OKB Ebeveynler ve Çocukları

OKB yani Obsesif Kompülsif Bozukluk kulağa yabancı gelebilir, bildiğimiz takıntı – saplantı hastalığı aslında. Takıntı – saplantı deyince de pek korkutucu gelmedi, değil mi ? Hani hepimizin basit takıntıları vardır, hatta biz onlara “prensip” deriz. Ne bileyim, çoğumuz simetri / düzen hastasıyızdır veya çok istediğimiz bir şey için durmaksızın dua ederiz, totem yaparız falan… Ama yok, onlardan bahsetmiyorum; hastanın önce kendi, sonra da çevresindekilerin hayatını takıntıları yüzünden yavaş yavaş yaşanmaz hale getirmesinden bahsediyorum.

Yavru, bebekken yaptığımız bir sürü gereksiz davranış “evham” adı altında toplanabilir ve hemen hemen tüm anneler içgüdüsel olarak bu hastalığa yakalanır. Hoş, anne biraz rahat davransa, hemen anneanne, babaanne veya baba faktörleri devreye girer. Aileye bebek geldiği zaman herkes “iyi niyetli” endişeler duyar; bu normal. Lakin yavru biraz büyüdükten sonra kendi takıntıları ile çocuğu delirtmek, işin asıl sorunlu kısmı. Çünkü takıntı / saplantı sahibi olmak demek; kişinin günlük hayatında ciddi zaman kaybetmesi ve bir şekilde sürekli huzursuz ve mutsuz olması demek. Haliyle takıntılı bir ebeveyn ile büyüyen bir çocuğun bundan etkilenmeme şansı maalesef yok..

En basit haliyle takıntı, işin düşünce kısmı; saplantı ise takıntının getirdiği huzursuzluğu ortadan kaldırmak için yapılan tekrarlı eylem diyebiliriz. Mesela, çocuğun dışarıda olduğu her an mikrop kapıp hastalanacağını düşünmek, sağa sola dokunmasına izin vermemek ve gerilmek takıntı; bu endişeden mütevellit sürekli çocuğun elini ayağını silmek, eve dönünce çocuğu çitiler gibi yıkamak veya tatmin olmayıp birkaç kez yıkamak saplantı kısmı. Mesela çocuk uyurken ölürse diye endişelenmek takıntı; sürekli gidip bakmak, nefesini dinlemek, camı, kapıyı, gazı kontrol etmek saplantı. Mesela, çocuğun sürekli üşüteceğini düşünmek, Temmuz ortasında çocuğun çorabını bile çıkarmasına izin vermemek takıntı; gelip gidip çocuğa ceket, yelek, patik vs giydirmek veya çocuk terledikçe üstünü değiştirip yine kat kat giydirmek saplantı. ( Sonra “çocuğum çok terliyor, cildi fidi fidi oldu (atopik dermatit) , teni çok hassas” falan demek de işin manyaklık kısmı oluyor 😀 )

Araştırmalar psikolojik rahatsızlıkların özellikle babadan geçme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor, ancak çocukların babadan çok anneye maruz kaldıklarını düşünürsek “öğrenme” yöntemi ile de sağlıklı yavrumuzu manyaklaştırabiliriz. ( Biraz çabayla her şey mümkün!) Günün sonunda, genetik alt yapı ile öğrenmenin birleşiminden çok bariz hasta yavrular yetiştiğini biliyorum…

Her gün ayakkabısını, kemerini, telefonunu, cüzdanını, saatini, şifonyerin üstünü, tuvalet aynasını komple silmeden rahat edemeyen bir eşe sahibim. Günün en az yarım belki bir saatini bu saçmalığa harcıyor çünkü bu işleri yavaş yavaş, sindire sindire yapmayı seviyor. Bir ritüel, bir tören gibi… Sırayla… Ayrıca düzenlediği her şey simetrik de olmalı. Tüm eşyalar onun koyduğu açıda, yerli yerinde olmalı. Eve geç gelsek, uykudan gözleri yansa bile o “çok mühim işler” mutlaka yapılmalı. O bu “işleri” yaparken odaya çocuklardan biri girerse, bir yerleri karıştırırsa ya da sadece konuşursa bile sinirlenip bağırabilir, ne de olsa “çok mühim işler”…  Dinlerken olayın vahameti anlaşılmayabilir ama evlerindeki normal üstü titiz anne modeli ile çocukluğunda filizlenip yetişkinliğinde kemikleşen çok zor bir hayattan bahsediyorum… ( Bir de aynı titizliği ben göstermiyorum, çocukları özgür bırakıyorum diye bana kızıyor, deli miyim?!? 🙂 )  Bence çocuklara temiz olmak, düzenli olmak, oyuncaklarını kaybetmemek, bir eşyayı koyduğu yeri hatırlamak gibi şeyleri abartıya kaçmadan da öğretebiliriz. Babaları bu yönteme inanmasa da benim oyum her zaman sakinlikten ve özgürlükten  yana.

Diyebilirsiniz ki “ortada genetik bir gerçeklik varken, annesi/babası gibi takıntı belirtileri gösteren çocuğa ne yapılabilir ki ?” Bunu ben de düşündüm ve psikoloğuma sordum, “takıntıları özendirmemek gerek” dedi. Yani sağlıklı olan ebeveyn, çocuğunu gözlemleyerek takıntı belirtileri gösterdiğinde buna pay vermemeliymiş (diğer ebeveyn için o hareketler normal ve olması gereken çünkü). Çocukların inatçılığını ve sabit fikirliliğini düşündüğüm zaman bir hayli zor bir görev olduğunun farkındayım. Ancak  takıntılar kademe kademe büyüyerek hayatı kaplıyormuş. En başta dediğim gibi bunları belli bir seviyede tutarsanız prensip sahibi olursunuz, tutamazsanız o “prensipler” sizin sahibiniz olur…

Şimdi şöyle objektif olarak kendimizi bir değerlendirelim, acaba çocuğumuzla alakalı manyak gibi davrandığımız şeyler var mı? Veya kendi hastalıklı davranışlarımızla çocuğumuzun hayatını ne kadar etkiliyoruz acaba ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s