İkinci Çocuk ?

Bizim toplum bir acayip, hayatımıza dair her şeyi bizim adımıza planlamaya çalışıyorlar 🙂
Üniversiteyken “ee, okul ne zaman bitecek?” , mezun olunca ” ee, iş bulabildin mi?”, çalışmaya başlayınca “ee, yok mu birileri?”, evlenince “ee, çocuk ne zaman?” , doğurunca “ee, ikinci çocuk ne zaman?”

Hmm, ikinci çocuk ne zaman?

Ne zaman isterseniz, o zaman.

Hem ebeveyn olmanın güzelliklerini yaşayıp, hem de kendinizden pek feragat etmek istemiyorsanız : hiçbir zaman… Tek çocuk yapıp işi tadında bırakan aileler hiçbir zaman, iki çocuk arasında adaletli davranmak, birbirlerini kıskanmaları ve birbirlerine saldırmaları ile boğuşmak, ikisine birden ayrı ayrı zaman ayırmak, bütçe ayırmak, kafa ayırmak, sonra geriye kalan zamanda yorgunluktan gebermeyip eşe zaman ayırmaya çalışmak, çift olarak bir şeyler yapabilmek için 2 çocuğu ayrı ayrı organize etmek (genelde anneanne – babaanne tayfası 2 küçük çocuğu aynı anda istemiyor) gibi tonla sorunu hiç düşünmezler. Tek bir çocuk ile anne-baba olmanın güzelliklerini yaşayabilirsiniz, hem de bir sürü olası sorunu eleyerek… Tek çocukların çoğu, potansiyellerinin çok daha azını kullanarak yaramazlık, gürültü ve vurma eylemi yaparlar. Eşyalarını paylaşma dertleri yoktur, evde bu yüzden cıngar çıkarmazlar. Hem çocuk, hem ebeveyn açısından mis gibidir.

Tek çocuk isterken yanlışlıkla iki çocuk sahibi olmuş gibi konuştum, değil mi ? Yok, asla… Her zaman en az iki (en fazla da üç ) çocuğum olsun istedim. Çünkü bence bir kardeşin yerini hiçbir kişi alamaz… Hayatımızın muhtemelen en kıymetli, en güzel yılları olan çocukluğumuzu beraber geçirdiğimiz dost, büyüyüp kendi hayatlarımızı kurduğumuzda bile hep özel kalacaktır. Çocuklarımızın dayısı, teyzesi, halası, amcası olacaklardır.

Tabi bir kardeşin, bir dost haline dönüşebilmesi için anne – baba tutumu ve biraz da yaş farkı önem arz ediyor. Ebeveyn olarak çocuklarımızı oldukları gibi, iyi ve kötü tüm karakter özellikleri ile kabul edip onları başka çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslamamamız gerekiyor. Muhabbet esnasında pek de düşünmeden kurduğumuz “kardeşin hiç böyle yapmıyor, vurmuyor, ağlamıyor, vs” veya “kardeşinin notlarına bak, bir de kendi karnene bak” tarzında cümleler veya “ilki tecrübesizliğe geldi, ikincisinde ustalaştık”, “ilkinde çok uğraştık, ikincisi aceleye geldi” , “x kazara oldu” gibi şakalar(!) kardeşlik olgusuna ciddi zarar veriyor.

Kimseyi ilk çocuğum gibi sevemem…

Bu cümleyi ilk kez annemden duymuştum. İlk çocuğum, kendimden 4 yaş küçük bir erkek kardeşim var. Oldukça zorlayıcı bir kabullenme döneminden sonra kardeşimle dost olmayı başardık. Biraz büyüyüp annemle sohbet etmeye başladığımızda, kardeşime hamileyken böyle hissettiğini söylemişti. Hem onu benim kadar sevemeyeceğini düşünüyormuş, hem de böyle düşündüğü için üzülüyormuş… Hamilelik kafası işte… Kardeşim doğduktan sonra ikimizi ayırt etmeden sevmiş, sevdiğine de eminim çünkü benim de iki çocuğum var ve ikisini de ayrı ayrı çok seviyorum.

Çevremde ikinci çocuk istediği halde, onu yeterince sevemeyeceğini düşündüğü için çekimser kalan annelere hep bunu söylüyorum : sevebilirsin 🙂 (“Hayır, onu kesinlikle bu kadar sevemem, bu yüzden de asla düşünmüyorum” tarzındaki net annelere ise peki diyorum)

Sevebilirsiniz, çünkü ikisinin çok farklı özellikleri olacak ve sevmenin sınırı yok. Birinin bir özelliğine bayılacaksınız, öbürünün başka bir özelliğine… Aynı şekilde birinin bir huyundan nefret edeceksiniz, öbürünün başka bir huyundan…

Neden ikinci bir çocuk isteriz ?

İç güdüsel olarak üremek ve müthiş(!) DNA’larımızı gelecek kuşaklarda da yaşatmak, en temel anlamda yeryüzünde iz bırakmak için çılgınca çocuk istiyoruz. Kadınlarda çocuk doğurmakla ilgili biyolojik bir saat var, içeriden sürekli mırıldanıp kadını uyarıyor. Evlilik ve sorumluluk ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşayan erkek nüfusunda bile belli bir yaştan sonra baba olma merakı ortaya çıkıyor. “Evlilik rezalet ama babalık on numara…” Kiminde amaç biyolojik yeterlilik sınavını geçmek, kiminde duygusal açlığını bastırmak olsa bile erkeklerde de biyolojik saat işliyor ve onlar da üremeyi, baba olmayı, babalık yapmayı hayal ediyorlar. Peki, tüm bu içgüdüsel sıkıntılarımızı dindirmek ve egomuzu tatmin etmek için tek bir çocuk yeterli değil mi?

İkinci çocuğumu doğurmuş ve ona aşık olmuş olmasam bu soruyla kendimi yiyip bitirebilirdim. Bir çocuk daha yapma fikri; ilk çocuğa haksızlık yapıyormuş hissinin yanında ekstra sorumluluk, ekstra tutsaklık, ekstra bölünme ve ister istemez zaman veya maddi imkanlar gibi sınırlı kaynaklarımızı paylaştırma gerekliliğini doğuruyor. Oldukça korkutucu olan çocuk sahibi olma fikri, ondan daha korkutucu olan birden çok çocuk sahibi olma fikriyle çarpışıyor.

Lakin çocuklar şahsına münhasır, her biri tek tek özel ve değerli yaratıklar… Hele doğdukları andan ergenlik zamanına kadarki dönemde insana bir yaşama sevinci, hayata tutunma, çabalama ve ayakta kalma, var olma sebebi veriyorlar. Hele eğitilmeye müsait, iyi huylu çocuklar üretmeyi becerebilirseniz yemelere doyamazsınız 🙂

Dürüstlükle itiraf edeyim ki,

  • İkinci çocukta ilk çocuktaki şokları yaşamıyorsunuz.
  • Her şey daha kolay, daha doğal gelişiyor ve sanki hayatınızda hiç anne olmadığınız dönem olmamış, siz zaten zamanlama ve organizasyon yeteneği ile dolup taşmışsınız gibi oluyor.
  • Çocuğun bakımı ile ilgili bilgi ve becerileriniz gelişmiş, gerekli teçhizat da çoktan alınmış oluyor. Haliyle daha az masraflı, daha rahat bir ebeveynlik yaşıyorsunuz.
  • Ayrıca tüm imkanlarınızı ilk çocuğunuza yığıp ona gerçek üstü bir dünya sunmamış, çocuğu sonradan kurtulmaya çalışacağı bir fanusa kapatmamış, bir anlamda hayatta kalabilme becerilerine katkıda bulunmuş oluyorsunuz. Nasıl ki doğada kardeşler sürekli boğuşarak düşmanlarına karşı taktik geliştiriyorlar, siz de çocuklarınızı doğal bir ortamda hayata karşı hazırlama misyonunu gerçekleştirmiş oluyorsunuz. Bu anlamda yeterli imkanın olduğu evlerde ikinci veya üçüncü çocuklar sorun değil, mutluluk kaynağı olarak yaşamlarını sürdürüyor.
  • Çocuklarınızın karakterine göre, beraber farklı şeyler yapmaktan keyif alıyorsunuz. Bir anlamda her bir çocuk sizin farklı bir yönünüzü geliştiriyor, sizin kendi yolculuğunuzda farklı rotaları keşfetmenizi sağlıyorlar.
  • Aynı anne babadan nasıl farklı karakterler çıkabileceğini fark ediyorsunuz. Belki kendimle çelişeceğim ama ne iyi huylu, sosyal, sevimli, güler yüzlü, nazik çocuğunuzun; ne de bağırıp çağıran, huysuz, asosyal, kaba çocuğunuzun pek de sizin eseriniz olmadığını fark ediyorsunuz. İlk çocuğunuzu doğru yetiştiremediğiniz ile ilgili kaygılanıyor ve kendinizi yetersiz ve mutsuz hissediyorsanız; aynı evde, aynı tavır ve tarzla bir başka çocuğun çok farklı yetişebildiğini görüyorsunuz. O zaman çocuklarımızın belli bir karakterle doğduğunu ve sizin ancak bu karakteri bir yere kadar eğitebileceğinizi idrak ediyorsunuz. Bu da hem bir kaygı, hem bir rahatlama sebebi oluyor 🙂

Kardeşler arası yaş farkı ne olmalı?

Yaş farkı mevzusuna gelirsek, bu hala daha benim için oldukça karmaşık. Çünkü şaşırtıcı bir şekilde, ideal yaş farkı yokmuş 🙂 Evlenmeden önce iki çocuk arası en az 7 – 8 yaş olmalı derdim. Böylece ilk çocuğum ile yeterince “kaliteli” zaman geçirebilecek, onun kendi sosyal hayatını kurduğu zamanda yeni bir çocuk yapıp onunla “kaliteli” zaman geçirecektim. Tabi o zamanlar anne değildim, çocukların biraz büyüyüp kendi ortamlarına salıverildiği gibi bir yanılgı içindeyd(miş)im. Halbuki çocuk yirmi yaşına geldiğinde bile, (elbette yavrunun karakter özelliğine de bağlı olarak) hasbelkader azalsa da anneye ihtiyaç bitmiyor. Bu yüzden de kardeşler arası adil ve ideal bir yaş aralığı yok. (Onun yerine sürekli bölünen ve bölündükçe daha güçlenmek zorunda olan süper ebeveynler var 🙂 )

Çevremde çocukları arasında 13 ay, 22 ay, 3,5 yaş, 8 yaş ve 12 yaş bulunan çeşitli anneler var. Muhabbetlerimizde “şu kadar fark olsa daha mı iyiydi” senaryoları üretiyoruz, sonra teorilerimizi çürütüyoruz. Yaş farkları az olduğunda iki küçük çocuğa söz geçirmek baya zor oluyor, anlamıyorlar. Yaş farkı çok olduğunda, büyük çocuğun kıskançlığı saçmalık haline geliyor ve büyük çocuğa daha tahammülsüz davranmaya başlıyoruz. Yaş farkı daha da büyüdüğünde, büyük çocuğun ergenlik sancıları başlamış oluyor ve normalde olduğu karakterden çok daha zor bir hale bürünüyor. Yaş farkını baya abarttığınızda ise anne için yeni çocuğa yetecek enerjiyi toplamak biraz zor olsa gerek. Sizin çevrenizde de menopoza girdiğini sanıp hamile çıkan anneler vardır, çocuklarıyla aralarında 45-50yaş fark var. Neredeyse 1 değil, 2 nesil fark var yani… Haliyle ilk çocuğa kardeş değil, evlat gibi oluyor. Bu kadar yaş farkı hem anneye, hem çocuklara haksızlık diye düşünüyorum.

Sanırım ikinci bir çocuğu hangi amaçla istediğimiz, aralarında olması gereken yaş farkını da düzenlememize yardımcı olabilir :

  • Çocuğum yalnız kalmasın diye
  • Yaşlanınca bana bakacak biri daha olsun diye
  • Bu sefer kız / erkek olsun diye
  • Bebek kokusunu özledim diye
  • Eşim istiyor diye
  • Soyadımızı devam ettirsin diye
  • Yalnızım, oyalanayım diye
  • Bizim ailede herkes 2-3-5-10 çocuk yapıyor diye
  • Tek çocuk sürekli bana sarıyor, en azından kardeşine sarsın diye

Benim sebebim, çocuğumun hayatta benden sonra da güvenebileceği, canından kanından biri olması isteğimdi. Elbette iyi bir arkadaş, kötü bir kardeşten daha çok şey ifade edebilir ama güzel çocukluk anıları ve daha paylaşımcı bir karakter oturtmak için kardeşlik önemli diye düşünüyorum. (Annenin akıl sağlığı da bilhassa önemli ama tüm bu curcuna geçtiğinde her şey çok güzel olacak, eminim ) Psikologuma göre iki çocuğu kardeş olarak yetiştirmek için maksimum 5 senelik bir ara verilmeliymiş, bana göre bir çocuğun anneye olan bağımlılığının azalması için de en az 2 seneye ihtiyaç var. Haliyle 3-4 yaş farkı, birçok uzmanın da dediği gibi ideale yakın gibi gözüküyor.

Birinci sebep haricindeki tüm sebepler için yaş farkı, önemini biraz yitiriyor, o zaman gençliğimde düşündüğüm planı uygulayabilirsiniz. İlk etapta şu soruyu cevaplamak lazım : emzirmiyorum, çocuğuma mama yapmıyorum, alt temizlemiyorum, gece uyanmıyorum, gündüz okula gönderiyorum, bir bakıcıya veya bir bebeğe bağımlı değilim, saat bakımından özgürüm… Ne zaman hamilelik ve doğum da dahil olmak üzere bebek trafiğine geri dönmeye hazır olabilirim? 4,5 senedir aralıksız bez değiştiren bir anne olarak sona yaklaştığım şu zamanlarda tekrar başa dönme fikri beni titretiyor diyebilirim. (Sanırım üçlü çete hayalimden vazgeçiyorum 🙂 ) Ama belki bebeklerin o sarımsı süt kakası özleniyordur. Belki aylık hatırı sayılır bir meblağı Prima’ya harcamak özleniyordur veya şunu yerim süt yapar, bunu yemem süt keser hesapları da… Belki aradan 8-10 sene geçse evde ciyaklayan, bir şeyleri yere atan, emekleyen bir zıpır olsa özlemi başlıyordur. İkinci etapta bir çocuk sahibi olmanın sadece bebeklik dönemi ile sınırlı kalmadığını hatırlamak lazım. Sonrası için de kolay gelsin 🙂

Uzun uzun yazdım, bir nevi dertleşme yazısı oldu. (Umarım ahkâm kesme yazısı olmamıştır, zira hiç öyle bir amacım yoktu.) Günün sonunda herkes çocuk yapma veya yapmama özgürlüğünü kullanır. Ne “aman kızım, tek çocukta kalma. Sen doğur, ilerde işine yarar, şöyle olur, böyle olur” diyen bilmiş teyzeler çocuğunuza bakıyor; ne de “sakın bir tane daha çocuk yapmayın, devir kötü, hayat pahalı, yeni nesil işe yaramaz, vs ” diyen felaket tellalları… Çocuğunuza veya çocuklarınıza bakacak, onları sevecek, onların sorumluluğunu üstlenecek sizsiniz. İkinci çocuk için karar verecek yetkili mercii de sizsiniz. Tabi bazen ebeveynlerden birini ikna etmek gerekebilir 🙂

İkinci Çocuk ?’ için 2 yanıt

  1. Yazi guzel, cocuk yapmak kadar ,yapmamak fıkrı de olumlu karsilanmali bemce.Bu baglamda size katiliyorum.Bazen tek cocukta bu doygunluga erisiyorsunuz,bazen daha da cogalmak ihtiyaci ya da ilerisi icin bir dayanak..Herkesin cikis noktasi farkli.Bence de bu insanin kendini tanimasi ve adamasiyla ilintili.Sorumlulugunu alamayip vakıt ayıramayacaklar bence cocuk yaomasın,bu topluma da hızmet demektır.Ancak ıcınden enerjısı tasan ve bunu cok ısteyen ınsanlar severek bebek yapabılır ve bakabilir,bu kisilerin hayatini nasil yasamak istegiyle de ilgilidie bazen??????
    Android için Outlook’u edinin
    ________________________________

    Beğen

    • Yorum için çok teşekkürler… İstenen, layığıyla bakılan ve en önemlisi sevilerek büyütülen çocukların doğması dileğiyle…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s