Çocuğuma Kim Baksa ?

Annelik müessesesi vicdan işidir, bağlılık işidir, şüphe işidir, deliliktir. Kendinden başka kimsenin, hatta annenin bile çocuğuna senin gibi bakamayacağını düşünürsün. Düşünmelisin de, gerçekten anneanneler anneler gibi bakmıyor çocuğa. Kimi anneanne daha evhamlı, kimi daha otoriter, kimi daha şımartıcı, kimi daha yeme odaklı, kimi temizliğe ve mikroplara takık, çeşit çeşit… Babaanneler de aynı şekilde, herkesin kendine has stili var. Çocuk bu şahsına münhasır stillere ne kadar uzun süre maruz kalırsa kafası o kadar karışıyor, diyor ki mesela babaannem bana oyuncak silah aldı, anneannem çikolata yememe izin verdi blablabla

İşte bunlar olmasın diye mümkün olduğunca gözümün önünde tuttum çocukları 🙂 Aslında büyüklerin de işine geldi, biliyorum. Az sorumluluk ile doya doya torun sevdiler, yalnız bizde torun sevmek isteyene anneleri promosyon! 🙂 Çocuklar gözümün önünde dursun diye kendimce baya fedakarlık yaptım; işimden, evimden, arkadaşlarımdan… Hiçbirini bırakmadım ama her şeyden azar azar ortaya karışık, haliyle eksik eksik ve ne yaptığımın farkına bile varamadan 5 yıl geçirdim. Ve eylül itibariyle ikisi de okullu oldu 🙂

Lakin her çalışan annenin benim gibi seçme şansı yok, maalesef. Biliyorum ve özellikle çocuğuyla daha çok vakit geçirmek isteyen annelere alternatif çalışma şekilleri önerilebilir diye düşünüyorum. Doktor, avukat gibi mesleğini kendi icra etmek durumunda olan annelerin başka şansı yok ama masa başında çalışan, telefondan çok e-posta ile iş yürüten, dosya işi yapan anneler için bir güzellik düşünülebilir bence. Tercihe bağlı olarak; kadınlara evden çalışma, dosya bazlı çalışma gibi saatsiz çözümler sunulsa birçok annenin işine gelir diye düşünüyorum, belki de yanılıyorum. Maaşlı bir işim olsaydı ücretsiz izin alacağıma böyle bir yöntemi tercih ederdim.

Çalışan annelerin yasal izinleri bittikten sonra kabaca 3 alternatifi var : ücretsiz izne ayrılmak, çocuğu anneanne/babaanneye baktırmak, eve bakıcı almak. Üçü de birbirinden meşakkatli olan bu yöntemler, en az 2 sene boyunca annenin vicdanını, aklını kurcalar durur. Ücretsiz izne ayrılsan, hem evin geliri düşecek, hem de iş garantisinin olmadığı bu devirde işsiz kalma riskin var. Ayrıca yönettiğin projelerin sancısını çekip doğumunu görememek, müşterilerini kaybetmek ve işinden uzaklaştıkça körelmek de cabası. Çocuğu annene / kayınvalidene bıraksan hem yorulacaklar, hem çocuk üzerine senden çok konuşma hakkına sahip olacaklar, hem senin hassasiyet göstereceğin bazı detayları atlayacaklar, hem de ara ara laf sokuşturmalara, sitemlere maruz kalacaksın. Eve bakıcı alsan, tanımadığın bir kadını evine alıp canını emanet edeceksin. Evet, çocuğuna senden bile iyi bakan, belki daha iyi davranan, yüreği sevgiyle atan tontik ablalar da var ama ya seninki onlardan değilse ? Kamera koyup bütün gün ne yaptığını izlesen de, çocuğuna nasıl davrandığını tam da bilemeden güveneceksin. Allah korusun çocuğuna vursa, bağırsa, yanlış kelimeler kullansa veya yanlış kavramlardan bahsetse; çocuk onun travmasını atana kadar sen acı çekeceksin, kendini suçlayacaksın. Ayrıca niyeti bozup evi yavaş yavaş araklayan versiyon da mevcut. Üç ucu pis değnek yani…

Bir ihtimal, işi gücü bıraksan full time mummy olmaya karar versen, kararına saygı duyarım lakin çocuklar 36-48 ay aralığında okula başlıyor ve senden kopuyorlar; öğretmenleri, arkadaşları, ödevleri, projeleri oluyor… Çocuk okula başlayınca birden bomboş, ıpıssız kalacaksın. Hele yıllardır çalışma hayatına alıştıysan, çok fena… Çözüm yeni bir çocuk olabilir mi? Yok, bence değil; birden fazla çocuğun birbiriyle, seninle ve diğerleriyle ilişkilerini yönetmek baya yorucu bir iş. Hatta düşündüğünden daha yorucu da olabilir, gerçekten 🙂 (bkz : İkinci Çocuk? Ayrıca anne olsak da 2-3 yaşındaki bir erken ergeni her gün – tüm gün oyalamak herkesin harcı değil; gerçekten sabır ve hoşgörü belli bir saatten sonra; mesela yere dökülen ayranlardan, halıdaki oyun hamurlarından, koltuktaki tükenmez kalem lekelerinden, duvar kağıdındaki yırtıklardan, tuvalet yolunda göllenen çişten, alabora olan çekmecelerden, 40.kez sorulan sorulardan sonra gayet tükenebiliyor. Hepimiz insanız sonuçta 🙂

Çocuğun bakım işi, benim en çok kafamı kurcalayan ve bir türlü ideal çözümü formülize edemediğim bir konu. Tıpkı kardeşler arasında olması gereken ideal yaş farkı konusu gibi… Bence bu konuda da herkese uyan tek bir çözüm yok, kişiye özel çözüm var. Şimdi üçüncü kez anne olsam ben yine ilk ikide yaptığım gibi ortaya azar azar anneliği ve işimi katarım. Küçücük bebeğimi yaz kış demeden ofise götürür, belki birkaç saatlik bir yardımcı ile maçı götürürüm. Çünkü benim için ideal formül bu, aksi beni rahatsız ve mutsuz eder. (Herhalde.. )

Umarım yine olsa yine aynısını yaparım diyebileceğiniz, size has annelik formülünü en yakın zamanda bulur; madden ve manen rahat olursunuz. Pişman anne psikolojisi çok fena, Allah korusun… 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s