Hamilelik Kafası

Hamilelik çok farklı bir kafa, çok farklı bir ruh durumu hali… Birden dünyadaki her şey, doğacak minik yavruya karşı tehdit oluşturan tukaka; hatta dünyanın kendisi de tehlikelerle dolu, vahşi… Halbuki bebek şimdi içeride mutlu, huzurlu ve hepsinden önemlisi güvenli… Herkeste aynı olmayabilir ama eminim ki her kadın hamileliği boyunca bir tür manyaklığa saplanıp kalmıştır :

İyi anne olabilecek miyim ?

Kocam iyi baba olabilecek mi?

Çocuğumuz ya hayırsız, iğrenç bir çocuk olursa ?

Ya doğumda bir sıkıntı yaşarsam ?

Ya ultrasonda gözükmemiş bir sorun çıkarsa ?

Ya ben doğumda kalırsam ?

İlk hamileliğimde doğumda ölmeye takmıştım…

Allahım, ben doğumda ölürsem bebeğime kim bakacak ?

Ama ben anne olmayı çok istiyorum, lütfen anne olabileyim.

Ben olamazsam ona en iyi anneliği benim annem yapar, çocuğu anneanneye versinler.

Bununla ilgili vasiyet bırakılabiliyor mu acaba ? 

Peki, 55 yaşındaki kadına minicik bir bebek bırakmak bencillik olmaz mı ?

Ama benim bebeğim iyi bir anneye layık, kocam tekrar evlense bile yeni kadın ona iyi davranmaz ki … Sonuçta eski kadının yavrusu… Ezerler çocuğumu…

Allahım lütfen ölmeyeyim, çocuğum annesiz büyümesin…    

Doğum sonrasında çok şükür yıkılmadım, ayaktayım 🙂

İkinci hamileliğimde çocuğuma bir şey olacak diye ödüm kopmuştu… 

Vücudumuz mucizevi lakin mükemmel değiliz. Peş peşe iki gebelik demek, düşük ve erken doğum riski demek.

Zaten bütün hamilelik boyunca o kadar ağrım vardı ki; hep minnacık doğup kuvözde kalacağından, daha da kötüsü savaşını kazanamayacağından korktum.

Allahım, lütfen ona bir şey olmasın… Böyle bir travma yaşamayalım, kimse yaşamasın. 

Çok ağrım var, düşüyor mu acaba ? 

Çok ağrım var, bu doğum ağrısı olabilir mi ? Ama daha 25 haftalık… Ya doğarsa ? ? 

Ya içeride ölürse ve ben fark edemezsem ? 

Lütfen bebeğim sağ salim, en azından 36 haftadan sonra doğsun… 

Lütfen sağlıklı sıhhatli olsun, lütfen lütfen lütfen… 

Derken 37 haftanın sonuna kadar dayandı çocuk 🙂

Neyse ki tüm bu endişeler hayatımda yerini almadan silinip gitti, şimdi ise o dönem  yazdığım yazıları okuyup kendimi anlamaya çalışıyorum. Lakin bedende o hormon yoğunluğu, göbekte de yavru olmadan anlaşılmıyor azizim.

Bu bağlamda duyarsız kocalara pek kızmamak lazım belki… (Gerçi elde değil) Klişe olacak ama empati şart! Yanınızdaki hamişi anlayabilme ihtimaliniz sıfıra yakın olsa da biraz sakinleştirici etkisi yapabilirsiniz. Bazen konuşmanıza bile gerek kalmaz, sadece elini tutun. O bıdırdanırken siz sakinliğinizi koruyun, dinleyin ve anlamaya çalışın. Hepsi bu…

Hamişlik geçiyor ama unutulmuyor, sanırım çiftler birbirini böyle zor zamanlarda daha iyi tanıyorlar, dostlukları sınanıyor. Benim en iyi dostum annemmiş mesela.. 🙂

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s