Anne Arabası*

İlk arabam tek kapılı bir hatchback’ti. Henüz üniversite öğrencisiydim, genellikle yalnız takılırdım. Arabama 1’den çok kişinin bindiği nadir günler haricinde, arabamın tek kapı olması bana hiç sıkıntı yaratmadı. Hatta… Arabamın tek kapı oluşu, bana kafa rahatlığı bile hediye etmiştir. İstanbul’da, sıkışık trafikte arka kapıyı zorla açarlar mı, çantamı gasp ederler mi, arabaya üç kapıdan doluşup beni domine ederler mi korkularımdan feragat etmeme vesile olmuştur. (Evet, ben İstanbul’da yaşarken biraz paranoyaktım. )

Arabamı değiştirmeye karar verdiğimde ilk tercihim yine tek kapılı bir hatchback olmuştu. O sırada evli olduğum için çevremdeki herkesin benden bebek beklentisi vardı ve araba seçimimi yanlış buluyorlardı. Halbuki ilk çocuğum olduğunda gayet de rahattım….

Tek kapılı bir hatchback kullanan annenin ana kucağı / oto koltuğu ile sınavı :

  • Öncelikle çevrenizdeki bıdıbıdıları susturun, hiç de zor olmuyor. Zaten bebek 6-8 aylık olana dek ana kucağında seyahat ediyor, onu da sağ ön koltuğa monte ediyorsunuz. ( Ana kucağını yola ters bir şekilde en az 3 noktadan emniyet kemeri ile bağlıyorsunuz, burada kritik nokta sağ ön koltuğun airbag’ini kapatmak. )
  • Çocuk biraz büyüyüp 9 kilograma ulaşınca oto koltuğu maceranız başlıyor. Tek kapılı bir araç kullanıyorsanız muhtemelen arka koltuklar dardır, bu yüzden ufak hatlı bir oto koltuğu seçmeniz gerekiyor. Çocuk rahat etsin diye dev gibi olanlardan da alabilirsiniz lakin monte ederken biraz zorlanırsınız.
  • Uygun bir oto koltuğu seçmeden önce arka koltukta isofix bağlantılarınız olup olmadığını kontrol etmeyi unutmayın. Mesela benim arabamda isofix vardı, üretici arka koltuğa isofix taktığına göre tek kapılı arabasıyla bebeğini gezdirmeyi düşlemek bana has bir manyaklık değilmiş herhalde.
  • Avantaj 1 : Bu tür araçlarda dev gibi kapılar bulunur.  Hatta ilk başta dar yerlere park ettiğinizde falan zorlanırsınız, çünkü yandaki araca veya duvara çarpmadan inme şansınız azdır. Lakin bu dev kapılar oto koltuğunu içeri tıkarken, hatta çocuğu içeri oturturken size çok büyük rahatlık sağlar.
  • Avantaj 2 : Çocuğunuz biraz büyüyüp etrafı keşfe başladığında “acaba arabanın çocuk kilidini indirmiş miydim? “, “camları kilitlemem lazım” , “çekiştirirken açma kolunu kıracak” gibi dertleriniz olmaz. Aracın arka kapısı, arka kapı açma kolu veya camı açma düğmesi vs olmadığı için çocuğunuz dikkatinizi dağıtacak veya tehlikeli olabilecek bir şeyler yapamaz. Tek yapabileceği tepe ışığını açmak, onu da yapıversin canım 🙂
  • Dezavantaj 1 : Bebek küçükken arabanıza birinin binmesi işkencedir. Sağ kısım felç olduğu için siz arabadan inersiniz, kişi arkaya biner, ineceği yerde yine siz arabadan inersiniz, kişi arkadan doğar. Özellikle diz ile alakalı sıkıntıları olan birinin arkaya geçmesi çok zordur. Biz maalesef annemde bu sorunu yaşıyorduk…
  • Dezavantaj 2 : Bu tip arabaların çok geniş bagajları yoktur. O yüzden bir tek pusetle bagajı yer bitirirsiniz. Hatta pusetinizi bagajınıza göre seçersiniz. Bebeğin diğer eşyalarını da arka koltuğa yığarsınız.
  • İpucu : Aracı alırken cam tavan opsiyonundan faydalanırsanız ne sizde, ne çocuğunuzda klostrofobi oluşmaz. İçerisi çok karanlık olursa çocuk sıkılabilir, korkabilir veya çocuğun çevre ile bağı tamamen kopabilir (yan camlar yeterince büyük değilse). Cam tavan ile yağmur, kar, güneş gibi doğa olaylarını; yıldızları, kuşları, vs göstererek ilgisini çekebilirsiniz.

Lakin ilk çocuğunuz pek büyümeden tekrar hamile kalırsanız, artık tek kapılı arabanıza veda etme zamanınız gelmiştir. Zira koca kapıdan koca göbeğinizle içeri eğilip ufaklığı koltuğa oturtmak belinize işkence etmek anlamına gelir. İşte o zaman yüksek bir araç almayı düşünebilirsiniz.

Hatırlıyorum da SUV tipi araçlar şehirlerde yaygınlaşmaya başladığında baya gıcık oluyordum. Araçlar güzel ama yollarımız dardı. Hiç unutmam, bir gün bir alışveriş merkezinin otoparkında bir hanım abla ile yan yana park ettik. Benim tek kapılı minnoş arabam, onun ise dev bir cipi vardı. Tabi yanına ben park edince kapıyı açıp inmekte zorlandı biraz ( belki orada olmasam pata küte kapısını arabama çarpıp inerdi de ben oradaydım işte ) Sonra bana “çizgileri dar yapmışlar” dedi. Ben de “tabi” anlamında gülümsedim ama içimden kahkahalar atıyordum. “Çizgiler normal de senin araban biraz büyük kardeşim” diye düşündüğümü çok net hatırlıyorum. Hatta “bunlar şehir aracı değil ki, sanki hepiniz dağdan araziden inmiyormuşsunuz gibi neden caddeleri bunlarla dolduruyorsunuz” diye kızdığımı da çok net hatırlıyorum. Lakin “lafını yemek” diye bir deyim var, işte ben tam da öyle yaptım… Yedim lafımı, aldım SUV umu, ohh rahat ettim. (bence de bazı otoparklarda çizgileri dar yapıyorlar 😀 )

SUV kullanan annenin ana kucağı / oto koltuğu ile sınavı :

Aslında biliyor musunuz, anne gözüyle baktığımda bu araçlarda dezavantaj diyebileceğim neredeyse hiçbir şey yok… Sonuçta yakıt tüketimi, gürültü, kullanım kolaylığı vs teknik konulardan bahsetmiyorum, sadece iç hacim ve çocuklarla seyahat konusunda bize sağladığı rahatlıktan bahsediyorum. (Diğer teknik meseleler için bkz : google )

  • İç hacmi normal bir araca göre hayli geniştir, ferah ferah seyahat edersiniz.
  • Çocuklarınıza istediğiniz yükseklikteki oto koltuğunu alıp belinizi pek zorlamadan onları indirip bindirirsiniz.
  • Çocuklarınız rahatlıkla dışarıyı görür, sağa sola bakarken keyifli yolculuklar yaparsınız.
  • Arabanın içinde alt değiştirmek bile sorun değildir, arka koltuk yeterince geniştir.
  • Dezavantaj : Dev gibi aracın dev gibi bagajı olur sanıyorsunuz ama yine de puseti dikine koyamıyorsunuz! (ki baston puset kullanıyorum şu an) Dikine koyulmadığı için enine puseti koyup tekerlerine değmesin hesapları yaparak sağa sola eşya yerleştiriyorsunuz. Bagaj kısmen büyük olsa da benim hayal ettiğim bagaj sanırım kamyonetlerde var 🙂 (Bu konuda sedanlar çok başarılı, her ne kadar eğilip çocuğu yerleştirmek zorlasa da bagaj avantajı düşündürüyor.)

Günün sonunda ister hatchback alın, ister SUV; çocuklu arabaların ortak özelliği olan dağınıklık kaderiniz olacak. Benim çocuklarım yolda atıştırmaya bayıldığı için arabamın tabanı fındık fıstık ile dolu, tabi oyuncakları unutmamak gerek 🙂

Bir Dost Tavsiyesi : Arabanız ne olursa olsun çocukların kapılarında çocuk kilidi olmasına dikkat edin. Kapı koluna rahatlıkla ulaşıp muhakkak bir deniyorlar. Camları kilitlemeyi unutmayın, muhakkak o düğmeler kurcalanıyor. Bu önlemler kişinin kendi arabasında ilk başta alınıp sonra unutuluyor, özellikle misafir olarak bindiğiniz arabalarda önlem almayı unutmayın.

* Bir annenin araba sahibi olması gerçekten yaşam kalitesini artırıyor. Bir ailede tek araba varsa, bu annenin olmalı diye düşünüyorum. Zaten çok işimiz var, hayatımız zor. Anneler hayattan kopmasın ve hayatları kolay olsun, amin!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s