek, kendim de dahil hazır bebek bezi kullanmanın rahatlığını bir yana bırakıp idealistlik yapacak kadar cesur kadınlar tanımıyorum. Zaten tonla işe koşturduğumuz günlük hayatımızda, ne işimizi kolaylaştırır ve kendimize ayırabildiğimiz dakikaları artırırsa onun peşinden gidiyoruz mecburen. Alt temizliğinde en sağlıklı yol kaynatılmış suya pamuk veya pamuklu bez batırmak iken, yeterince pratik olmadığı için aynı şekilde ıslak mendilleri de seve isteye alıp bebek çantalarımıza koyuyoruz. Peki, kullandıktan sonra bu çöpleri ne yapıyoruz ? Öncelikle kışın bunun çok da problem yaratmadığını söylemeliyim. Olay yazın o bezleri ve ıslak mendilleri ne yaptığımız…

Tek çocuk sahibiyken günlük 5-6 bez atıyordum, hepsini tek poşette biriktirip akşam atıyordum. Bebeklerin biri temizlenmeden ikincisi gelince evdeki günlük bez kullanımı 10-15’e ulaştı. Peki yaz sıcağında 10-15 bezi nerede biriktirebiliriz ? Balkon desem olmaz,  zira evdeki miniklerin biri yürüyebiliyor ve balkon, çıkmasını istediğim bir yer değil. Banyo çöpü desem, yıkandığımız yer. Mutfak çöpü desem yemek yaptığımız yer. Kiler desem orada sakladığımız şeylere yazık. En sonunda çareyi Korbell’de buldum. 321877236701-4  İlk gördüğümde “Allahım saçmalığa bak, insan neden sadece bebek bezi atmak için ayrı bir çöp kovası alır ki? Bir de dünyanın parası!” diye düşünmüştüm. Sonra iki bebeğin beziyle baş edemeyip ürün yorumlarına güvenerek bir tane edindim. Şimdi “iyi ki almışım” diyorum. Çünkü ;

  • Oturma odasında durmasına rağmen odamızda rahatsız edici bir koku yok. (direkt yanına oturmazsak tabi 🙂 )
  • Özellikle kışın bezi atmak için balkona çıkmak zorunda kalmıyorum.
  • Yazın bezi nereye atsam da kokmasa diye düşünmek zorunda kalmıyorum.
  • Temiz ve şık gözüküyor.
  • Poşet değiştirme işi çok pratik bir şekilde çözülmüş.
  • Üzerinde kilit sistemi var, kapaklı olup ayakla açılan herhangi bir çöp kovasının yanında fark yaratıyor.
  • Dolmasını beklemeye gerek kalmadan, poşetini uygun boyda kesip atabiliyorsunuz. Poşeti kesmek için makas aramanıza gerek yok, entegre bıçağı var ama çocuklar bir şekilde kapağı açsa bile tehlike teşkil edecek şekilde yapılmamış.
  • 16litrelik olan küçük boyu bile hemen dolmuyor, sürekli boşaltmak zorunda kalmıyorsunuz.

Eksi yönleri olarak görece pahalı olmasından başka bir de kesin çözüm olmadığını söyleyebilirim. Sonuçta içine kakalı bez koyuyorsunuz, kokuya ne kadar engel olabilir ki ? Buna rağmen ilk dönem yaşadığım koku sorunsalını düşünürsek beni bir hayli tatmin etti. Bence alınır. Özellikle de birden fazla bebeğin olduğu, bir şekilde bez sorunsalının yaşandığı evlere şart.

Puset Seçimi

2,5 senede 6 adet bebek arabası almış bir insan olarak en rahat bu konuda bilmişlik yapabilirim herhalde 🙂

Öncelikle anlaşalım, ideal bir bebek arabası yok!

Bebek arabası; size, cüssenize, arabanız varsa onun bagaj büyüklüğüne, maddi durumunuza, bebeğinizin cinsine, nerelerde gezdiğinize vb pek de akla gelmeyen sebeplere göre değişkenlik gösteren, tamamen kişiye özel bir tercih meselesidir.

İlk pusetimizi kızıma hamileyken almıştık. Yanlış… Bu işin doğrusu şu aslında : bebek sahibi olmaya karar verdikten sonra biraz araştırıp biraz gezip beğenebileceğiniz, kaldırabileceğiniz, rahatlıkla katlayabileceğiniz, arabanıza sığan ve size bagaj sorunu yaratmayan bir model seçmelisiniz. Alma işlemini bebek doğduktan sonra da yaparsınız, o sorun değil. Ben hamileyken seçtiğim için puseti kaldırmaya, katlamaya, vs teşebbüs bile etmedim. Haliyle satış elemanının lafıyla, internette okuduğum yorumlarla cillop gibi bir Stokke Xplory pusetimiz ve Besafe İzigo ana kucağımız oldu.   O dönem piyasadaki en havalı pusetlerden biriydi, benim de  “benim çocuğum en iyi markalara, en pahalı ürünlere layık”  gibi yeni anne egolarım varmış herhalde. Bir süre geçtikten sonra en pahalı şeylerin en kullanışlı şeyler olmadığını fark ettim ve kendi hayatımda ne kadar mantıklı düşünebiliyorsam, bebeklerim için ürün seçerken de daha mantıklı davranmaya başladım. Nedense ilk dönem olmuyor bu, illa bir iki tokat yemek gerekiyor 🙂

besafeBesafe İzigo Ana kucağı

Artıları:

  1. Kaliteli malzemeden yapılmış sağlam bir ana kucağı. Minicik bebeğinizi içine koyduğunuzda “ya bir şey olursa” korkusunu yaşamıyorsunuz.
  2. Bebeğinizin doğumdan itibaren doğru şekilde yatabilmesi için iki ayrı bel – sırt desteği var. Bebek büyüdükçe destekleri çıkarıyorsunuz.
  3. Sadece Stokke ile değil; Mima Xari, Easywalker, Maxi Cosi gibi farklı marka pusetlerle kullanılabilir.
  4. Çok sevimli bir güneşliği var, kapatınca salyangoza benziyor. Birçok markanın uyduruk, dümdüz güneşliğinden çok daha güzel gözüküyor.
  5. Arabaya emniyet kemeri ile sabitleyip bebek oto koltuğu olarak kullanabilirsiniz. (Birçok marka – modelde kemer yeri var. ) İpucu: Araba kullanan bir anneyseniz, arabada başka bir yetişkin olmadığı zamanlarda sağ ön koltuğun airbag özelliğini kapatarak ana kucağını ön koltuğa kemerle sabitleyebilirsiniz. Tabi yola ters olacak şekilde.. Böylece bebeğiniz sizi görebildiği için araba gezintileriniz daha keyifli hale gelecektir, ayrıca siz de acil bir durumda (kusma, bir şey yutma gibi) hemen görüp müdahale edebilirsiniz.
  6. Dilerseniz bazasını alıp arabanıza sabitleyerek her arabaya bindiğinizde emniyet kemeriyle uğraşmaktan kurtulabilirsiniz. Ayrıca aynı bazaya IziSleep modeli de uyumlu.

BeSafe_iZi_Go_Modular_i-Size_Review_Canopy.jpg

Eksileri :

  1. Standart her ana kucağı gibi o da bebeği terletiyor ama bu biraz da bebekten bebeğe değişen bir şey sanırım. Benim çocuklarım çok çok çok çok fazla terleyen çocuklar.
  2. Biraz ağır, yanınızda bunu taşıyacak cengaver bir eş şart yoksa lohusa halinizle bir de bel sorunları çekersiniz.

Stokke Xplory V4 Puset

stokke

İşte bu benim alırken aşık olduğum araba 🙂

İnsanın gerçekten hamileyken duyguları karman çorman oluyor. Öyle ki bu araba ile ilgili neredeyse hiç kötü yorum okuduğumu hatırlamıyorum. Kesinlikle mükemmel tercih yaptığımı düşünüyordum. Çok şıktı, çok değişikti, çok kaliteliydi. Ayrıca  summer kit, winter kit, special kit, vs çeşit çeşit kılıfla araba güncelleniyordu.

Fakat…

  1. Araba o kadar ağır, o kadar büyük ki birçok kez araba kullanmak yerine hamak takıp kucağımda taşıdım çocuğu.
  2. Tüm bagajım pusetle doldu, başka hiçbir şeye yer kalmadı. ( O dönem hatchback bir arabam vardı)

Bu iki baya önemli sorun haricinde Xplory sürüşü çok rahat ve iyi bir araba. Bir arabanın anneye güven vermesi, bebeğin içinde güvenli bir şekilde oturuyor, yatıyor ya da uyuyor olması gerçekten çok önemli. Bu bizim ilk arabamız olduğu için biz bu önemli detayları sonraki deneyimlerimizden öğrendik.

Artıları :

  1. Araba yerden yüksek olduğu için bebeğiniz size yakın duruyor ve siz de beliniz kopmadan onunla ilgilenebiliyorsunuz. (Arabanın mottosu “En yüksek bağ oluşturan bebek arabası” evet bir yere kadar doğru. Öte yandan bu arabaların böyle yüksek olmasının sebebi Kuzey Avrupa’daki kar yüksekliği. Birçok Avrupalı anne, Türk annelerinin taşıdığı evhamları taşımadan bebeğini karda, kışta, güneşte, rüzgarda, yağmurda gezdirmeyi ve bebeğe her gün temiz hava aldırmayı gerekli görüyor. Bence de fazla evhamla çocuklarımızın gelişimini engellemekten başka bir şey yapmıyoruz zaten.)
  2. Arabanın tutma yeri, uzunluğu, bebeğin oturma yeri, oturma şekli ve oturma yönü kişiye göre ayarlanıyor. Boyunuz ister bir elli olsun, ister iki metre; rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bebeğiniz ister size dönük gezsin, ister dışarıya dönük. İster tamamen yatsın, ister dimdik otursun. Her şey ayarlanabiliyor. (Haliyle ilk başta öğrenmesi biraz zaman alıyor)
  3. Arabayla beraber sineklik, yağmurluk ve ön çanta hediye geliyor. O ön çantaya hem sineklikle yağmurluğu, hem de bir iki bez, ıslak mendil ve tulum koyuyorsunuz; ekstra bakım çantası taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Oh miss.. images
  4. “Ben titiz bir insanım, gittiğimiz yerlerde bebeğimi mama sandalyesine oturtmak içime sinmiyor” diyorsanız buyurun, doğru yerdesiniz. Bebeğin rahatını hiç bozmadan sadece hamağın yönü ve  eğimi ile oynayarak arabadan mama sandalyesi yapabilirsiniz.
  5. Hamak doğumdan itibaren kullanılabilir ama yapısı dolayısıyla oto koltuğu gibi kullanılamaz. Bebeğiniz küçükken İzigo veya İzisleep gibi ana kucaklarından birini alırsanız arabanızda uyuyakalmış bebeğinizin rahatını hiç bozmadan pusete bindirip gezebilirsiniz.
  6. Sürüşü inanılmaz rahat, hantal cüssesine rağmen manevra kabiliyeti çok yüksek. Sadece alışveriş merkezlerinde ve düz satıhlarda değil; arnavut kaldırımlarında, kumsalda, bozuk yollarda, her yerde kolaylıkla sürebilirsiniz. Elbette bozuk satıhlarda düz yol performansı beklemek çok doğru değil ama o yollarda bir kez baston pusetle cebelleşirseniz, Xplory’yi öpersiniz.
  7. Yuvarlak tutma yeri ile arabayı tek elle rahatlıkla yönetebilirsiniz.  Oraya özel aparatı ile biberon veya bardak taşıyıcı ekleyebilirsiniz.
  8. Çeşitli tekstil kitleri ile arabanızın havasını değiştirebilirsiniz.  Bu kitler sayesinde şasiyi veya oturma hamağını değiştirmeye gerek kalmadan arabayı ilk çocuğunuzda farklı, ikinci çocuğunuzda farklı renk kullanabilirsiniz.
  9. Araları çok az 2 çocuğunuz varsa, Xplory’nin orijinal kaykayından edinerek tek arabayı iki çocuk için kullanabilirsiniz. Bu ürünü biz kullandık, kızım kaykayı çok sevdi ama iki çocukla arabayı sürmesi biraz alıştırma gerektiren bir süreç. Çocuk kaykaya binmediği zaman hemen katlayıp şasinin üzerindeki mıknatısa yapıştırıyorsunuz, her seferinde tak-çıkar uğraşmıyorsunuz.

10. Araba gerçekten çok sağlam, gönül rahatlığıyla ikinci el alabilirsiniz. Çok özel bir kazaya maruz kalmadığı sürece yıllarca kullanılabilir diye düşünüyorum.

 

Eksileri :

  1. Çok ağır, yaklaşık 12 kg. Özellikle çıtı pıtı bir kadınsanız yanınızda destek şart. Ben bu konuda çok sıkıntı yaşamadım ama kızım 13 aylıkken hamile kalınca ağırlık meselesi cidden mesele haline geldi ve beni yeni arayışlara iten süreç başladı.
  2. Araba çok az katlanıyor haliyle tüm bagajınızı kaplıyor. Ayrıca şasi ayrı, hamak ayrı yer kaplıyor. Eğer sürekli seyahate çıkan tiplerseniz, araba bagajınız yeterince büyük değilse, birden fazla çocuğunuz varsa veya çok eşyanız varsa o zaman bu araba size göre değil. Ya kendinize bir seyahat bebek arabası edineceksiniz, ya arabanızı daha aile tipi bir araba ile değiştireceksiniz, ya da evinizde mutlu mesut oturmaya devam edeceksiniz. Bu araba ancak E segmenti araçlarda veya SUVlarda sıkıntı yaratmaz.
  3. Araba muadillerine göre baya pahalı. Özellikle koca tekerlekli bir sürü marka modelin piyasaya sürüldüğü günümüzde cidden pahalı. Zaten Stokke’nin tüm aksesuarları, arabaları ve diğer bebek malzemeleri (kanguru, mama sandalyesi, beşik, vs) her şey çok çok pahalı, gelişi kurtarmıyor herhalde 🙂

Düşündüm, düşündüm başka şikayet edebileceğim konu bulamadım. Bu arabayı gerçekten çok severek, beğenerek almıştım ve belki hemen ikinci çocuğuma hamile kalmasaydım hala kullanıyor olurdum. Burada Xplory’nin bir suçu yok tabi, kimsenin suçu yok. Meleğim öyle istemiş öyle gelmiş…

Chicco Liteway

Dev puset sahibi her ebeveynin günün sonunda geleceği yer ister istemez baston pusetlerdir, sanırım bundan kaçış yok. Biz Chicco Liteway’imizi tamamen kendi konformist bakış açımızdan dolayı edinmiştik. Ailede iki araba var, şehir dışı bir yerlere gidecek olsak baba arabasına yükleniyoruz; diğer zamanlarda kızımla benim arabada takılıyoruz. Eşyamız çok, Xplory dev gibi, bize yer kalmıyor. Ben kızımın yanında arka koltukta gidiyorum, bizim valiz sağ ön koltukta gidiyor. Araba ötmesin diye ona kemer bağlıyoruz falan. Benim adamın kafası attı, “ben valizle yol arkadaşlığı yapmak istemiyorum” diye… Düşündük; en mantıklı şey bagajda valize yer açmak, bunun için de puseti küçültmek gibi geldi. Bir gün bir alışveriş merkezinde yürüyoruz, Joker Chicco ürünlerine indirim yapmış, girdik, baktık, sürdük, katladık, geri açtık falan artık deneyimliyiz ya öyle dümdüz bakarak almıyoruz tabi 🙂 Ben gittim, evde biraz araştırdım, herkes çok memnun “sadece ön barı da olaymış iyiymiş” demişler. “Aman, o da olmayıversin” dedim, gittik aldık ertesi gün. litewayO zamanlar yeni anneydim, ufaklık 4-5 aylık, sanıyordum ki “alacağım ürüne ben karar veririm” (halbuki öyle bir dünya yok) O inatçı, ben inatçı; birkaç kere çığlık çığlığa yürüyüş yaptık, sonunda pes ettim. Bebek hanım minicik boyuyla karakter sahibi; sevdikleri var , sevmedikleri var.  Annesi babası olarak seve seve saygı gösteriyorsun; sonuçta o da ayrı bir insan.

Artıları :

  1. Kolay açılıp kapanıyor, pratik
  2. 7kg ağırlığında
  3. Bagajda az yer kaplıyor, diğer eşyalarınıza yer kalıyor
  4. Doğumdan itibaren kullanılabilir, araç tam yatıyor. 5 ayrı oturma pozisyonu var.
  5. Paket içeriğinde yağmurluk ve kış için ayrı tulum var. Bebek sıcacık seyahat edebilir.

Eksileri :

  1. Tüm baston pusetler gibi tek yönlü.
  2. Güneşliği yetersiz, güneşli havalarda çocuk rahatsız oluyor.
  3. Engebeli yüzeylerde çok rahat sürülmüyor.

Belki biraz daha kullansam başka yönlerinden de bahsedebilirdim ama Liteway maceramız 5-6 denemeden sonra sona erdi, Gittigidiyor aracılığıyla ona ihtiyacı olan başka bir velete yar oldu.

Bebe Confort – Loola

Chicco Liteway’e veda ettikten sonra çift yönlü kullanabileceğimiz başka bir model arayışına girdik. Kızımın beni özellikle görmek istemesi birçok modeli direkt elememize sebep oldu. Sanırım 3 yıl önce şu an piyasada olan birçok araç yoktu, bu yüzden seçerken pek fazla ürün arasında kalmadık. Baston gibi az yer kaplasın, çift yönlü olsun, bu kadar.

14204464591755783120loola2Beklentiler az ve kriterler belli olunca zorlanmadan seçip yeni arabamızla mutlu olmanın yollarını aradık. Öncelikle kızım hiç sorun çıkarmadan bindi, biz de mutlu olduk; artık bize bakması gerekmediğini fark edene kadar da sıkıntısız kullandık.

Artıları :

  1. Çift yönlü. Minik bebeğiniz nereye bakmak istiyorsa bakabilir.
  2. Birçok baston pusetten çok daha geniş iç hacime sahip. Bebek içinde rahat ediyor.
  3. Oturak kısmı dışarı bakarken tek hamlede kapatabiliyorsunuz.
  4. Pakete yağmurluk dahil.

Eksileri :

  1. Bebeğin oturma pozisyonu çok enteresan ayarlanmış, çok arada. Bu yüzden hep dikelip oturmak istiyor gibi geliyordu bana.
  2. Doğumdan itibaren değil 6.aydan itibaren kullanılıyor.
  3. Oturakla beraber kapatmak için oturağın dışa dönük olması gerekiyor, aksi takdirde önce oturağı çıkarıp sonra kapatıyorsunuz.
  4. Manevra kabiliyeti çok iyi değil. Dönerken tekerlerden biri havada kalıyor, sizi zorluyor.
  5. Çok hafif değil, yine çıtı pıtı kadınların desteğe ihtiyacı var.

Casual – Otto

Bir gün internette geziyorum, o zamanlar oğluş ufacık. Xplory’ye o biniyor, bir yerlere giderken Loola’yı da alıyoruz, kızım da ona biniyor. Minimum eşyayla gezmeye çalışıyoruz, çalışıyoruz da iki minik çocukla ne mümkün… Benim adam eşyadan, bebek sesinden, hayattan yılmış ;  ondan destek göremediğim için ben ekstra yorgunum ama minik çocuklarla uğraşmam gerektiği için ekstra enerjik olmam gerekiyor. İşte böyle bir zamanda %40 gibi absürt bir indirim yapmışlar. Dayanamadım aldım.Casual-Otto-Trona-Travel-Sistem-Bebek-Arabasi-9834 Bu modelin mottosu uçak kabinine bile sığabiliyor oluşuydu. Adamlar gerçekten minicik katlanabilen bir araba yapmışlar, bu konuda laf yok. Bu araba kesinlikle çok kullanışlı bir seyahat arabası olabilir. Bundan daha ufak benim bildiğim bir Pock-it modeli var, o da zaten konfor olarak bu kadar bile değil.

Artıları :

  1. Küçücük. Kolayca paketleniyor. İsterseniz çantasına koyup bagajı hiç kirletmeden saklayabilirsiniz. Aynı şekilde uçakta bagaja vermeye gerek kalmadan kabinde tutabilirsiniz.
  2. Trona model ana kucağı ile beraber satıldığı için bebeğiniz doğduğu andan itibaren kullanabilirsiniz.
  3. Tutma yeri bütün olduğu için tek elle kontrol edebilirsiniz.
  4. Ana kucağını oto koltuğu olarak kullanabilirsiniz. (0-13 kg)
  5. Taşıma çantası sayesinde çocuğunuz arabaya binmediğinde katlayıp omzunuzda taşıyabilirsiniz.

Eksileri :

  1. Başka arabalar da kullandığım için arada bariz bir sürüş ve malzeme kalitesi farkı olduğunu söyleyebilirim. Bu araba tek arabanız olacaksa çok tavsiye etmem.
  2. Arnavut kaldırımlarında veya bozuk yollarda sürmek çok zor. Tekerleri çukurlara giriyor, çıkarmak için uğraşıyorsunuz. Daha çok düz yollarda ve alışveriş merkezlerinde ideal.
  3. Ana kucağı ile beraber satıldığı için örneğin 1 yaşındaki çocuğunuza alırken boşuna ana kucağı parası ödüyorsunuz. Maalesef tek satılmıyor.
  4. Yağmurluk, sineklik, vb her şey ekstra.
  5. 15kg ‘a kadar kullanılabilir ama içinde 15kg bir çocuk varken arabayı sürmek cidden zor.

Maclaren Quest

Evet, kaç araba oldu ? Şimdilik 4, sonra kızımın dışa dönük oturma sevdası geçince baston pusetin piri olan Maclaren’leri araştırmaya başladım. Bu sırada kızım 29, oğlum 7,5 aylıktı. O dönem için baya kafa patlatmıştım: 2,5 yaşındaki çocuğa yeni baston puset alınır mı ? Acaba daha uyduruk bir şey alıp günü kurtarsam mı ? Veya Bebe Confort ve Casual ikilisiyle yoluma devam mı etsem ? Kafamda bir sürü soru işareti ama yüreğimde yavrulara karşı adalet duygusuyla bu alanda son kez (umuyorum ki son kez 😛 ) yatırım yapmaya karar verdim. Bundan sonra başka çocuklarım olursa Xplory ve Maclaren ikilisiyle yola devam ederim.

İnsan durup durup neden bebek arabası kampanyalarını kontrol eder, neden hep bir arayışta olur ? Merak ediyorsanız söyleyeyim, bir sürü araba denedim ama içime sinmedi bir türlü. Bebe Confort çift yönlüydü ama çok hantaldı, Casual çok pratikti ama pek güven vermiyordu, Xplory çok kaliteliydi ama devasaydı, Chicco’yu zaten kullanamadık, sattık.  En sonunda “buna da binmezlerse ikinci el fiyatına satarım artık, ne yapalım” diye niyeti bozup 2 adet Maclaren Quest aldım. Quest, Maclaren’in en hafif modeli değil ama hafif kategorisinde en konforlu olanı diyebiliriz. Bundan daha hafif (ve daha uygun fiyatlı) olarak Globetrotter diye bir model var ama sırtı yatmıyor. Bundan daha konforlu olarak Techno XT modeli var ama onun da tekerleri daha büyük olduğu için daha çok yer kaplıyor ve daha ağır. Bence Quest ideal…

que.jpg

Maclaren Quest 2016

Artıları :

  1. Çok hafif, sadece 5,6 kg.
  2. Sürüşü çok rahat, manevra kabiliyeti çok iyi . İçinde 15-16kg çocuk varken bile çok fazla zorlamıyor.
  3. Normal bastonlar gibi 15 kg değil, 26 kg kapasiteli.
  4. Arabayı bileğinize takmayı sağlayacak ekstra güvenlik önlemi olarak bilekliği var.
  5. Küçük bebeklerin kaymasını engellemek için ayak kısmında ekstra cebi var.
  6. Mevcut pedinden tatmin olmazsanız içine daha kalın, baş destekli, tam uyumlu rengarenk Maclaren pedlerinden koyabilirsiniz.
  7. Önünde dev gibi bir güneşliği var, kesinlikle çok işe yarıyor.
  8. Yağmurluğu ile beraber geliyor.
  9. Kolayca katlanıyor ( diğer baston pusetler gibi)
  10. Kapatıp askısı ile omuzda taşıyabilirsiniz.
  11. Tentede kocaman bir gözetleme kısmı var, bebeği uyurken izleyebilirsiniz.
  12. Sırtı tamamen yatabiliyor, ufak bir destekle yeni doğanlar için de uygun olur.
  13. Sırt kısmında gayet işe yarar bir cebi var, bazen cüzdan – telefonu içine atıp çanta bile almıyorum.
  14. Mevcut renklerinden hoşlanmadıysanız Scarlett serisinden daha tasarım bir araba  seçebilirsiniz.
  15. İki tanesini yan yana koysam da hala bagajda yer kalıyor ki bu benim için bu arabayı şu an doğru araba yapan şey.

Eksileri :

  1. Maalesef hiçbir ana kucağı takılamıyor (beni çok etkilememişti, zira oğlum yeterince büyüktü) . İllaki uyuyan bebeği oto koltuğundan çıkarıp arabaya yatırmanız lazım veya tam tersi.
  2. Maalesef bu araba da diğer bastonlar gibi tek yönlü. Çocuğunuz benim kızım gibi gıcıksa sizin için de çare olmayacak.
  3. Tek elle idare etmesi biraz zor, tutma yeri bar şeklinde olsaymış daha kolay olurmuş.
  4. Tekerleri çok küçük olduğu için bozuk yollarda çok zor sürülüyor, her çukura giriyor.
  5. Kumsal gibi kumlu veya hafif taşlı yollarda sürmeyi denemeyin, öyle bir dünya yok.
  6. Araba o kadar hafif ki birkaç kez saplarına bir şeyler astığımı unuttuğum için çocuğu kaldırınca araba yere devrildi.
  7.  Kapatırken eğilmeyelim diye yaptıkları askıdan (ayrıca omza asılan askı) çekince oradaki plastik kopçayı kopardım, moralim bozuldu…
  8. 5 nokta emniyet kilidi biraz sert açılıyor, çocukların kendi başlarına açmamaları açısından iyi olsa da bazen beni deli ediyor.
  9. Maalesef katlanınca tekerler güneşliğin iç kısmına değiyor ve orayı kirletiyor. Neyse ki kumaşı yeterince kaliteli olduğu için leke kalmadan temizleyebiliyorsunuz ama araba her açılıp kapandığında bu iş sizi bekliyor.

Günün sonunda şu an aktif olarak kullandığım iki araba da Maclaren Quest. Keşke daha önce alsaydım diyemiyorum çünkü alamamamın haklı sebepleri var ama şimdi özellikle yolculuklarımızda çok rahat ettik. Birer puset alıyoruz, rahat rahat “yoruldum, beni kucağına al” derdi olmadan yürüyüş yapıyoruz, geziyoruz. Uyuyakaldıklarında sırtını dümdüz yatırıyoruz, hiç rahatlarını bozmadan uyuyorlar. Sürüşü rahat olduğu için çok yormuyor. E, bir pusetten başka ne isteyebiliriz ki ?

s-l1000

Pusete bakarken ..

Bir bebek mağazasına girdiniz, sizinle ağzı laf yapan iyi bir satış görevlisi ilgileniyor. Size bir pusetin özelliklerinden bahsediyor. Belki şimdi hamilesiniz veya çok heyecanlı bir baba adayısınız, ama her lafa güvenmeyin. Bazı şeyler, başka bazı şeyler anlamına geliyor çünkü 🙂

Bir pusetin kocaman tekerleri varsa :

Bu puset muhtemelen konforludur, içi geniştir. Kocaman tekerleri sayesinde (ve uygun süspansiyon da varsa) her türlü yolda yürürsünüz, bebeğiniz hiç rahatsız olmaz. Şehirde yürürken küçük çukurlara falan girmez o lastikler , sürerken sizi deli etmez. Zaten şu ara en popüler pusetler bu kocaman tekerli pusetler. Lakin…  Puset olarak baya ağırdır ve oturak kısmı ayrıdır, haliyle pek pratik bir model değildir. Dev tekerler, ayrı oturak derken arabanızın bagajını komple kaplar veya bagaja sığmaz bile… Bu arabalardan alırsanız, birkaç ay sonra bir baston puset almanız kaçınılmaz son.

Bir travel sete port bebe dahilse  :

Biliniz ki en çok ana kucağı olan oto koltuğunu kullanacaksınız. İlk dönem port bebe rahat bir şeymiş gibi gelse de bebeklerin biz gibi düz yatmaktan çok anne karnındaki gibi eciş bücüş uyumaktan hoşlandığını fark edeceksiniz ve o port bebe süs olarak evinizin bir köşesinde duracak.

Bir arabanın yüksekliği ayarlanabiliyorsa  :

Absürt bir boyunuz varsa özellikle çok uzunsanız maalesef uygun fiyatlı alternatifleri direkt eleyip Kuzey Avrupa gibi daha uzun insanların yaşadığı yerlerde üretilen markalara yönelin. Bir arabanın yüksekliği ayarlanabiliyorsa o araba muadillerinden daha pahalıdır. Standart boyda bir insansanız gerek yok ama çok kısa veya çok uzunsanız boy ayarı yapılamayan arabalar sizin için bir süre sonra bel ağrısı sebebi haline gelecektir.

Küçük tekerli bir travel set alacaksanız :

Avm tipi bir aileyseniz, bu tip arabalar tam size göre. Hem görece uygun fiyatlı, hem pratik. Lakin dağ taş geziyorsanız bir süre sonra off diyeceksiniz.

“Bu marka çok satıyor” :

Bu marka çok satıyorsa illaki en ideal, en muhteşem araba demek değildir. Nedense hangi markayı sorsam hepsi için aynı şeyi söylediler. Satıcıların standart yoğurdum ekşi diyememeleri durumu.

Ürünün ağırlığı :

Çok ağır arabalar çok kaliteli olmadığı gibi çok hafif arabalar da adi anlamına gelmez. Önemli olan arabanın kendi ağırlığı ile bebeğin ağırlığını doğru bir şekilde dağıtabilmesidir. Çünkü bebek arabası sürmek sandığınız kadar kolay bir iş değildir, özellikle gezi veya alışveriş birkaç saat sürüyorsa 🙂

Piyasada çok fazla marka / model var, cidden karar vermek kolay değil. Ama size iyi bir haberim var : puseti seçtikten sonra bu kadar düşündürecek pek bir şey kalmıyor. Sadece Oto Koltuğu Seçimi… 🙂