Okula Alışma Süreci

Ufaklık kaç yaşında okula başlamalı ?

Bana sorarsanız 3 yaşından sonra onların bilgiye hasret, zehir gibi beyinlerine; mesleği veya hobisi öğretmenlik olmayan, sıradan bir ebeveynin tüm gün yetmesi biraz zor. Bazı uzmanlar 48 aydan önce çocuğun anneden ayrılmasını doğru bulmuyor ama okula giden her çocuk annesinden ayrılarak gelmiyor zaten; bir kısmı anneanne/babaanneden, bir kısmı da bakıcıdan kopup geliyor… Çocuğuna bakıcı bakan birçok anneden ise şunu duyuyorum : en kötü okul, en iyi bakıcıdan iyidir… Bilemiyorum, ben onların yalancısıyım ama bakıcı olarak eski model bir Fransız mürebbiye bulmadıysanız, okulda evdekinden daha çok şey öğreneceği garanti.

Kızım 36 aylıkken, oğlum 38 aylıkken okula başladı. Hatta ekimin ikinci haftası itibariyle oğlum yeni yeni ağlamamaya başladı. Tüm süreç şu an taze yani 🙂

Oryantasyon yani okula alışma süreci, sadece çocuk için değil; onu bambaşka bir ortama bırakacak olan anne için de oldukça sancılı bir süreç. Gerçekten gözünüz kapalı güvenebileceğiniz bir okul bulmak, hele ki istismar, taciz, çocuğa şiddet ve vahşet olaylarının çok yaygınlaştığı şu günlerde dünyanın en zor işi galiba. Ayrıca şans işi biraz da…

Bir okulun iyi olup olmadığını herkes kendi kriterlerine göre değerlendirir ama ben okul seçerken şunlara dikkat etmiştim :

  1. Okul müdürü konuşmaya geldiğimde neler soruyor ? Doğrudan mesleğimi ve maddi durumumu mu merak ediyor, yoksa çocuğumla mı ilgileniyor ?
  2. Okulda çocuklara nasıl davranıyorlar ? Disiplini nasıl sağlıyorlar? Ödül – ceza araçlarını kullanıyorlar mı? (Kullanmasınlar tabi ki , mesele iyi ve kötüyü içselleştirip çocuğun vicdanına dokunmak)
  3. Okulun genel olarak temizliği, düzeni vs nasıl ? Yerde boydan boya halı var mı? (Olmasın) Çocuklar okul içi ve dışı farklı ayakkabılar giyiyor mu? Peki, okul çalışanları buna dikkat ediyor mu? Sonuçta hepimiz biliyoruz ki okula başladıktan sonra çocuğumuzun hasta olmama şansı yok ama en azından bunu en aza indirgeyecek hijyen kurallarına uyuluyor mu?
  4. Okul, çocukların güvenli şekilde barınmasına ve öz bakım ihtiyaçlarını kendi görebilmesine imkan sağlıyor mu? Mesela yemekhanedeki masalar, sandalyeler, tuvalet ve lavabo boyları uygun mu? Nasıl oyuncaklar ile oynuyorlar ? Varsa merdiven nasıl ve koruması var mı?
  5. Okulda yemek işi nasıl yürüyor? Çocuklara ambalajlı gıda veriliyor mu? Yoksa yoğurdunu kendi yapan, domatesini kendi yetiştiren bir okul mu?
  6. Sınıflar kaç kişilik ? Öğretmen, aynı yaştaki 15 çocuğa yetebilir mi? Sınıflar neye göre ayrılıyor ? Benim eylül doğumlu çocuğum, ocak doğumlu yaşıtlarıyla mı beraber olacak ?
  7. Öğretmenlerin genel tavrı, tarzı nasıl? Çalıştıkları kurumdan memnunlar mı, yoksa daha iyi bir teklifte uçup giderler mi ? Çocuğumu dönem ortasında bırakabilirler mi?
  8. Veli profili nasıl ? Nasıl insanlar bu okulu tercih ediyor? Mümkünse bu okula çocuğu giden bir tanıdığım var mı? Yorumlar nasıl? Sosyal medyada absürt şikayetler, eleştiriler var mı? Kurumun bu kötü yorumlara cevabı nedir ?
  9. Okul müdürü bana banknotmuşum gibi mi bakıyor, yoksa çocuğu okula başlayacak, endişeli bir anneymişim gibi mi?
  10. Okul sunduğu tüm hizmetleri ücrete dahil etmiş mi, yoksa geziler, tiyatrolar, vs için her seferinde ödeme yapacak mıyım?
  11. Okula esnek saatlerde gelebiliyor muyuz ? Yoksa en ufak bir aksilikte maddi beklenti içine mi giriyorlar ?

Sanırım bu kadardı… Okulda ne yaptıklarından çok, okulun genel anlayışını anlamaya çalışmıştım. Okulun veliyi altın kesesi olarak görmemesi ve tüm enerjisini çocuklarımızın mutluluğuna harcaması benim için olmazsa olmaz bir kriter. Çocuğun okulda yaptığı resimler değil de, okulda resim yaparkenki mutluluğu önemli benim için. Montessori, yabancı dil, bale, bateri dersi, satranç kursu, drama etkinliği, yoga dersleri vs bence ikincil etkenler. Önceliğim, her zaman mutluluk ve sağlık. Çok şükür ki mutlu oldukları bir okul bulduğumu düşünüyorum.

Gelelim, ana kuzusu yavrularımızın bizi tüm gün görmeyeceği okula alışma sürecine…

  • Öncelikle tüm gün okula gönderme zorunluluğunuz yoksa ben 1-2 saat ile başlamanızı tavsiye ederim. Zaten çocuk biraz alışıp arkadaş edinmeye başladığında süreyi kendi uzatmak isteyecektir.
  • Okula tüm gün gitmek zorundaysa, velilerin genel olarak çalışan anne profili olmasına dikkat etseniz iyi olur. Ev hanımı anneler erkenden çocuklarını alıp okulun bahçesinde oynarken, sizin yavrunuz buruk kalmasın.
  • İlk günlerde ağlaması normaldir. Hiç tanımadığı bir ortama giriyor sonuçta… Ama onlar ağlarken sizin de ağlamanız normal değildir. Çocuk sizi ağlarken görürse, aslında okulun kötü bir yer olduğunu ve sizin onu bırakmayı istemediğinizi ama mecbur kaldığınızı falan düşünür, halbuki gözyaşlı dönem bittikten sonra anneler dans ediyor, haberleri yok yazık 🙂 Kızım okula ilk başladığında yüzümün yarısını kaplayan güneş gözlüklerimi takıp kuytu bir köşede vicdanımla hesaplaşıyordum. Bana aşırı aşırı aşırı düşkün olduğu için bırakıp gidemiyordum… O içeride, ben dışarıda bir hafta ağladık. Sonra öğretmeni gelip şu dahiyane öneriyi sundu : “okula babası bırakabilir mi?”
  • Evet, baba insanı müsaitse çocuğu okula o bıraksın, çünkü çocuklar babalarından daha kolay ayrılıyorlar! Ayrılırken dizine sarılıp seni darmadağın eden çocuklar, babalarına mutlu mutlu el sallıyorlar. Tamam, bu yöntem de sihirli değnek değil tabi ki ama en azından gözyaşı kısmını siz görmüyorsunuz anneler 🙂
  • Okula bırakma işini illaki siz yapacaksanız, kararlı olun ve çocuğunuzun sizin duygularınızla oynamasına izin vermeyin. Çok zor, biliyorum çünkü ben de yaşıyorum bunu. Onlar bizi o kadar iyi tanıyor ve zayıf noktalarımızı o kadar iyi biliyorlar ki “ama seni çok özlüyoruuum” diye ağlamaları bundan. Halbuki bu sene oğlum okula başlarken, bu tongaya düşmeyerek kararlı davrandım ve yarım saat sonra okula telefon açtığımda ağlamasının ben gittikten 5 dk sonra kesildiğini ve gün boyunca hiç ağlamadığını öğrendim; oğlum da okulda hiç ağlamadığını gururla onayladı. 🙂
  • Kararlılıktan ödün vermemek adına çocukla yapılan her işte olduğu gibi, vedalaşma seromonisini de bir ritüel haline getirebilirsiniz. Mesela bu sene itibariyle iki çocukla baş edemeyeceğini düşünen eşim, çocukları okula bırakma işine 1 senelik ara verdiği için ben şöyle bir ritüel geliştirdim : kalkıyoruz, yüzümüzü yıkıyoruz, tuvalete giriyoruz, giyiniyoruz, sütümüzü içiyoruz, canımız çekerse bir dilim kek veya bir meyve yiyoruz ( kahvaltı okulda) ,evden çıkıyoruz, okulda ayakkabılarımızı değiştiriyoruz, sarılıyoruz, öpüşüyoruz ve birbirimize el sallıyoruz. Onlar okulun içine, ben dış kapıya koşuyorum 🙂 Dönüşümüzde de siz ikindi kahvaltısını yedikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin, ben öyle geleceğim dedim; aşağı yukarı o vakitte gelip alıyorum çocukları. Geç kalmamak ve çocuğun kaygı üretmesine sebep olmamak çok önemli.
  • Çok küçük oldukları için servis olayını düşünmedim ama siz servis kullanacaksanız ayrılma kısmı daha kolay olabilir. Serviste hem öğretmen, hem de diğer çocuklar olduğu için adaptasyon daha kolay oluyor(muş). (Hatta 5 yaşındaki kızım da artık servise binmek istiyormuş, ben onu bebek gibi okula bırakıyormuşum…)
  • Öğretmeni sevmesi, okulu sevmesi için birincil koşul. Eğer çocuk öğretmeni sevemediyse, çok inatlaşmadan başka bir sınıfa geçirebilirsiniz.
  • Çocuklar okulda ne yaptıklarını ilk dönem çok anlatmayabilirler, muhtemelen onu konfor alanından uzaklaştırıp yaban ellere verdiğiniz için size öfkelidirler. Sakin olun, zamanla anlatmaya başlar. Bu arada siz de okul anneleri ile tanışıp, okulda olan biteni anlatan çocuklardan havadisleri alabilirsiniz. 🙂
  • Çocuğun okul olaylarını iyi takip etmelisiniz. Özellikle alışma sürecindeki çocuklar için yedek kıyafet, kullanıyorsa alt bezi, suluk, okul ayakkabısı, özel günlerdeki özel ihtiyaçlar, acıkıyorsa kuruyemiş tipi sağlıklı atıştırmalıklar kesinlikle süreci doğrudan etkiliyor. Mesela bizim okul her hafta basit konsept partiler düzenliyor; sarı gününde sarı giydirmek, itfaiye haftasında itfaiyeci şapkası yapmak gibi elzem(!) ihtiyaçlar çocuğunuz için övünç veya utanç kaynağı olabiliyor. Mesela düşünün, çiş kaçıran çocuğun çantasında yedek kıyafeti yoksa, okulda alay konusu olma ihtimali çok yüksek. Okula okuma kitabı gidecekse onu gününde göndermelisiniz, yoksa anlamını yitiriyor ve çocuğun hevesi kırılıyor. Ayrıca bu yaş grubu çocuklar çok açık sözlü, çok acımasız; biliyorsunuz.
  • Ortalama 3 haftalık bir gözyaşı sürecinden sonra çocuğunuz koşarak okula gidebilir. (Gitmeyebilir de, her çocuk aynı değil tabi. )

Balıklama Yöntemi

Bu terimi geçen gün öğrendim, çocuğu okula kim bırakıyorsa o kişinin çocuğu bırakıp tam anlamıyla kaçmasıymış. Bazen vedalaşma süreci o kadar uzuyor ki benim de öğretmen tavsiyesiyle kaçtığım günler olmuştur ama bunu oryantasyon döneminde hiç yapmadım. Bazen yarım saat, bazen 1 saat okulda çocuğumla gezip ona uzun uzuuun anlattım, onu sakinleştirmeye çalıştım. Eşim işin içine girmediği için oğlumda, kızımdan daha çok mesai yaptım diyebilirim. Kendimi değerlendirdiğim zaman işin kolayına kaçmadığımı düşünüyorum. Çocuk açısından düşününce anneyi bırakmak çok zor, çünkü ona doğduğundan beri ben bakıyordum, hep yanında oldum. Ara ara anneanne/babaannesine bıraksam da beni görmeye alışıktı. Birden hiç tanımadığı bir ortama bırakıp gitmekten bahsedince… Ağustos ortasında Ekim başına kadar çoğu gün ağladı; her gün okula gelmeden konuştuk, programlar yaptık, sarıldık, ablasıyla aynı okulda olması bile kâr etmedi. Ne zaman sınıfına alıştı ve arkadaşlık kurmaya başladı, o zaman rahat rahat okula koşmaya başladı. Sözün özü, çocukların güvenini kazanmak zor, kaybetmek kolay; o yüzden emek göstermemiz şart.

Birkaç İpucu

  • Çocuğunuza okula gitmeden birkaç ay önce okul hakkında konuşmaya başlayın. Okula gideceği için çok mutlu olduğunuzu, orada yeni şeyler öğreneceğini, eğleneceğini, okula gitmenin bir büyüme işareti olduğunu anlatın. İşin içine büyüme lafı girdiği zaman çocukların daha çok ilgisini çekiyor 🙂
  • İçinize sinen bir okul bulduktan sonra okulu beraber gezin. Onun seveceği detayları fark etmesini sağlayın.
  • Oryantasyon sürecine muhakkak zaman ayırmaya çalışın, çocuğu bırakıp gitmeyin.
  • Okulun hayatımızın bir parçası olduğunu, herkesin okula gittiğini anlatıp göstererek okulu normalleştirin.
  • “Seni okula vereyim de bir kurtulayım” ,”Öğretmenine söyleyeyim de sana kızsın”, “Uslu durmazsan seni okula bırakacağım”, “Sen okulda kal en iyisi” gibi okulun kötü / ceza olduğu algısını bilinçaltına kazıyan cümleler kurmayın.
  • Çocuğunuzla düzgün bir vedalaşma yaptıktan sonra onun görüş alanından çıkın, sizin gideceğinizi ama geri döneceğinizi öğrensin.
  • Ağlamak bulaşıcıdır, bu yüzden okul girişinde ağlayan bir çocuk görürseniz hemen alternatif bir girişe yönlenin. Eğer tek giriş varsa birkaç dakika oyalanıp öyle okula girin.
  • Çocuğunuz girişte ağlıyorsa ve susmuyorsa, çocuğu oradan uzaklaştırın. Tek başına ağlarken birden koro şeklinde ağlamaya başlayabilirler çünkü.
  • Mümkünse çocuğunuzu hep aynı saatte okula bırakıp aynı saatte okuldan alın. Program belirginleştikçe kaygı azalacaktır.
  • Alıştıktan sonra birden okula gitmek istememeye başladıysa öğretmen ve arkadaşlarıyla ilişkisini öğrenmeye çalışın, çocuğunuzu rahatsız eden bir şey yaşanmış olabilir. Ama hiçbir şey olmayabilir de… Özellikle ikinci dönem ortaya çıkan bu durum, yetişkinlerdeki bahar rehaveti gibi genel bir motivasyon sıkıntısıdır, birçok çocukta ara ara görülür.
  • Her gün ağlıyor, okulda çok mutsuz, etkinliklere katılmıyor ve saldırganlaşıyorsa; belki okul vakti henüz gelmemiştir. Bir uzmana danışıp çocuğu okuldan alabilirsiniz.

Umarım sizin için ve çocuğunuz için en doğru okulda, en doğru öğretmen ve arkadaşlarla, bir de mümkünse gözyaşlarının sel olmadığı tatlı bir süreç yaşarsınız 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s