Kardeş Kıskançlığı ve Tükeneyazan Anne

Kafam karışık, ruhum huzursuz…

Allahım yanlış mı yaptık ?

İkinci bir bebek için tez canlı mı davrandık?

Yaş farkı az olunca daha iyi anlaşmazlar mı ama ?

Mutlu mutlu el çırpan oğluma bakıyorum. Pıtı pıtı emekliyor; yeni yeni konuşmaya başlıyor, ne dese dünya tatlısı. Ya ablası ?

Ciyak ciyak bağıran, her söylediğim şeye ağlayarak karşılık veren, hoşuna gitmeyen bir şeyler söylediğimde hemen saldıran küçük kızıma bakıyorum. Henüz iki yaşında bile değilken abla olan, annesini ondan daha minik ve daha muhtaç küçük kardeşiyle paylaşmak zorunda kalan küçük kızıma…

Her ne kadar tüm hamileliğim boyunca onu doğacak kardeşine alıştırmaya çalışsam da bebek doğduktan sonra, hele ki biraz büyüyüp emeklemeye başladıktan sonra ipler gerilmeye başladı… Bir yanım kendimden tonla fedakarlık yaparak ona hayatının jestini yaptığımı söylüyor, “sakin ol ve sabret; biraz büyüdüklerinde hem kardeş, hem arkadaş olacaklar; birbirlerine sahip oldukları için şükredecekler” diyor ; öbür yanım “o daha çok küçüktü, onunla yapabileceğin bir sürü şeyi erteleyip çocuğun duygusal gelişimine ket vurdun, onu saldırgan ve huysuz yaptın, aferin sana” diyor. İşin anlamsız tarafı şu ki, kardeşi olmasa bundan daha uyumlu, daha sakin olur muydu asla bilemeyeceğim. Sonuçta doğduğundan beri huysuz, kaprisli ve bana bağımlı… ( evet, bir iki aylıkken bile kimsenin kucağına gitmezdi, tuvalete kadar gitsem ağlamaktan morarırdı çocuk)

Öte yandan aile kavramı benim için çok önemli, hayattaki en büyük şansımızın ailemiz olduğunu düşünüyorum. Anne, baba, her birini ayrı ayrı ama çok çok çok fazla seveceğimi bildiğim çocuklarla dolu mutlu bir yuva, kalabalık bir aile… O hayal ettiğim çok çocuklu, kalabalık ailenin kanepede oturup televizyon izlenirken sahip olunmadığını biliyorum. Aslında tüm bu zorluklarla baş etmek için de hazırım ama o “çocuğuma haksızlık mı yapıyorum acaba?” hissi beni mahvediyor. Kendimi ikisine birden adasam da asla yetemeyeceğimi bildiğim, çok yorulup hiç dinlenemediğim bu maratonda koşmaktan çok yanımda elimi tutan, bana destek olan, “geçecek bugünler, sen doğru olanı yapıyorsun” diyen bir hayat arkadaşımın olmaması, onun benimle uğraşması gereken şu geçici zaman diliminde sanki tonla işim gücüm yokmuş gibi onunla uğraşmak zorunda kalmam ve daha da kötüsü benim tüm gün çocuklarıma göstermeye çalıştığım anlayış ve hoşgörünün akşam onları gördüğü 2 saatte yerle bir edilmesi beni delirten şey belki.

Allahım çok yorgunum.

Kızım neden böyle yapıyor ?

Babası neden böyle yapıyor ?

Acaba ben nerede yanlış yapıyorum ?

Bu durumu düzeltmek için ne yapabilirim ?

Kızımla en son psikologa gittiğimizde onun her şeyin farkında olduğunu, hayatta seçimler olduğunu öğrendiğini ve onun beni delirtmeyi seçtiğini öğrendim. Psikologumuz rutin olarak gelmemize gerek olmadığını, kızımın bilinçli bir şekilde beni kızdırmak için uğraştığını ama doğru tepkilerle bu durumun geçeceğini söyledi.  Güzel, ne zaman ?

Aslında şikayet etmeyi çok seven biri değilim. Hayatta karşılaştığım her şeyin bir sebebi olduğunu, sürekli sabır-şükür ekseninde hareket etmem gerektiğini, şımarık zamanlarımı onlu yirmili yaşlarımda bıraktığımı düşünüyorum. Sadece bazen kendi kendime kaldığım, düşündüğüm, üzüldüğüm, kızıp da dışa vuramadığım veya daha kötüsü patladığım zamanlarda oluyor bu his. Kızım bariz bir şekilde kardeşini kıskanıyor ve bu gerçek, çoğu zaman yaptığı birçok saçmalığı açıklıyor. Dikkat çekme çabası, o sebepsiz ağlamalar, her şeye küsüp bağırmalar, tutturmalar, susmamalar… Öte yandan tüm bunlar kardeş sahibi olmasından kaynaklanmayıp, kendini dünyaya kanıtlama ve kabul ettirme sürecinin bir parçası olarak da tezahür ediyor olabilir. Sınırlarını belirlemek, kuralların esnekliğini test etmek, ne kadar ileri gidebileceğini görmek istiyor olabilir. Belki zaman zaman annesini çıldırtmaya çalışan, kötü ruhlu bir çocuktan değil de şahsına münhasır yöntemlerle “anne, ben buradayım” demeye çalışan bir çocuktan dert yanıyorum. Böyle düşününce de yine o suçluluk hissi geri geliyor, yine çaresiz ve yetersiz hissediyorum. Sonra çocuk sahibi olmanın gül bahçesi olmadığını hatırlayıp  gelecek hayallerimde iki belki de üç çocuğumla yoluma devam ediyorum. Tabi bu süreçte kendi tek çocuk olup pek çocuk sevmeyen eşim kafayı kırmış olur mu bilemiyorum. (Evlenirken hayat ne güzeldi…)

Dedim ya, kafam çok karışık… Bu dönemi geçirebilirsem, belki bu dönemle ilgili sonucu belli olan bir şeyler yazabilirim. Şimdilik sadece içimi dökmek istedim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s