Sezaryen* mi, Normal Doğum mu?

Herkesin doğum konusunda bir hayali var; benim hayalim normal, epiduralsiz ve epizyotomisiz ( yani tamamen eski model) doğumdu ve kısmen başardım da. İlk doğumumda epiduralden, ikinci doğumumda hem epidural, hem epizyotomiden yırttım. Bunun biraz şans ama çoğunlukla doğum öncesi psikolojik hazırlık ile alakalı olduğunu düşündüğümden çevremde kendi rızasıyla sezaryen doğum yapmak isteyen anneleri  normal doğuma yönlendirmek gibi bir gaye edindim sanırım. Çünkü doğal süreçte ortada zaruri bir durum yokken olması gereken bu.  Öte yandan, elbette, senin vücudun senin bebeğin senin kararın.

Hamilelik, kadının bazen kendini bile tanıyamadığı, tanımlayamadığı; hayata dair tüm algısının değiştiği çok özel bir süreç. Her gün birkaç cümle kendini yazsa, kadının annelik evresine geçişini adım adım, gün gün takip edebileceği ve başı ile sonu arasında dağlar kadar düşünce farkı olduğunu fark edeceği uzuuuun bir hazırlık dönemi. (Keşke babalar da bizler gibi bu süreçte hormonal değişikliklere maruz kalsalar da bebek doğduktan sonra yaşadıkları o ebleh süreci en aza indirgeyebilseler… )  Annenin bebeğine en iyiyi, en güzeli, en doğruyu verme çabasının içgüdüsel olarak başladığı bu hazırlık süreci; doğru beslenme, doğru egzersiz, evde ve işte doğru çalışma koşulları, doğru takviye alımı ve en sonunda da doğru doğum yöntemi ile bitiyor. Süreç boyunca bebeği ve anneyi izleyen doktor hem bebeğin, hem annenin durumunu göze alarak onları doğru bir doğum sürecine hazırlamak ile mükellef iken maalesef bizimki gibi gelişmemiş ülkelerde doktorlar çoğunlukla ettikleri Hipokrat yeminini unutup veya kendi çıkarlarına göre yontup hastalarını kendi isteklerine göre yönlendirebiliyorlar. Sadece benim çevremde bile birçok arkadaşım “doktoru tatile çıkacağı veya bir yerlerde seminerde olacağı için” bebeğini vaktinden önce doğurmaya ve bunun için ameliyat olmaya razı oldu.

Tabi yanlış anlaşılmasın, doktorlar tatil yapmasın mı ? Yapsın.

Doktorlar yurt içi ve yurt dışı seminerlere katılarak kendilerini geliştirmesin mi? Geliştirsin.

Doktorlar hastaları için kendi hayatlarından ve ailelerinden feragat etmek zorunda mı? Değil.

Ancak zaten çok hassas olan anneyi korkutup sezaryene yöneltmek de vicdan işi değil. İlk hamileliğimde iki doktora gittim. Özel bir durumum yoktu ama çok güvendiğim bir  arkadaşımın önerdiği doktor şehir dışındaydı, ekstra bir durum olursa diye yine sora soruştura şehir içinde de bir doktor edinmek zorunda kaldım. Hamileliğimin 34.haftasında doğum üzerine konuşurken şehir içindeki doktorum bana özetle şunları dedi :

Sen normal doğumu pembe bir dünya mı sanıyorsun? Sancıyı çekeceksin, ilk doğumun olduğu için en az 8-10 saat sürecek. (3 saat sancı çektim)

O ıkınmayla beraber bağırsakların dışarı çıkabilir, ben o sırada seninle mi bebeğinle mi uğraşayım? (Hiçbir şey çıkmadı, gayet normal olarak doğumdan çıktım)

Bebeği çıkarırken kolu sıkışıp felç olabilir. (Allah aşkına binde kaçlık bir ihtimalden söz ediyorsunuz ? Sezaryende de bebeği kesebilirsiniz yanlışlıkla. Bir anneyi bebeğinin sağlığıyla korkutmak nasıl bir gerçekçilik anlayışıdır? ) (Allah’a şükürler olsun ki çok sağlıklı bir kız doğurdum)

Çok istiyorsan yine de seni normal doğum listesine alırız, 39-42 hafta doğumu beklersin. (38.hafta bitiminde doğurdum)

O zamana kadar rahat tavırlarıyla bana güven vermeyi başarmış olan doktorum birden bu fikirleriyle bende bir deprem etkisi yarattı. Günün sonunda hiçbir sorunum olmamasına rağmen şehir dışında doğum yapmak zorunda kaldım. (Sonraki hamileliğimde de ikinci çocuğuma haksızlık olmasın diye orada doğurdum 🙂 )  Yine de düşünüyorum da şanslıymışım ki adam fikirleri hakkında çok dürüst davranmış ve gardımı alabilmem için zamanım ve B planım varmış. Adam ya son anda bunu yapsa ? Malum, sezaryen yanlısı doktorların tam doğum zamanı “komplikasyon” yaratan versiyonları var: Birden bebeğin nabzı düşüyor, birden bebek strese giriyor, birden bebek ters dönüyor, birden bebeğin suyu tükeniyor falan…  Bunlar bahane olarak o kadar çok kullanıldı ki, gerçekten bu durumlar olduğunda bile kafada acabalar dolanıyor. Anne ve bebek sağlığı için gerçekten ne gerekiyorsa buna pek tabii doktor karar vermeli. İşte bu yüzden kararlarına saygı duyacağınız bir doktorunuzun olması çok kritik derecede önemli.

Bir de normal doğum mu, sezaryen doğum mu sorusunun cevabını doktorundan önce kendi yanıtlayan anneler var : sezaryen! Birkaç tane sezaryen yanlısı anne ile tanıştım, çoğunlukla doğum korkusu ve eski haline dönememe korkusundan bahsettiler.

  1. Doğum korkusu için şunu söyleyebilirim : Bence doğum bir kavuşma anı ve korkacak bir şey yok. Doğum kaç saat sürerse sürsün, ne kadar yıpratıcı ve yorucu olursa olsun, hafıza o anları siliyor ve geriye sadece bebeği ilk kucağınıza aldığınız, duygu sarhoşu olduğunuz anlar kalıyor. O özel anda tamamen ayık olmayı ve 9 ay boyunca bir tane ağrı kesici bile almadığınız vücudunuza hiçbir şekilde uyuşturucu sokmamayı tercih etmez misiniz ?
  2. Eski haline dönememe korkusunu anlayabiliyorum ama kegel egzersizleri ile çok sorun edecek bir boyut kalmayacağını düşünüyorum, bunu zaman gösterecek 🙂

Ben diyorum ki, “doğum yapmak için illaki kesilip biçilmek zorunda mısınız? ”  Onlar diyor ki “e normal doğumda da epizyotomi var, yine kesiliyorsun, aynı şey.”  Evet, epizyotomi iki ucu pis değnek.. Yaptırmadığında kontrolsüz yırtıklarla uğraşma riskin var. Yaptırdığında ise vücut bütünlüğünü bozmuş ve enfeksiyon için risk oluşturmuş oluyorsun. Bu yüzden doğru bakım şart. İlk doğumumda, sürpriz bir şekilde kesildiğimi öğrendim.  Muhtemelen tedbir amaçlı yapılmıştı ama çok şükür 10-15 günde sorunsuz bir şekilde tamamen iyileşti. Artısı : doğumu kolaylaştırdığı doğru, doğum anında hiç acı hissetmedim. İkinci doğumumda,  doktorum epizyotomi yapmadı. Artısı : üzerine oturamama gibi bir sorunum olmadı, bakım yapmak zorunda olduğum dikişlerim olmadı.

Hazır artılardan bahsetmişken, normal doğumun birkaç artısından bahsedeyim:

  • İster epizyotomi olsun, ister olmasın doğumdan hemen sonra kalkıp yürüyebiliyorsunuz.
  • Vücut bebeği dışarı çıkardığından haberdar olduğu için doğumdan hemen sonra süt salgısı başlıyor ve bebeği memeden önce biberonla tanıştırmak zorunda kalmıyorsunuz.
  • Bebeğin doğum yolundan geçerken anneden aldığı bakteriler ile bağışıklık sistemi gelişiyor.
  • Bebek doğmak için çaba sarf ediyor ve durup dururken dış dünyaya çıkarılmanın şaşkınlığını yaşamıyor.

Konuyu derleyip toplamam gerekirse; ne normal doğum, ne sezaryen doğum çiçek bahçesi değil. Ancak doğumun doğal bir olay olduğunu ve gerekmediği sürece ameliyatlaştırılmaması gerektiğini; öte yandan sezaryenin gerekli olduğu durumlarda ise normal doğum için inat edilmemesi, bebeğin ve annenin hiçbir şekilde tehlikeye atılmaması gerektiğini çünkü aslolanın sağlıklı anne, sağlıklı bebek olduğunu düşünüyorum. Annelik serüvenimizin normal şartlarda yıllarca süreceğini düşünürsek doğum sadece küçük bir detay kalıyor.

 

 

*İçten içe “sezaryan veya sezeryan” diye telaffuz etmek istediğinizi biliyorum ama TDK işin doğrusu bu  diyor, ben de az önce fark ettim 🙂

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s